24 Ekim 2013 Perşembe

Mike Pope Özel Röportajı (2010)


Herkese merhaba! Bu aydan itibaren bas gitar günlüklerinde birlikteyiz. Ben Koray, 25 yıla yakın bir süredir bas gitar çalıyorum ve bas gitar ekipmanlarıyla ilgileniyorum (biyografi ve müziklerime web sitemden ulaşabilirsiniz). Sound dergisinde bu köşede klasik ve sıradışı basçılar; bas gitar ve ilgili ekipmanlar, dünya ve ülkemizden bas albümlerini konu edeceğim. Her tür öneri ve yorumlarınızı e-posta adresime bekliyorum.    

İlk konuğum olarak hem müzisyen hem de ekipman yapımcısı olarak Michael Pope’u konuk etmek istedim. Sanırım basçı olarak onun adını duyanlar görece azdır. Yine de müzik kariyeri boyunca bas gitarı ve kontrabası ile eşlik ettiği bazı sanatçı ve grupları saymak (Chick Corea Elektric Band, David Sanborn, Michael ve Randy Brecker, Mike Stern, Bill Bruford, Al Di Meola, Manhattan Transfer) onun hakkında net bir fikir verecektir sanırım (tam liste için www.mikepopejazz.com’a bakabilirsiniz). Kendi bestelerini seslendirdiği iki solo albümü de var Michael Pope’un (Walk Your Dogma ve Lay of the Land)....Sadece bu kadar da değil; kendisi dünyaca ünlü ve kullanıcılarının arasında Victor Wooten, Matthew Garrison ve Anthony Jackson gibi basçıların bulunduğu Fodera bas gitarlarında bulunan on-board preamfileri dizayn eden ve üreten kişidir. Pope, 2008 yılında elektronik dizaynlarını tanıtmak amacıyla Michale Pope Design’ı kurdu (www.michaelpopedesigns.com) ve bas gitar preamfileri MPP-1 ve MPP-2’yi satışa sundu.

İşte Mike Pope karşınızda...



Koray: Hem kontrabası hem de bas gitarı belirli bir hakimiyetle çalabilmek zor iştir. Buna rağmen, John Patitucci örneğinde olduğu gibi her iki iki enstrümanı da etkin bir şekilde kullanıyorsun. Bu enstrümanlar hakkında düşüncelerin nelerdir? Kontrabas yada bas gitarda sana daha çekici gelen farklı özellikler buluyor musun?     

Mike: Evet, bu enstrümanları hakkıyla çalmak gerçekten zor. Düşünce biçimi ve gerekli beceriler bakımından benzerlikleri olsa bile; sonunda bu aletlerin birbirinin versiyonları olmadığını, gerçekten ustalaşmak için farklı yetenekler gerektiren farklı aletler olduklarını görüyorsun. Burada durumu idare edecek düzeyde çalmaktan değil, gerçekten ustalaşmaktan bahsediyorum. Ayarları iyi yapılmış bir enstrümanı ve iyi bir kulağı olan bir bas gitarcı, belirli durumlarda kontrabasla da güzel müzik yapabilir; yine de, örnek olarak klasik müzik literatürüne hakim olabilmesi pek mümkün değil. Ben kişisel olarak, çaldığım müziğin gerektirdiği tavra göre her ikisini de çalmaktan eşit derecede mutluluk duyuyorum. Ama mesela kontrabasla funk çalmaktan ya da piyano üçlüsüne bas gitarla eşlik etmekten pek memnun olmam, zaten genel tavır olarak da böyle yapmamakta fayda var. 


Koray: Bas gitar için elektronik dizaynlarına olan ilgin nasıl başladı? Bu işe girmende halihazırda elde olanlardan memnun olmaman ya da kafandaki ideal sounda ulaşma isteğin mi etkili oldu?

Mike: Aslında bakarsan hayır, neden bunlar değildi. Olay (Vinnie) Fodera’nın benden bir devre yapmamı istemesiyle başladı. O zaman bunu yapabilecek donanıma sahip değildim ama bu işle ilgilendim ve gerekli şeyleri hızla öğrenerek eksiklerimi tamamladım. Elektroniğe her zaman ilgim vardı zaten; babam bu konuda çok şey bilirdi ve çocukken bana işin temellerini öğretmişti. Yine de bazı şeylerin gerektiği gibi olabilmesi için elektronik mühendisi düzeyinde bilgiye ihtiyacım vardı. Bu konuda da amcam John, Walter Woods ve Seymour Duncan’dan Kevin Beller’in bana çok yardımı oldu. Sanırım hızlı bir ilerleme kaydettim. Şimdi, yaklaşık 15 yıl sonra bakıyorum da belirli ileri düzey uygulamalarda çok iyi düzeye gelmişim. Yaptığım şeye kesinlikle hakimim. Yine de benim uygulamalarım birbirinden çok farklı, çeşitlilik gösteren işler sayılmaz.      


Koray: Dinlediğin müziklerden hatırladığın, seni çok etkilemiş bas tonları geliyor mu aklına?

Mike: Evet, yıllar içinde tonu ve sound’u çok çeşitlilik göstermesine rağmen kesinlikle Jaco var mesela. Yine de her seferinde kendisi gibi tınlamayı başarıyordu. Pat Metheny’nin ilk albümlerinde Mark Egan, Weather Report’un Procession albümünde Victor Bailey, Elektrik Band’in ilk albümlerinde John Patitucci, tüm Marcus Miller albümleri, Rocco (Prestia), Geddy Lee... aslında daha çok sayabilirim ama ilk aklıma gelenler bunlar.  


Koray: Kayıtta kullandığın ekipmanları anlatır mısın? Eşlikçi olarak ya da solo albümlerinde özellikle tercih ettiğin ya da sürekli kullandığın ekipmanların var mı?

Mike: Kayıtlarımda genellikle Digi003 (eski DigiDesign) sistemi ve belirli preamfileri kullanıyorum. Bası da genellikle doğrudan MPP-1 veya MPP-2 preamfilerinden birisi ile kaydederim, zaten ses rengi olarak aynı özelliğe sahipler. Belirli bir durum için soundu şekillendirmem gerekmiyorsa çok az EQ kullanırım. Yani sıklıkla flat kayıt alır, miks sırasında plug-in’lerle çalışırım. Kayıt sonunda yoğun EQ’lu belirli, tek bir tonum olmasından  pek hoşlanmam. Miks esnasında esnekliğim olmasını tercih ederim ve çok fazla EQ bunu imkansız hale getirir. Eşlikçi olarak bulunduğum kayıtlarda ise stüdyoda hangi imkanlar varsa onu kullanırım. Kendi basımla her zaman iyi bir sound elde edebiliyorum.  


Koray: Sanırım Türkiye’de ilk MPP-1 sahibi olan kişi benim. Benim stüdyodaki deneyimime göre MPP-1, ileri düzey mikrofon preamfilerinden ya da mikserlerden bildiğimiz, net ve temiz solid-state tonlara yakın bir preamfi. MPP serisi preamfileri soundunu ve hedefini sen nasıl anlatırsın? 
 
Mike: Bence bunu soruyu sorarken gayet iyi açıkladın. Burada amacım, kaliteli mikrofon preamfilerinin özelliklerini, bas gitara uygun bir EQ ve iyi bir DI, efekt loopu gibi ek özelliklerle birleştirmekti. Yani stüdyo kadar canlı çalarken de basçıların ihtiyaç duydukları ve mikrofon preamfilerinin yetersiz kaldıkları özellikler. Mikrofon preamfileri bu açılardan stüdyo dışında hiç pratik değiller.  


Koray: Özel yapım Fodera Emperor basının klavyesinin son kısmında ayrılabilir bir kısım var (resimde görebilirsiniz). Bu modifikasyon ve amacı konusunda da bilgi verir misin?  

Mike: Basım 24 perdeli ve klavyenin son 4 perdesi sapa mıknatıslarla tutturulmuş durumda ve gerektiğinde ayrılabiliyor. Bu kısmı çıkardığında, bence tonu daha iyi olan 20 perdeli bir sapa sahip oluyorsun. Burada aslında eski Fender’lerin özelliklerini basa kattığımızda ortaya nasıl bir şey çıkacağını görmek istemiştik; 20 perde, tek parça sap, düz headstock, belirli tel uzunlukları gibi...yine de ben 20 perde ile kısıtlı kalmak istemediğimden bası bu şekilde dizayn ettik.   


Koray: Daha önceden Al Di Meola’nın grubu ile Türkiye’de bulunmuştun. Dinleyici ve ortamla ilgili izlenimlerini anlatır mısın?

Mike: Evet, yıllar önce bir kere de Mike Stern ile gelmiş ve çok keyif almıştım. Seyirci gayet heyecanlıydı, müziği ve bizi çok iyi karşılamıştı.

Koray: Günümüzün müziğin bilgisayarla üretildiği ve editlendiği dünyasında, caz ve bas gitarın geleceğini nasıl görüyorsun? Gelecek yıllarda bas gitarda yeni teknik açılımlar ya da yaklaşımlar bekliyor musun?

Mike: Bu konuda net bir fikrim yok. Açıkçası işin o yönünden yeni birşeyler gelecekse bile,  benden kaynaklanacağı konusunda ciddi olarak şüpheliyim. Aslında gerçekten iyi bir bas gitar MIDI veya synth sistemi görmek güzel olurdu.  Ama işin fiziği yönünden, gelişen teknolojiye rağmen hala ciddi kısıtlamalar olduğu kesin. Yeni ve oldukça ilginç bazı şeylerle karşılaştım ama hiçbirisi bana müziksel olarak doğru gelmedi. 

Koray: Mike, bu güzel sohbet ve zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak söylemek istediğin birşeyler var mı?

Mike: Ben de teşekkür ederim. Müziğe ilgi duyan herkesin kendini müzik yapmaya yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Müzikle ilgili bir şeyler okumak ve çalışmak tabii ki önemli ama, müzik prova odasında gerçekleşmez. Aslında çoğunlukla stüdyoda da ortaya çıkmaz. Müzik gerçek hayatta, yaşanılan gerçek zamanda meydana gelir. Ancak çok şanslıysanız, gerçek müziğin yakalandığı bir kayda denk gelebilirsiniz. Müzik aslında insanların arasındaki doğrudan, dolaysız, sözsüz iletişimdir. Seyirci ya da müzisyen,  bunun bir parçası olabilmek için elinizdeki her fırsatı değerlendirin.
  

Açıklama: MPP-1 (tek kanal) ve MPP-2 (iki kanal) bas preamfileri Bilgi için: www.michaelpopedesigns.com
   

Diskografi ve müzik :

Mike Pope solo albümler:
Walk Your Dogma (1996)
Lay of the Land (2002)  

Bas Gitar Günlükleri:  Koray Ergünay
Sound Dergisi Ekim 2010 sayısında yayımlanmıştır!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder