8 Ağustos 2011 Pazartesi

Joe Satriani Özel Röportajı (2007)

Joe Satriani Özel Röportajı (2007)


Merhaba, nasılsınız?

İyiyim, çok teşekkürler.

Sizinle konuşmak çok güzel. Fazla zamanınızın olmadığını da göz önüne alarak hemen sorularıma geçiyorum. Kariyerinizdeki birçok konser ve turla geçen uzun bir zamandan sonra Türkiye ilk defa tur programınızda yer alıyor. Sonunda sizi İstanbul’da canlı olarak izleyebileceğiz ve bunun için çok heyecanlıyız. Konserle ve Türk seyircisiyle ilgili beklentileriniz nedir?

Sanırım Güney Afrika, bazı Avrupa ülkeleri, Hindistan, Japonya gibi büyüleyici rock kitlesine sahip, bizim müziğimizi ve yaptığımız rock’n roll performanslarını beğenerek takip eden seyircilerden ne bekliyorsak Türk seyircisinden de aynısını bekliyorum. Sonunda Türk seyircisiyle birebir iletişim kuracak olmak çok güzel ve bunu heyecanla bekliyorum.

Türk seyircisi hakkında herhangi bir fikriniz var mı?

Hayır. Bu benim için tamamen yeni bir tecrübe olacak.







İlk kez “Stange Beautiful Music” albümünüzde 7 telli gitar ile şarkılar kaydettiniz. 7.teli müziğinize ekleme sebebiniz neydi?

Bu benim müziğime eklemek istediğim bir unsurdu. Aslına bakacak olursanız bunun nedenini tam olarak açıklamak biraz zor. Bu biraz müziğinizde yeni bir açılım yapmak ve yeni yerleri keşfetmekle ilgili ve içinizden gelen bir istek, bir ihtiyaç. Örneğin kayıttayken bazı şeyler değişebilir. Bazen daha çok distorsiyon kullanmak yada bunu azaltmak gibi. Sanırım daha düşük notalarda çalmak istiyordum (gülüyor). Bu albümü bitirdikten sonra açıkçası 7 telliye karşı ilgim kayboldu.


Steve Vai, Alex Skolnick ve Kirk Hammet gibi birçok ünlü insana gitar hocalığı yaptınız. O zamanlar bu kişilerin nasıl birer öğrenci olduklarını ve bu kadar ünlü müzisyene hocalık yapmış olmanın nasıl bir his olduğundan bahsedebilir misiniz?

Bu çok eğlenceli ve güzeldi. Saydığınız kişiler bana yüksek bir motivasyona sahip olarak çok istekli bir şekilde gelmişlerdi ve gerçekten çok iyi çalıştılar. Hepsinin birçok değişik yöne gidebilecek yetenekleri ve kafalarında müzikle ilgili birçok soruları vardı. Steve Vai diğerlerinden daha farklıydı.

 Kenny Wayne'li bir G3 turnesi

 Petrucci'li G3'te konuk bu kez Steve Morse

 Ne konser... Vai, Satriani, Vinnie Moore, Stu ve Billy

  Ne konser 2... Vai, Satriani, Vinnie Moore, Stu ve Billy
 Ne konser... G3'e Gilbert ve Lukather katkısıyla...
 


“Engines of Creation” (EoC) albümünüzdeki soundu tekrarlamamanızın sebebi neydi? Albümün amacına ulaşmış olması mı yoksa gelen eleştiriler yüzünden mi?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki her albüm, yaptığım her iş içimden gelen sanatsal yani müzikal bir istek ile ortaya çıkar. Ben insanların senden yapmanı isteyeceği şeyi yapacağın bir işle ilgilenmiyorum. Benim yaptığım bu tarz bir iş değil. Ben albümlerimi yapmak istediklerim üzerine yapıyorum. İnsanlar da zaten bunları beğeniyor. Aksi olsaydı zaten şu an yapmakta olduğum şeyi yapamıyor olurdum (gülüyor). Engines of Creation’a dönecek olursak, bu tamamen farklı bir şey yapmakla ilgili olarak içimden gelen, hissettiğim bir müzikal istekti. Benim derdim hiçbir zaman tekno müzik yapmak olmadı. Bu tamamen içten gelen bir şey. Konserlerde hâlâ bu albümden parçalar çalıyoruz ama bu parçaları albümde yer aldıkları şekliyle çalmıyoruz çünkü bu albüm tam olarak sahnede yer alan insanların orjinal enstruman sesleri kullanılarak yapılmadı.

Bana göre, Engines of Creation albümünden sonraki tüm albümler önceki Satriani albümlerine nazaran birbirlerine daha benzer ve rock soundu taşıyan albümlerdi. Bu albümlerin sound açısından birbirlerine olan benzerliğini baz alırsak sonraki albümün de benzer bir çizgide olacağını söyleyebilir miyiz?

Hayır. Her albüm farklıdır ve bunun nasıl böyle olduğunu gerçekten tam olarak açıklamak mümkün değil. Albümler, benim o dönemdeki ilgilendiklerimi veya hissettiklerimi yansıtır. Sonuç olarak ben de sizin gibiyim. Bir şeylerle karşılaşıyorum ve bunları seviyorum veya sevmiyorum. O albümlerde de bir sound arıyordum. Belki mikrofonun davul kickine daha yakın olduğu bir sound diyebiliriz. “Extremist” albümünü ele alalım: Bu albümde de davul soundları açısından rock soundu anlamında bir şeyler vardı kafamızda ve davulları Los Angeles’da farklı bir şekilde kaydettik. Sonuçta klasik rock sounduna sahip davulları olan bir albüm yaptık. Bu nedenle “Surfing With The Alien“ ve “Flying In A Blue Dream” albümlerinden farklı bir albümdür. EoC diğerlerinden de farklı. “Super Colossal”a bakacak olursanız örneğin, o da bunların hepsinden farklıdır. “Cyrstal Planet” de öncekilerden bir şeyler taşıyan ve belki de bunları birleştiren bir albüm olarak güzel bir örnektir. Biraz Surfing With The Alien, biraz Flying In A Blue Dream ve biraz da Extremist...

İlk dönem albümlerinizde drum machine kullanmanızın nedeni neydi? Şahsen Joe Satriani ile çalışmak isteyecek davulcu bulmanın sorun olacağını sanmıyorum...

İlk dönemlerde albümlerin yapılış süreci ile o dönemdeki müziği anlamak durumundasınız. New Wave akımından sonra klasik rock’a, bilgisayar orjinli soundlara, pop, punk ve biraz da new wave unsurlarına sahip bir rock müzik vardı. o dönemde drum machine kullanarak başlangıç yapmak gerçekten eğlenceli bir fikirdi. Ancak bizim yaptığımız, yine de, epey farklıydı. Eğer Surfing With The Alien’ı dinlerseniz kick’in drum machine’den geldiğini ama trampet ile hi-hat’i Jeff Campitelli’nin çaldığını duyabilirsiniz. Şarkı başlangıç ve sonlarında Jeff ile drum machine’in birlikte kullanıldığını da görebilirsiniz. Bazen Jeff tom tom’ları ve zilleri çalarken, drum machine’i kick ve trampet için kullanıyorduk. Gerçekten eğlenceliydi (gülüyor).

Davullardan, davulculardan bahsetmişken, uzun süredir Jeff Campitelli ile çalışıyorsunuz. Öncesinde Jonathan Mover ile de çaldınız. Onla olan çalışmalarınızı bitirme nedeniniz neydi?

Mover çok iyi bir müzisyendi ve kendisiyle çok iyi işler çıkardığımızı düşünüyorum. Ancak beraber çalışmak anlamında bazı yönlerde uyuşmak önemlidir çünkü bu bakış açınız ve müziğinizi de etkiler ve ona şekil verir. Mover eski dönem, yani 60 sonları ile 70’lere ait progressive rock’a bayılırdı ve stilinde bu dönemlere ait unsurlar vardı. bir süre sonra müziğinizde gitmek istediğiniz yön farklı olduğunda yeni açılımlara ve farklı stilleri denemeye, müziğinize farklı unsurlar katmaya ihtiyacınız olur. Değişikliğin sebebi temelde buydu.




Eski albümler hakkında son bir soru daha: 1995’deki “Joe Satriani” adlı albümünüz tüm diskografiniz içindeki en özel olanlardan birisi, hatta belki de en özeli. Diğerlerine kıyasla daha groove, daha füzyon, daha caz, daha blues ve sound birçok açıdan daha radikal. Sizin için bu albümün amacı veya değeri nedir?

Dediğiniz gibi Joe Satriani albümünde önceki albümlerden değişik olan pek çok şey var. Her albümde farklı bir şeyler hissedersiniz ama bu albümü yaparken farklı bir şeyler yapmaktan çok, çeşitli şeyler yapmak istedim.  Sound olarak zengin bir albüm oldu. Ayrıca, başka bir yönden de kariyerimde önemli bir albümdür. Çünkü bu albümden önce dinleyiciler tarafından daha çok belirli tarzlarda müzik yapan, sert tonlar kullanan sadece basit bir rock veya metal gitaristi gibi algılanıyordum. Bilirsiniz, bazıları “O sadece şunu yapabilir, değişik tarzları yapabilecek bir müzisyen değil” diye düşünür ve dudak bükerler. Joe Satriani albümüyle bir gitarist olarak çok değişik tarzda müzikler yapabileceğimi böyle düşünenlere de ispatlamış oldum. Bu da benim dünya çapındaki dinleyici kitleme farklı ve daha geniş bir boyut ekledi ve benim bir müzisyen olarak o kitlenin gözünde belki de daha ciddiye alınmamı sağladı.



Joe Satriani’ye göre müzik dünyasında Joe Satriani hangi konumda, nerede duruyor? Siz, biz müzisyenlere ve tüm dinleyicilere göre tüm dünyada gerçekten büyük bir idolsünüz. Joe Satriani’nin müzik tarihindeki yeri ve gitar müziğine esas katkısı nedir?

(gülüyor) Sanırım bu soruyu cevaplandırmam uygun olmaz. Çok teşekkür ederim ama cevaplandırmamam gereken bir soru bu.

G3 turneleri için seçilecek ikinci ve üçüncü gitaristler nasıl belirleniyor, kıstaslarınız veya tercihleriniz nelerdir?

Açıkçası burada her şey bana bağlı değil. Aslına bakacak olursanız organizasyon anlamında işin içine pek çok profesyonel insan giriyor ve bu insanların bir şeylere “olabilir” ya da “yapamayız” demesi her şeyi değiştirebiliyor. Bana soracak olursanız, ben her tarza açığım ve özellikle farklı tarzlardaki gitaristlerle çalmak isterim. Bu konuda belli bir kitleye hitap edecek birilerini seçmek gibi bir düşüncem yok. Ancak sonuç olarak bu tamamen benim isteğimle olan bir şey değil az önce de söylediğim gibi...






Yngwie Malmsteen’li G3 turnesi sırasındaki bir röportajınızda, Malmsteen’in o G3 turnesi için aslında üçüncü tercih olduğunu, öncesinde Eddie Van Halen ve Kirk Hammet’a teklif götürüldüğünü okumuştum. Onlara bu konuda tekrar bir teklif sunuldu mu?

Doğru, öyleydi. Ayrıntılara girmeye gerek yok ama Eddie Van Halen ve Kirk Hammet benim çok beğendiğim ve gerçekten takdir ettiğim gitaristler. İkisiyle de aynı sahnede çalmayı çok isterdim. Ancak ikisinin de kararına saygılıyım. Eminim ki onlar da G3 içinde yer almak isterler ama bazen sadece istemek yetmiyor. Örneğin bazı gitaristler kendi grupları dışında çalmak istemezler. Bazıları da çeşitli nedenlerle kendi grupları ile yaptıkları müzik sırasında sergiledikleri performansı, başka projelerde, başka gruplarla sergileyemezler. Bazen bu yönde bir grup kararı bile olabilir. Birçok şey olabilir. Sonuç olarak tercihler veya şartlar değişebilir ve insanların kararına bu nedenlerle her zaman saygılıyım. Ancak Eddie ve Kirk ile aynı sahnede yer almak benim için her zaman heyecan verici olur.

Peki, Jeff Beck, Eric Clapton, Dweezil Zappa, George Benson veya Buddy Guy gibi yaşayan büyük müzisyenler arasında ilerideki G3’lerde bir gün mutlaka yer almasını istediğin kimler var?

Jeff Beck gibi büyük gitaristlerle her zaman birlikte çalmak isterim ve az önce de dediğim gibi değişik tarzda gitaristlerle birlikte birşeyler yapmak her zaman için istediğim bir şeydir. Bunu gerçekten istiyorum. Blues, klasik, caz... bu türlerde yer alan büyük isimlerle ve gitara yeni bir boyut eklemiş olanlarla çalmaya tamamen açığım. Örnek olarak Billy Gibbons’la (ZZ Top) da çalmayı çok isterdim.


Sizin bir fanınız olmanın yanı sıra bir Dream Theater fanı olarak da sormak istiyorum; John Petrucci hakkındaki düşünceleriniz neler ve G3’te kendisiyle beraber çalmak sizin için nasıldı?

John gerçekten çok iyi bir insan ve mükemmel bir gitarist. Öncelikle, pek çok gitaristten farklı olarak sürekli çaldığı bir tarz ve devam eden bir grubu olmasına rağmen değişik yönlere her zaman kolaylıkla kayabiliyor ve beraber çaldığınızda karşınıza müzikal olarak sizin beklediğinizden çok daha farklı müzikal unsurlar çıkartabiliyor. Bizim ve bize yakın olan kendi jenerasyonu içerisindeki en iyi ve özgün gitaristlerden biri. G3’te beraber çalmak bu yüzden çok keyifliydi ve ortaya çok sağlam bir G3 performansı serisi çıktı. Dream Theater’dan Mike Portnoy da G3’te yer aldı ve böyle bir projede birlikte çalmaktan hem onlar hem de biz büyük keyif aldık.

MP3 ve müzik paylaşım programları hakkında ne düşünüyorsun?

Bu bir yönü ile iyi bir yönü ile de kötü. Peru’dan Hindistan’a veya Türkiye’ye kadar dünyanın en uzak yerinden bir diğerine müzik artık anında yayılıyor ve her yerdeki dinleyiciler yeni müzikleri büyük bir hızla paylaşabiliyor. Bu bir bakıma biz müzisyenler için de güzel. Yeni bir albümden sonra çıktığımız ilk konserde izleyiciler albümü çoktan sindirmiş oluyorlar, bunu görebiliyorsunuz. Diğer yandan müzik sanayi ve müzisyenlerin gelirleri açısından tabii ki bir sorun oluşturmakta. Bu yeni bir dönem ve müzik sanayi bu yeni döneme uyum sağlayarak bu sorunlara bir çözüm bulmak zorunda.







“Genç gitaristlere neler öğütleyebilirsin?” sorusuna kaç defa cevap verdiniz? Röportajlarda cevaplamak istemediğiniz sorular var mı? :)

Bu tabii genel olarak sorulan bir şey ama şu soruyu özellikle sevmem diye bir şey söyleyemem. Bana soracağınız garip sorular mı var yoksa? (gülüyor)

Hayır, aslında son soruma da gelmiş oldum. Son sorum fanlarınızın merak ettiği ve bir süre tartışılan bir konu ile ilgili. “Live in San Fransico” videosunda seyircinin Stu Hamm’i yuhalamasının sebebi neydi? Satriani.com’da o yıllardaki açıklama seyircinin “Stuuuu” diye bağırdıkları yönündeydi. Ancak Stu’nun gözlerindeki ifade ve verdiği tepki, aynı soloyu çok daha hızlı bir şekilde tekrar çalması mesela, bunu çürütür nitelikte...

Bu çok sık sorulan bir şeydi. O açıklamamız doğruydu ama belki şunu da eklemek gerekir. O gün konserdeki izleyicinin yüzde doksanı Satriani izleyicisiydi ve gerçekten güzel bir konser oldu. Seyirci de biz de konserden keyif aldık. Ancak yüzde onluk bir bölüm Satriani seyircisi olmayan, yani Satriani kimdir, ne yapar bunlardan bile habersiz olan tiplerdi ve konser boyunca sebepsiz yere bağırıp çağırdılar. Dolayısıyla, söylediğiniz yerde esas seyirci gerçekten “Stuuu” diye bağırıyordu ama bir grup garip sesler çıkarıyordu. Bu da kayıt sırasında tabii ki farklı bir şekilde izleyiciye yansıdı. Stu ve ben bunları umursamadık bile çünkü her zaman böyle şeyler olabilir, Stu’ya veya başka bir duruma özel bir şey yoktu ortada.

Stu Hamm

Joe Satriani, sizinle konuşmak gerçekten çok keyifliydi. İstanbul’da sizi büyük bir zevkle izleyeceğiz. Konserde görüşmek üzere...

Çok teşekkür ederim, çok özel bir konser olacağını umuyorum. Görüşmek üzere...


Bu röportaj YUXEXES Dergisi - Gürültü eki için yapılmış, temmuz 2007 sayısında yayımlanmıştır. Sorular tarafımdan hazırlanmış, röportaj ise Çağhan Tansel tarafından gerçekleştirilmiştir. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder