24 Ağustos 2012 Cuma

EVH Wolfgang Special İncelemesi (2012)


EVH Wolfgang Special 



Eddie Van Halen’ın gitar dünyası üzerindeki etkisi yadsınamaz. 70 sonlarından beridir adam ne kullansa olay oluyor bir şekilde. Özellikle gitarları (ve amfisi) büyük kitleleri de peşinden koşturuyor. İlk yıllarında Charvel ve Kramer gibi firmaların patlamasına büyük katkı sağladıktan sonra 90’larda kendi imzalı modeline de kavuştu. Wolfgang onun kendi imzalı serisinin adı oldu hep. Music Man ve Peavey firmalarıyla çalıştı ve her ikisindeki modeller de karakter anlamında oldukça yakın aletlerdi. İlerleyen yıllarda ise Eddie kendi işini, sağlam bir destekçi firma ile çalışarak, kendi halletmeye karar vermiş olmalı ki Fender ile anlaşarak EVH’ı kurdu. EVH’ın üretim hattına baktığımızda ise üç ana model kategorisi ile karşılaşıyoruz; Wolfgang USA Custom, Wolfgang USA ve Wolfgang Special. İşbu gitar da Eddie’nin kendi adına ürettirdiği EVH Wolfgang’lerin Japonya üretimi olan ve görece daha hesaplı fiyatlı versiyonu;

Her zamanki gibi katalog bilgileri ile başlayalım;


Model : Wolfgang Special
Renk : Tobacco Burst
Gövde Ağacı : Ihlamur (Üstte akçaağaç kaplama)
Perde Sayısı : 22
Perde Boyutu : Eski Usül
Pozisyon İşaretleri : Siyah noktalar
Tuşe Çapı : 12"-16" Konik (birleşik)
Klavye Ağacı : AA Kuşgözü Akçaağaç
Sap Ağacı : Yıldızkesim Akçaağaç
Sap Cilası : İnce Poliüretan
Üst Eşik Genişliği : 41,3 mm
Tremolo : EVH markalı Floyd Rose Tremolo ve EVH D-Tuna
Köprü Manyetiği : Custom Designed EVH Humbucker
Sap Manyetiği : Custom Designed EVH Humbucker
Manyetik Seçimi : 3 Yönlü Anahtar
Skala Uzunluğu: 25.5" (64.8 cm)




Gitar size çok şık bir hardcase içinde ulaşıyor ve Fender’in son dönem çantalarını andıran bu çantayı, hardcase düşmanı olarak (taşımaya düşman elbette) çok sevdim. SKB tarafından üretilen dengeli ve kavraması kolay bir çanta. 



Gitarı elimize aldığımızda insanın aklından bir “Vooooaaaaa” hissi geçiyor ılgıt ılgıt

Çantanın en güzel tarafı ise harikulade bir gitara doğru giden yoldaki bir geçiş olması. Zira açtığınız anda kırmızı kadifeler için son derece seksi bir gitar size göz kırpıyor durumda. Aslında bir de goldtop olsa aklıma Marilyn Monroe gelecek, hani vardır ya onun meşhur bir pozu, fonda kırmızı kadife filan (merak eden buraya tıklasın), tam da o tarz bir seksilikten bahsediyorum.  Gitarı elimize aldığımızda insanın aklından bir “Vooooaaaaa” hissi geçiyor ılgıt ılgıt. Gitarın gövdesi oldukça hafif bir ıhlamurdan yapılmış. Gövdenin üzerindeki bükülmüş akçaağaç (quilted maple) kaplama gitarın sahip olduğu albeninin özü belki de. Oldukça güzel figürlere sahip bir kaplama ağacı tercih edilmiş, akabinde de gayet zarif bir şekilde boyanmış, cilalanmış.  İlaveten, gövde kenarlarına ince bir şekilde işlenmiş yanık (burst) figürü de epey zarafet kazandırıyor. Gövde tasarımı olarak Peavey veya Music Man’in Gövde tasarımı büyük ölçüde buraya da, gitarın ana hatlarına taşınmış. Ancak şunu belirtmek lazım, görsel tasarım olarak olmasa bile, gövdenin bir tele gibi dümdüz olması bazı rahatlık sıkıntıları yaratıyor. Tele kullanıcıları ne demek istediğimi bilirler, gövdede rahatlık hatlarının (comfort contour) bulunmaması, her ne kadar atla deve olmasa da, çalım süresi uzadıkça da artan bir rahatsızlık hissiyatı yaşatır. İşte aynı şey Wolfgang Special için de geçerli. Bu durum EVH’ların Amerika üretimi olanlarında geçerli olmasa gerekir, öte yandan zira o modellerde yuvarlatılmış bir üst gövde yapısına sahip.



Kuşgözü akçaağaçtan yapılan sapa geldiğimizde ise dikkatimi çeken ilk şey sapın gövdeye açılı bir şekilde girmesiyle yakalanmış oldukça düşük seviyelere çekilmiş olan tel yüksekliği oldu. Sap profil itibariyle genele hitap etme konusunda sempati toplayacak bir forma sahip. Bana göre hem kalın, hem de ince sap sevenler kendilerince rahat edebilirler. Asimetrik sap profili rahatlığı arttıran bir unsur. Tuşe ağacının, sap ağacından farklı olması, tek parça akçaağaç saplarının fanatiklerine eksi bir özellik gibi gelebilirse de Leo Fender’in ömrünün son yıllarında bu türdeki birleşimleri daha fazla sevdiğini röportajlarında dile getirdiğini de anımsatmak gerekir. Sitesinde verilmeyen bir bilgi olarak gitarın perdelerinin paslanmaz çelikten olduğunun da notunu düşmek lazım. Ama perdeleri muhteşem yapan şey malzemeleri değil mükemmele yakın işçilikleri. Perde kenarlarına, genel formlarına, genel cızlama bızlama durumlarına, nizamlarına bakıyorum ve hepsinde de arayışım beyhûde çıktı. Yalnız paslanmaz çelik perdelerle ilk karşılaşmam değil ve onlar hakkında deneyimim arttıkça Dan Erlewine’ın “Guitar Repair Guide” adlı kitabındaki söylemine katılabilir durumdayım, paslanmaz çelik birincil tona biraz daha kırılgan bir tizlik katıyor gibi. Tarif etmesi zor ancak ecnebilerin “crisp” dedikleri gevrek incelik durumu oluyor. Seveni olur, sevmeyeni olur o ayrı. İyi veya kötü demiyorum ama bu karakter, geleneksel perdelere alışkın ve özellikle açık tonlarda çalanlarca yadırganabilir. 



Ayrıca perde aralarında, aynı James Tyler Studio Elite incelememde belirttiğim çok hafifçe oyukluk burada da mevcut. Hala aynı görüşteyim, çok basit bir şey ama bana göre büyük rahatlık, yerli gitar yapımcılarına da öneririm. Konik tuşe çapı harikalar yaratıyor desem o kadar da değil :) Evet işe yarıyor ama 12 inç’lik tuşe eğrilik çapından ötesinde çok sıkıntı yaşanmıyor zaten. Genelleme yapacak olursam 9” – 14” arası bir geçiş daha anlamlı olabilir. Bahsetmeden geçmemek gereken unsurlardan diğeri de sap arkasının cilâsı. Poliüretan ama varlığı ile yokluğu anca belli oluyor. Cidden çok çok ince atılmış ve bunu çok sevdim. Evet, dayanım için iyi değil ama hissiyat ve titreşim sönümlendirmemesi açısından en güzeli.


Kullanılan bazı parçalardan da bahsedelim. Öncelikle gitarın tremolo ünitesi Floyd Rose tarafından üretilmiş, EVH özel modelleri. Üstelik üzerlerinde montaj aşamasından “D-Tuna” adı verilen bir ünite mevcut. Harici olarak da satılan bir ürün aslında bu ama ilk alımda standart opsiyon olarak gelmesi çok iyi zira bu D-Tuna faydalı bir icat. Üst mi teli tarafındaki bir uzantı var, fotoğraflarda da görebilirsiniz, bu zamazingoyu geriye çektiğinizde üst telinizi zahmetsizce Re’ye çekebiliyorsunuz. Aynı şeyi ileri ittiğinizde ise eski cici mi’nize geri dönüyorsunuz. Sabit köprüde zaten basit bir işlem, biliyorsunuz. Ancak floyd rose ve türevlerinde pratik bir şey değil. Dolayısıyla sahne aldığında standart akord/D dönüşümü yapanlar için büyük kolaylık. Köprünün kendisi ise çok sağlam, bir floyd rose ne kadar iyi olabilirse işte. Azılı bir F.Rose düşmanı olarak daha fazla methiye düzemeyeceğim :) Akord burguları Gotoh tarafından üretilmiş ve yarı geçirgen beyaz kulakları ile son derece zarif. Elektronik tarafta potlar EVH için Bourns tarafından özel olarak üretilmiş potlar. Biri 500K (volüm), diğeri de 250K (ton). Ayrıca çok önceden yazdığım “Strat’ın doğaltonunu iyileştirmenin 12 yolu” yazısında da belirttiğim bir konu vardı, elektroniklerin ve/veya tremolo yaylarının vs. bulunduğu havuzların boyadan arındırılarak, ağaca nefes alacak yer bırakılması konusu idi. Bu gitarda, yazmış olduğum öneriye uygun bir üretim yapılmış ve hem potların vs. bulunduğu elektronik havuzu, hem de tremolo oyuğu tamamen boyasız. Bir artı daha! Manyetikler de ayrı güzel. Gövdeye sıkı bir şekilde vidalanmışlar ve yükseklik ayarı yapma imkanınız yok. Bu manyetikleri kullandığınız sürece gerek de yok gerçi ya. Zebra (biri siyah, biri krem rengi) bobinlere sahip. Bana sap manyetiğinin ters bağlanması ilginç geldi bu arada. Normalde vidalı bobin kafa tarafına bakar sap konumundaki manyetikte ve bunda, aynen John Petrucci imzalı modellerinde (hem Ibanez, hem EBMM) olduğu gibi çivili taraf önde. Daha da tuhafı sap manyetiği 16,40K Ohm, köprü manyetiği 13,80 K Ohm çekiyor. Cidden tuhaf zira normal şartlar altında (NŞA) sap manyetiği daha zayıf ve daha az sarımlıdır. Ters mantık veya bir EVH ilginçliği?



Gelelim aletin işitsel karakteristiklerine. Bu gitar hakkında beni en çok şaşırtan, ters köşeye yatıran özellik ses uzaması oldu. Bir tele vurun veya Gary Moore-vari bir distorsiyon seviyesinde, tıpkı Gary gibi bir teli penalayıp teli bükün ve sesin nasıl olup da uzadığına şaşırın. Ciddiyim! Bugüne kadar çaldığım en uzun doğal sustaine sahip Floyd Rose Tremololu gitar. Gitarın birincil tonundan bahsetmek gerekirse “dengeli” ve “yumuşak” kelimelerini kullanabilirim. Dengeli, zira tonal anlamda diğerine baskın çıkacak şekilde vurgulu özel bir frekans grubu duymadım. Ancak orta frekansların bas tarafının (low-mid) karakteri ve tiz frekanslardaki yuvarlaklık nedeniyle yumuşak olarak tanımlamak mümkün. Ancak yüksek kazançlı bir amfide işler daha da çetrefilli bir hal alıyor ve tam bir rock makinası ile karşı karşıya olduğunuzu fark ediyorsunuz. Tonlar genel anlamda parlakça ve güçlü. Netlik güçlü bir avantaj. Köprü manyetiğini özellikle sevdim. Tam da bu işlere biçilmiş kaftan. Güçlü, kütleli ama çamura bulanmışçasına kirli değil, hala net kalabiliyor. Hani yüksek kazanç altında bile, özellikle sarımsız tellerde hissedersiniz, telleri tek tek duyabilirsiniz ya bazı gitaristlerin tonunda, işte o netlik ve tellerin tek tek fark edilebilir olması hali burada mevcut. Aslında özellikle Van Halen riffleri çalarken yaşattığı hissiyatı Seymour Duncan’ın Custom Custom modeline benzetmedim desem yalan. Aslında direnç değerleri filan da yakın ama işte bu manyetikle ilgili çok bilgi yok etrafta. Neyse, POD’un Soldano SLO100 modellemesiyle rahatlıkla “Unchained” sularında yüzmek mümkün. Veya bir iki ayarla “Ain't Talkin' 'Bout Love”, “Running with the Devil” taraflarında da... Elbette D-Tuna burada, akord düşürmelerde işleri pratikleştiren bir faktör. Ayrıca potların çalışma karakterlerini de (taper denen şey işte) çok sevdim, Bourns yine kalitesini konuşturmuş. Bu arada üst boynuzda bulunan manyetik seçici ters konumlanmış, ona Les Paul'den alışık olaranlara ters gelebilir, sap yerine köprü manyetiğini çalıştırmak ilk başta işten bile değil...

Sadede gelecek olursak EVH Wolfgang Special ciddi bir rock gitarı






Sadede gelecek olursak EVH Wolfgang Special ciddi bir rock gitarı. Odağı belli ve bu işi hakikatten çok da iyi yapıyor. 50 tane işi “idare eder” seviyede yapmak yerine ana odağını mükemmelen yapan bir gitar ve gitarın bir karaktere sahip olması, bence, başarısının sırrı. Neredeyse kusursuz Japon işçiliği, butik seviyedeki donanımsal parçalar, düzgün ağaçlar  EVH sosu ile birleştirilmiş, Fender mutfağından rock severlere servis edilmiş. Bize de beğenmek düştü. Gitarın ülkemize Tune-L Müzik getiriyor, fiyatı ise KDV dahil 1225 Avro.  
http://www.tune-l.com/EVH-Wolfgang-Special-MN-Tobacco-Burst_9028.html

Tarafımdan yazılmış olan bu içerik Sound Dergisindeki "Gitarizm" Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.

1 yorum: