30 Nisan 2016 Cumartesi

Elektrogitar Modifikasyonları II.Bölüm - Uygulamalı Örnek 1

Elektrogitar Modifikasyonları II.Bölüm - Uygulamalı Örnek #1
SX SST-62’den Suhr Scott Henderson Strat’a




Bu yazı dizisinin ilk bölümünü (okumak için burayı tıklayın) bir girizgah olarak düşünerek yazmıştım. Doğru modifikasyon felsefesini uygulamalı örneklerle işleyerek daha da iyi anlatabileceğimi düşünüyorum. Bu konuda örneğim çok zira on yıldan fazla bir süreden beridir mütevazı bütçeli gitarları gerek tonalite, gerekse de görünüş olarak daha üst seviyelere çıkarmak için uğraşıyorum. Kendimce başarılı olduğumu düşündüğüm de bir alandır ;) Seçtiğim ilk örnek, uğraştığım en güncel modifikasyon projesi olan “SX Scott Henderson Tribute” diye tanımladığım gitarım. Hem çok taze, hem de bence çok keyifli ve tatlı oldu. Umuyorum SX’lerinize biraz hareket katmak adına faydalı olur.

1)      Başlangıç

Scott Henderson gerçekten de en sevdiğim gitaristlerden birisi. Onu ilk tanıdığımda mor bir Ibanez kullanırdı. Son yıllarda kendi imzalı Suhr (telaffuzu Söğr) gitarlarını kullanıyor. Temel yapısını 60’ların ilk yarısı stratı diye özetleyebiliriz. Elbette kendi içinde közlenmiş akçaağaç sap, özelleşmiş manyetik geçişleri (2. Ve 4. Konumda) gibi farklılıklar var ama temeli bu.


Suhr’ün bu modelinin satış fiyatı ne yazık ki biz sıradan ölümlüler için ancak 178 aylık geri ödeme planına sahip bir mortgage demek :) Bu sebeple, albenisini de çok sevdiğim bu gitara neden daha ucuz yollu bir proje ile yaklaşamayayım diyerek planlamaya başladım.

2)      Doğru gitarın bulunması

En temel ve en önemli şey, işin temeli düzgün bir gitara sahip olmaktı. Bu yüzden arayışımı son dönem ürettiği gitarları gerçekten düzgün olduğunu düşündüğüm SX’lerdeki SST-62 modelgitarlara çevirdim. Bana lazım olan şey mümkün mertece ucuz ama iyi bir strat idi. Henderson’un son dönemlerde eline sıklıkla gördüğüm beyaz renkli gitarına da benzeyen bir SST-62 bulmalıydım. Daha da önemlisi seçeceğim gitarın tonal altyapısı gerçekten uğraşmaya değer olmalıydı. İstediğim gibi olmazsa, modlanmış halde masrafımı geri döndürecek şekilde satamazdım zira. Dolayısıyla iyi bir gitar bulmalıydım zira gitar bende kalıcı olmalıydı. Tam bu aşamada Do-Re müziğin İzmir şubesinde görevli bir arkadaşım, Eymen Özgürel, yardımıma yetişti. Benim ondan istemiş olduğum kriterlerde bir SX buldu ve gönderdi. Ondan istediğim özellikler şunlardı;

-) Mutlaka ve mutlaka hafif olmalı,
-) Titrek (rezonant) olmalı,
-) Major perde sorunu olmamalı,
-) Sapında bir sorun olmamalı,
-) Beyaz olmalı,
-) Mümkün olduğunca en koyu renk pelesenk (gülağacı) tuşeye sahip olmalı

Bana gerçekten de bu normlarda bir strat buldu. Gitar elime geçtiğinde modlamaya gerçekten değer bir gitara sahip olduğumu anlamıştım. Peki kendi zevkim, ihtiyaçlarım, beklentilerim ve buna paralel yaklaştırmayı planladığım gitar düşünüldüğünde neleri değiştirmem gerekiyordu?

3)      Hangi Modifikasyonlar?

a)  Elektronikler  

     SX’lerin elektronik tarafının zayıf olduğunu çok eskiden beridir biliyordum. Bu modifiye ettiğim ilk sx değildi (ki bu projenin bende yarattığı tatminden sonra belki bir tane daha yaparım bir ara). Kötü ve kullanılamaz olduklarını söylemiyorum, öyle değiller. Ama bir strattan beklentimi karşılamaktan da uzaklar. Dolayısıyla ilk hareketim elektronik sisteme olacaktı. Bunun için kişisel arşivimden şunları seçtim;

Ses kontrol potu: Bourns 250K Audio (yani logaritmik) Pot. Model 95 Premium olarak geçiyor. Mojotone bağlantısı için buraya, All Parts için buraya, Bourns’ün kendi bilgi dosyası içinse buraya tıklayın.



Gitarda doğru bir elektronik sistem kurulumunda potlar çok önemlidir. Kendi içinde bir öncelik sırası yapacak olursak da ses kontrol potunu binici sıraya koyarım zira hem sıklıkla kullanırım, hem de ses sinyali doğrudan geçer bu pottan. Bu sebeple ses potunda paraya acımamak lazım gelir. Bourns ise model 82 ve model 95 serileriyle en sevdiğim gitar potansiyometrelerini üretiyor. Çok sağlam, zamanla tozdan, kirden etkilenmeyen, az mekanik parça içeren, operasyon karakteri (taper denilen dava işte) ile de çok beğendiğim, pahalı ama çok iyi potlar.

Ton potları: Bunlarda 20$’lık pot seçmedim. Standart 250K’lık CTS (ki gerçekten çok iyidirler) potlar yeterli.


5 yönlü seçici: Bunu ebayden 6$’a almıştım bir zamanlar. Çin veya Kore yapımı, ucuz bir anahtar. İş görüyor, gürültüsüz, mekanik olarak işlevinde bir sorunu yok. Eski usül, CRL kopyası bir model. Daha iyisine para veresim gelmedi açıkçası ama “ben veririm” derseniz CRL, Oak Rigsby, Fender gibi firmaların anahtarları iyidir, aklınızda olsun. Ebay’de kolayca bulursunuz.


Kapasitörler: Bunları zamanında aldığım polyester film, yüksek kaliteli-düşük toleranslı olanlardan seçtim. Genelde butik amfi yapımcıları ve odyofili hastalarının sevdiği cinsteki kapasitörlerdir. Özellikle önereceğim marka yok. Turuncu renkli Orange Drop’lar gayet iyidir ve doğru yerden alırsanız pahalı da sayılmazlar. Ancak yerli bazı elektronik parça satan dükkanlarda da düzgün kapasitörler ve dirençler bulmak mümkün. Özellikle önermeyeceğim şey, meslek liselerine parça satan elektronikçilerde bolca ve ucuza bulunabilecek olan seramik disk (mercimek) kapasitörlerdir. Özellikle ses kontrol potunda kaçınmanızı öneririm. Bunların eski modellerinin iyi olduğu söyleniyor ki Fender’in 60’larda kullandığı kocaman disk kapasitörler bu türden düzgün aletlermiş. “-miş” zira hiç denemedim, bir önerim/yorumum yok.
Orange Drop Kapasitörler

Tiz koruma devresi modu: İleride bununla ilgili bir yazı ve belki bir de video hazırlayacağım bu sebeple detay vermeden hızlıca geçeceğim. Benim favorim Kinman usulü tiz koruma devresi. Seri bağlanarak ses potuna dahil edilen iki elemandan oluşuyor;bir direnç ve bir de kapasitör. Bunlar da yukarıda bahsettiğim felsefede seçildi ve ses potuna entegre edildi.


Manyetikler: SX’ler standart olarak seramik mıknatıslara ve çelik kutup başlarına sahip modellerle gelmekteler. “Abi bu fender stratların manyetikleri çok tiz yaa” deyip de küçük humbucker taktıran pek çok arkadaşın, aslında, oldukça sevebilecekleri, biraz yuvarlak tonlara sahip, cırtlak olmayan manyetikler aslında. Ama benim peşinde olduğum şey netoğlunet strat tonları olduğundan bana uymayacakları başından belliydi. Ben de ta manyetik sarmaya başladığı ilk zamandan beridir iletişimde olduğum, Türkiye’nin halen en önemli manyetik sarımcısı Erhan Suludere ile temasa geçtim ve ona 2 manyetik siparişi verdim. Onun yurtdışından gelecek bobin tellerinde gecikme olacağı netleşince geçici olarak başka strat single manyetikleri ile zaman kazanmak adına 2.el olarak üç single edindim. İlki sapa taktığım ve üzerinde RAM yazan bir manyetik. Alnico 5 mıknatısa sahip olduğunu, formvar kaplamalı ve 5,6 K d.c. direncine sahip bir cihazdı ve kızılağaç gövde/akçaağaç sap/pelesenk tuşe bileşime sahip gitarlardaki favori sap manyetiği formülasyonumun toleransı dahilindeydi. Orta ve köprü için Ankara’dan sevgili dostum Erke Suiçmez imdadıma yetişti. Fender Tex-Mex setinin sap ve orta manyetiği, gitarımdaki orta ve köprü manyetiği oluverdiler. Hangisinin nereye konumlanacağını multimetrem ile yaptığım direnç ölçümleri ve mıknatıs kutupları belirledi. Böylelikle 2. Ve 4. Konumlarda gürültüsüz strat tonları elde edilebildi. Erhan’ın ERS markalı manyetikleri gelince ufak bir değişim daha olacak, onu da daha sonra yazarım.


b)      Sap Kafası Biçimi: 50’ler Fender Stratocaster kafalarını seviyorum. Ancak Kramer’in 80’lerde ortaya çıkardığı ve Suhr, Morgaine, Wayne gibi firmalarca bugün de kullanılan tipteki formunu da çok seviyorum.

Dolayısıyla ufak bir “sünnet” şart oldu. Bu iş için biçilmiş fenni sünnetçi ise Eskişehir’den lütiye dostum Taylan Çeçgel oldu. Sağolsun eli hızlı, pratik, hassas. “Bugün kesim, karın deniz” mantığıyla 10 dakikada sünneti yaparak sap kafa formunu bu hale getirdi.


c)     Üst Eşik: Sadece SX’lerin değil çoooook daha üst seviye ve pahadaki gitarlarda bile en zayıf noktalardan birisidir, üst eşik meselesi. Hatta tam adam gibi olanlarına fabrikasyon gitarlarda rastlamak epey zor bile diyebilirim. SX’ler de bu genellemeden nasibini alan aletler. Dolayısıyla arşivimdeki ön şekil verilmiş femur kemiğinden bir eşiği alarak sünnete götürmüştüm. Taylan da sağolsun güzelce değiştirdi ve ince ayarlarını yaptı. Sonuç? Hem tonal olarak biraz daha parlak/net cevap, hem daha düzgün tel yüksekliği ile ilk beş perdede daha az arıza, hem de daha iyi ayarlanmış tel açısı ve kemiğin daha kaygan olması sayesinde daha sorunsuz akord.

  
d)     Tremolo: En majör modifikasyon bu idi. Hem maliyeti yüksek, hem de birincil ton üzerine en etkili strateji buydu (Birincil ton/doğal ton nedir bilmiyorsanız sizi de ŞÖYLE alalım). Ben gitarın doğal tonu üzerindeki analizim sonucunda titanyumdan bir köprü sistemi tercih ettim. Ankara’nın dünya gitar aksamları camiasına en büyük armağanı olan Hantuğ’dan başkasına gidecek değildim ve anodize siyah bir titanyum tremoloyu hazır ettim. Özellikle armoniklerin daha da duyulur hale gelmesi konusunda büyük faydası oldu. Ses uzaması konusunda da fark edilir bir etkisi olduğunu da eklemem lazım. Adamlar teknolojiyi konuşturmuş, her zamanki gibi.


 Tremolonun yaylarının biçmine de Carl Verheyen'den öğrendiğim bir modifikasyonu yaptım, cidden işe yarıyor. Tek ekleme, tremolonun 6 vidasının tamamını takmak yerine uçlardaki ikili seti takmak oldu;

e)     Askı kilitleri: Hemen her gitarıma takarım. Sahneye filan çıktığım yok ama ayakta da çaldığımdan gitarın güvende olması bence önemli. Hepsi topu 2-3$’lık bir şey zaten.

Gelelim değiştirmediklerime ki bence değiştirdiklerim kadar önemli.

-)      Boya: Zaten tam olması gereken renkti. Değişmesine pek gerek yok. Belki ileride Karaman Gitar Boyamaya filan aynı rengi çok ince bir katla attırabilirim. Ama ileride, şimdi gereği yok…

-)      Jack: Çalışıyorsa dursun mantığındayım bu konuda. Gürültü, çıt pıt ses yok. İş görüyor, ötesinin de gereği yok bence.

-)       Pot başları ve pena muhafazası: Renk ve model olarak da, yeni potlara sığma olarak da gayet iyi görünüyorlar. Değiştirmek gereksiz, hedef gitar düşünüldüğünde.

-)      Akord burguları: Açıkçası 2000 ortalarıyla kıyasladığımda SX’ler akord burgusu kalitesi olarak iyileşmiş. Eski modellerin burguları bu kadar iyi değildi. Mükemmel değiller, olmaları da gerekmiyor ama kesinlikle beklediğimden iyi çıktılar, orası kesin. Elimde bir set vintage Gotoh vardı aslında. Hani şu Fender’in vintage reissue ve hatta custom shop modellerinde filan kullandıklarından. Şu an için değiştirmeye gerek yok. İleride performansları düşerse değiştiririm, anca o zaman.

Sonuç şu şekilde oldu;




Böylelikle yapmış olduğum (şimdilik) tüm değişimleri size aktarmış oldum. “Şunu şunu, bununla değiştirdim” den ziyade “şunu şunu, şu yüzden, bununla değiştirdim” gayesindeki yazım umarım modifikasyon felsefesinin kavranmasında faydalı olur.

Türk gitar alemine bir faydamız olduysa affola!

Barış ŞAHİN
Nisan 2016

Yazının tamamı tarafımdan gitarizm blog için yazılmış ve ilk kez ve sadece gitarizm blogda yayımlanmıştır. İzin alınmadan, tam olarak (yazar adı ve nerede yayımlandığı) kaynak gösterilmeden alıntılanması fikri mülkiyet hakları bakımından yasal ve ahlaki değildir. 

2 yorum:

  1. emeğine sağlık çok beğendim...

    YanıtlaSil
  2. Gerçekten harika bir modifiye. Emeğinize sağlık, güle güle kullanmak nasip olsun. Gitar Kursu İzmir

    YanıtlaSil