12/21/2011

Ibanez S420 İncelemesi


Ibanez S420 İncelemesi
Gürkan Ildaş'ın yazısıyla...



2011 Mart ayında gitara geri dönüş denemesi olarak bir Ibanez S420 aldım. Oldukça uzun bir ara vermiştim bu yüzden büyük bir yatırım yapmak yerine kendimi deneyeceğim makul bir gitar aramaya başladım. Gitar çaldığım süre içerisinde hep Ibanez S serilerine özel bir sempatim olmuştur. Bu Ibanez’in o dönemki reklamlarında kullandığı isimlerden kaynaklanıyordu; Scott Henderson ve Frank Gambale...




Uzakdoğu üretimi gitarlar makul fiyatları ile oldukça cezbedici alternatifler oluşturuyor. Ibanez’in de önce Kore daha sonra da Endonezya yapımı gitarları bu algının oluşmasında bence büyük paya sahipler. Gitarların fiyatlarını incelerken S420 beni şaşırttı ve sonuçta sıfır bir gitar ne problem yaşayabilirim ki , bu fiyata bu riske değer diyerek gitarı aldım. 



Gitar elime geçtiğinde de beni şaşırtmaya devam etti. Hem işçilik ve malzeme kalitesi fiyatına göre gayet tatminkardı. Dükkandan geldiği ayarlar üzerine ben de biraz kurcaladım ama gitarın kendini bulması luthier Fatih Yılmaz’ın atölyesini ziyaret ettikten sonra oldu. Fatih Usta’nın da elinden geçen gitarı keyifle kullanmaya başladım. 





Elbette bu memnuniyet bana gitarın eksiklerini kapatıp daha da iyileştirme konusunda cesaret verdi. İlk etapta gitarın manyetikleri ve elektronik aksamı ile başlayarak benim zevkime daha uygun sound’lar elde etmek istedim. Bu değişiklikleri yapmadan önce elbette uzun bir araştırma sürecim oldu burada hem Mehmet Barlo hem de Barış Şahin’in büyük katkıları oldu.




Ne istediğime gelince; bir defa ben humbucker sound'unu seviyorum. Pek single manyetik sever değilimdir. Beklediğim de şey tiz olmadan net olan tok bir ton. Gitarla ilgili şu anki problemim ise bana öncelikle çok tiz geliyor olması. Tam tizlik de demeyeyim ama köprüde parlak/cırtlak/çiğ, sapta ise gerçekçi olmayan/steril bir soundu vardı gitarın. Bu processor ya da bilgisayarda belli olmuyordu ama lambalı amfiye geçişle beraber rahatsız edici bir hal aldı. Sap ise tonu yarıya kadar kıstığımda güzelleşiyor. Fakat tonu kıstığım zaman da netlik kaybolmaktaydı. Özetle istediğim gitarın parlaklığını yok etmek ama aynı zamanda netliği de artırmaktı. Ayrıca volume'ün de tam bir gain kontrolü gibi davranmasını istiyordum.Bu beklentiler üzerine arayışlara giriştim. 



Tüm bu arayışlar sonucunda sonucunda kararlar verildi ve gitar ile ilgili elektronik modifikasyonları tamamladım. Neler oldu derseniz standard manyetikler ve potanslar gitti. Yerine köprüye Custom Custom, sapa Alnico II Pro olmak üzere Seymour Duncan'lar geldi. Potanslar Dimarzio EP1201 500K'lar ile değişti. Ton için Sprague 0.022μF kapasitör takıldı. Bunlarla beraber volume'e de treble bleed uygulaması yapıldı. Herşeyi Fatih Usta ile hallettik sağolsun. Kendisine buradan bir defa daha teşekkür edeyim, güzel muhabbetimizi de ederek C.tesi öğleden sonra tamamladık işi. Bu arada gitarın Fatih Ustaya ikinci gidişi oldu ve tüm bu değişikliklerle gerçekten sınıf atladı. 

Gelelim detaylara; değişiklik sonrası eve geldiğimde ilk yorumum bence gitarın üzerindeki standard INF 1 ve 2 manyetiklerden daha iyilerini hakettiği ve bu işe kalkıştığıma değdiği şeklinde oldu.



Standard manyetikleri INF 1 (sap) seramik ve INF 2 (köprü) Alnico 5 mıktanıslıydı. Şimdi ise Alnico 2 mıknatıslı bir sap ve köprü manyetiğine geçmiş oldum. Sonuç ise daha sıcak ve net bir sound oldu. İster drive'lı ister clean, ister gitarın potansları tam açık ya da kısık her çaldığımı daha net duyabiliyorum. Volume/ton ikilisi ile oynayıp sapta adeta hollow body gitarları çağrıştıran tonlar yakalayabiliyorum. İnanması güç ama köprü humbucker'ı ile bile (evet köprü!) clean jazz vari tonlar alabildiğim bir sweet spot yakaladım. Eski halinde köprü manyetiği neden var bu gitarda diyordum. Ben vaktimin önemli bir bölümünü amfim Blackstar Series One 50’nin warm clean kanalında power lambaların kırılması eşiğinde geçiriyorum, bu durumda iki humbucker'ı da kullanabilmek müthiş keyifli. Elbette kalkıp Wes Montgomery çalıyorum ton birebir aynısı diyecek değilim ama artık bu tip şeyler zırvaladığımda daha doğal bir ses geliyor kulağıma.

Drive'larda ise her iki humbucker da amfinin super crunch modunda %50-%100 arası drive seviyelerinde netliklerinden hiçbirşey kaybetmiyor, oldukça "articulate". Gerek tek notalarda gerek akorlarda "temiz" çalmayı daha zahmetsiz hale getiriyor. Bunun yanında her iki humbucker da gitara drive'lı tonlarda extra bir hacim kazandırdılar gibi. Daha dolgun ve tok bir sound elde ettim ben. Bu arada Ibanez S maun olsa da gövde yapısı itibarı ile ağacın özelliklerini %100 yansıtmadığı kanaatindeyim. Dolayısıyla bu gitarı boğuk, koyu ve çamurlu hale getirme riskinin çok fazla olmadığını düşünüyordum ki haklı çıktım. Custom Custom gayet net bir ton sağladı. Benim amfi ile kombinasyonunda çıkan sonuç drive'lı fusion/shred vari işler için gayet uygun hale geldi. Alnico II Pro ise son derece net ve bunun yanında da tam tarif edemediğim bir zenginliği var, hafif genizden gelir gibi ama tam nasal de değil, neyse tam ifade edemiyorum da oldukça hoş Her iki humbucker arasında geçişlerde birbirinin devamı niteliğinde sound'lar alıyorum bu da beraber kullanma açısından doğru bir ikili olduklarını gösteriyor. 



Split pozisyonlarda ise şu an 1/3/5 pozisyonlarda sap/sap+köprü/köprü olarak çalışıyor, 2'de sap paralel, 4'te ise her iki humbucker'ın iç bobinleri. Ara pozisyonlarda strat vari tonlar alınabiliyor ama ben humbucker'ların o dolu/tok sound'unu daha çok sevdiğimden bu pozisyonlardan çok etkilenmedim. Ara pozisyonlarda bana en çok hitap eden neck humbucker'ın paralel olduğu konum oldu.

Değişen potanslar, treble bleed ve yeni kapasitör sonrası ton ve volume gerçek birer kontrol haline geldiler. Fakat burada bir tereddütüm var, ton kontrolü tam kapalı olduğunda neredeyse duyulmayacak kadar ton boğuluyor, %80-90 kapalı olduğu pozisyona kadar geyet kullanılabilir sound'lar lıyorum ama o son %10 çok ciddi fark yaratıyor sanki, buna yeni yeni alışamaktayım. 

Bu gitarla ilgili projelerim henüz bitmedi. Bir ara da elimdeki 0.047μF'lik kapasitörü de bir fırsat bulduğumda denemek istiyorum. Bir süre daha kullandıktan sonra medium jumbo perde demirlerine geçmek ve gövde boyasını çıkarıp tung oil uygulamak var sırada.



Özetle bence elinizdeki gitar çok üst düzey değilse elektroniklere mutlaka bir el atmakta fayda var, elbette bu yazdıklarımın bir kısmı da placebo etkisi olabilir ama ben değişikliklerin ciddi fark yarattığına inanıyorum. Manyetiklere gelince; Floyd Rose'lu gitarı olup da köprüde benzer sıkıntısı olanlara Custom Custom'ı dikkate almalarını tavsiye ederim. Benim gitarımda sonuç olumlu oldu. Alnico II Pro ise net bir sap humbucker'ı arayanlara iyi bir alternatif.

Yazının içeriği, yazardan izin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda yayımcı şirket gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.

1 yorum:

Popüler Yayınlar