16 Haziran 2011 Perşembe

Joe Satriani Biyografisi 2.Bölüm

Tarafımdan yazılmış olan bu yazı 2008 yılında YUXEXES Dergisinde yer alan Gitardaki Sarmaşık adlı köşede yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.




…Joe başarı kazanmıştır kazanmasına da bir dahaki albümde farklı bir şeyler denemek istemektedir. Her şeyden önce evvelki albümlerdeki üstüste binen gitarlardan bağımsız olarak daha canlı bir sound istemektedir. Daha rock bir sound peşindedir. Daha önceki albümlerin kadrosundaki müzisyenler ile stüdyoya girdiğinde rock çalmak amacında bile olsa soundun daha farklı mecralara aktığını gören Joe, istediği değişikleri gerçekleştrimek için iki önemli değişikliğe gider; İlki, yapımcısını değiştirmektir. Diğer albümlerin demişbaşı Cuniberti bu kez yardımcı yapımcı koltuğundadır. Bu görevdeki başrol ise efsanevi yapımcı olarak bilinen Andy Johns'undur. Bu değişiklik sounddaki değişimin temel nedenidir. İkinci büyük değişim ise kadroda yaşanır. Hamm ve Campitelli  ikilisinin yerini Matt ve Gregg Bisonette alır ki nispeten daha sert bir sound için daha uygun görülmüşlerdir. Daha önce David Lee Roth (Dolayısıyla Steve Vai ve Billy Sheehan ile de )çalışmış olan biraderler gerçekten iyi birer seçimdirler. Özellikle Gregg Bisonette şahsen çok sevdiğim bir müzisyendir. 


Gerekli kadro değişiklikleri ve hazırlıklar ile geçen birkaç yıldan sonra Temmuz 1992'de dönemin Satch mahsülü "The Extremist" raflarda yerini alır. Albüm diğer albümleri gibi kısa sürede altın plağa ulaşır. Albümden çıkan ilk single "Summer Song" beklenen etkinin gerçekleşmesinde büyük yarar sağlar. Albüm kısa sürede Billboard listelerinde 24. sıraya yerleşir ve Joe' ya bir  Grammy adaylığı daha yaşatır. İçerisinde kendi içinde deneysel bir tad barındıran ve sonradan gelecek "Joe Satriani" adlı albüme sinyal yakan "New Blues", Joe'nun yine eşi için yazdığı "Rubina's Blue Sky Happiness", albümün nispeten sert, yeni kadronun öncekilerden farkını hissettiren, rock oranı yüksek "The Exremist, War, Friends, Motorcycle Driver", meşhur Joe baladı "Crying" ve benzersiz melodisiyle "Why" gibi her biri eşsiz şarkılar bulunduran bir albüm hakkında söylenebilecek şeyler anlamlarını yitirebilir. "The Extremist"deki kişisel favorim "Tears in the Rain" adlı kısa akustik eserdir. Açın arama motorlarını yazın Tears in the Rain diye, bir sürü şarkıyla karşılaşırsınız. Çünkü çok klişe bir şarkı adıdır. Lakin içlerindeki en derin, en anlamlı olanı muhtemelen Joe' nunkidir. 1.18 sn içerisinde, nasıl olup da bu kadar çok şey anlatılabilir halen şaşarım. Ayrıca bu şarkı, bana göre, bir çok insanın acımasızca ve bilinçsizce itham ettikleri virtüöz albümleri için yapılan "ruhsuzluk - duygusuzluk" gibi aslen tamamıyla bireysel olan eleştirilere de verilmiş en güzel cevaptır.




1993 yılı başında ilk satriani toplaması olan "Beautiful Guitar" çıkar. Joe' nun 1986-1993 yılları arasından seçilen 16 şarkının yer aldığı tipik bir toplama (best of) albümdür. Şahsen hiç hazzetmem bu "best of, best singles" türü teranelerden. Bana göre prog rock gibi türlerde yada virtüöz albümlerinde, taş yerinde ağırdır atasözünü perçinlercesine, her bir şarkının ait olduğu albüm içindeki yeri, olması gereken doğru yeridir. Ayrıca oldukça da ticari bulduğumu da eklemeliyim.

  O yıl içinde plak şirketi bir de konser albümü yayımlamayı istemektedir. Joe bazı konserlerini kaydeder ve özel bir albüm hazırlamak için hazırlıklarını yapar. Ekim ayında hazırlıkların meyvesi "Time Machine" adlı "özel" bir albümdür. Çift CD olarak piyasaya sürülen albümün ilk CDsi Joe' nun albüm dışı kalmış eski kayıtlarını, bazı Amerika dışı basımlarda ek şarkı olarak kullanılmış şarkıları, ilk kısa albümündeki bazı şarkıları ve birkaç tane de yeni kayıdı içermektedir. Bu Ddeki şarkıların nasıl olup da albüm dışı kaldıklarını hala anlamış değilim. Tam da adına yakışır hisli bir şarkı olan "All Alone",  egzotik tadlar barındıran "Banana Mango I" ve "Banana Mango II", tipik neo-klasikçilerin tepe tepe tükettikleri barok döneme Satch bakışı olan "Baroque", ilginç yapısıyla bana Satch'den ziyade bir Vai şarkısıymış gibi gelen "Dreaming #11", daha sert olsa dönemin sağlam speed metal şarkılarından olabilme potansiyeli taşıyan "Dweller on the Threshold", çok ilginç yapısı (dinleyince anlarsınız ) ve icra tekniği ile "I Become Death", tatlı bir huzur ve hüzün taşıyan "Saying Goodbye" ile yeni kayıtlardan da "Thinking of You", "Time Machine" ve "Woodstock Jam" bu CD' i özel yapan etmenler olarak dikkati çeker. İkinci CD ise konser kayıtlarından oluşur. Bana göre bu CD'nin en dikkat çeken şarkıları "Always With me, Always With You", "Crush of Love", "Tears in the Rain", "Surfing with the Alien", "Satch Boogie", "Echo", "Circles" şeklinde sıralanabilir. Time Machine ikili albümü tam bir yıl sonra ekim ayında Joe'ya bir altın plak daha kazandırır. O sırada Joe ise yedinci albümü için çalışmaktadır.



11 Ekim 1995 tarihinde ise Joe Satriani' nin en deneysel ürünü olan ve kendi adını taşıyan 7. albümü raflarda yerini almıştır. Bu kez yapımcı koltuğunda oturan isim Eagles, Eric Clapton, Steve Miller, The Clash, The Rolling Stones, The Who gibi gruplarla yapımcı veya mühendis olarak çalışmalar yapmış olan Glyn Johns (The Extremist albümünün yapımcısı Andy Johns'un kardeşi) olarak görünmektedir. Johns, Satriani' nin daha önce kayıtlarda hiç denemediği bazı şeyler dener. Sonuçta Satriani bile kayıt sonunda "Bu kesinlikle kulağa farklı bir ben gibi geliyor." diyecektir. Kayıtların diğer bir ilginç noktası ise oldukça kısa sürede tamamlanmış olmasıdır. Temel kayıtlar iki hafta içinde tamamlanmıştır. Albümde ise ciddi olarak ağır bomba olan müzisyenler de vardır; 2004 sonunda Eskişehir' de izleme olanağı bulduğum, Sting ve Peter Gabriel gibi müzisyenlerle çalışmış, harika bir davulcu olan Manu Kache, Eric Clapton Band 'den tanınan bas canavarı Nathan East ve yine Clapton’ın ritm gitaristi Andy Fairweather Low gibi. Onların haricinde Gregg ve Matt Bisonette biraderler, Jeff Campitelli de yardımlarını esirgememişlerdir. Sonuç itibariyle albüm diğer tüm Satriani albümlerinden farklıdır. Hem beste/düzenlemeler anlamında, hem sound anlamında, hem de albümün kendisini ifade etmesi anlamında. Bu değişimlerin en rahat hissedileceği şarkılar ise bana göre "Killer Bee Bop", "Moroccan Sunstes"dir. Albümün en tanınan şarkısı ise muhtemelen "Cool#9"dır. "Home" gibi, "If" gibi, "Luminous Flesh Giants" gibi şarkılar albümün dikkat çeken şarkılarındandır. "Joe Satriani" albümü aynı zamanda "Slow Down Blues", "S.M.F." gibi, "Look My Way" gibi Blues'un enfes yönünü de öne çıkaran yapıtlara sahiptir. Bu albüm Türkiye' de nedense nispeten az seviliyor, lafı az ediliyor. Kişisel fikrimce "The Extremist" albümünden bile daha değerli, yenilikçi (aynı amanda gelenekçi de) böyle bir albümün anlaşılmaması üzücüdür. Bu albüm sadece altyapıları için bile baş tacı edilebilir. Bu yönüyle Satriani' nin, gitaristler bir kenara, davulculara ve bas gitaristlere de fevkalade hitap eden albümü de budur. 

Manu Kache

Andy Fairweather Low

Satriani, daha sonraki röportajlarında Vai ile "Yıllardır beraber bir şeyler yapmak istiyorduk. Ama kendi işlerimiz vardı ve bir türlü imkan olmuyordu." diyeceği, meşhur gitarist karnavalı G3 turnesine başladığında takvimler Ekim 1996'yı işaret ediyordu. Joe Satriani, Eric Johnson ve Steve Vai' in sırayla sahne alıp üçer şarkı çalıp indikleri, gecenin sonunda ise Satriani Band'in eşlik ettiği üç gitaristin beraber çaldıkları bir konser dizisi olarak yola çıkılmıştı. Sadece Kuzey Amerika turlansa da çok geniş kalabalıkları ve ilgiyi üzerlerine çekmiştir Satch bu turne ile. Daha sonraki yıllarda Vai ve Satch baki kalmış (bir turne hariç) diğer gitarist ise sürekli değişmiştir. Hatta her turnenin üçüncü adı merak edilir bir hal almıştır. Bu turnelere ayrıca çeşitli gecelerde bazı özel konuk veya konuklar da gitarları ile katılmışlardır. Paul Gilbert, Steve Morse, Andy Timmons bu misafirlerden sadece birkaçıdır. Aynı sahnede Vai, Satriani, E.Johnson' ı izlemek bile muhteşem iken bir de bunlara Gilbert'ı, Steve Morse' u ekliyorum da, ne muazzam bir şey olabileceğini tahayyül edemiyorum. John McLauphin, Paco DeLucia, Al DiMeola gibi caz devlerine nazire yapan bu rock alemlerinin üstadları yaklaşık bir yılı turne ile geçirirler. Mayıs 97'de turnenin Avrupa ayağına 3.eleman olarak Adrian Legg katılır. Haziran ayındaysa bu ilk Amerika turnesinde kaydedilmiş bir konserin kaydı piyasaya sürülür. Videosu da yayımlanan albümün adı "G3:Live in Concert" olarak belirlenmiştir. Aynı ay içinde G3, Joe Satriani, Steve Vai, Kenny Wayne Shepherd (müthiş bir blues gitaristidir, türü sevenlere mutlak tavsiyemdir) ve Robert Fripp'den oluşan kadrosuyla beş aylık bir Amerika turnesine daha çıkar…



Tarafımdan yazılan bu makale, 2008 yılında YUXEXES Dergisi, Gitardaki Sarmaşık adlı köşemde yer almıştır. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilmeden kullanılması uygar dünya adına doğru değildir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder