31 Mayıs 2011 Salı

Bijen Rahimi Özel Röportajı


 Merhabalar Bijen. Gitardaki Sarmaşığa hoşgeldin. İlk önce seni biraz tanıyalım, bilmeyenlere tanıtalım. Müziğe ve gitara ilk olarak nasıl başladın, nasıl bir eğitim aldın?

Merhaba, öncelikle bu sayı da beni konuk aldığınız için çok teşekkür ediyorum. Aslında gitar çalmayı 10 sene önce ilk aklıma koyduğumda bunun gelecekte neredeyse bütün hayatımı kapsayacağını bilmiyordum. Zaman içerisinde az çok öğreniverdim gitar çalmayı. Müzik üzerine herhangi bir eğitim almadım ancak gün geçtikçe işin teorisini de kendi çapımda öğrenmeye çalıştım hala da çalışıyorum. Sonuçta müzik işi, “tamam oldum ben artık!” denilemeyecek kadar sonsuz...

Şu aralar Tuşe'ye ek olarak, Ogün Sanlısoy ile çalıyorsun. Ogün'le olan birlikteliğin nasıl başladı, bundan biraz bahseder misin?

Ogün abi ile tanışmamız 1,5 sene kadar öncesine dayanıyor. Metin abinin Şebnem Ferah ile de çalması ve çok yoğun olması sebebiyle, ekipte Metin Türkcan varken ritm gitarları alabilecek, yokken de solo gitarları çalabilecek birine ihtiyaç duyulmuş ve değişik çevrelerden de benim ismim kulaklarına fısıldanınca bana ulaşılmış, iyi ki de ulaşılmış! Gerçekten o kadar iyi bir ekipte yer alıyorum ki. O kadar çok şey öğrendim ki onlardan. Bu ülkede ki rock müziğe yön vermiş insanlarla aynı oluşum içerisinde müzik yapmak çok büyük bir onur.
   
Bir albüme sahip olmamana rağmen, hatta Ogün’le çalmaya başlamanın çok öncelerinden beridir, ciddi anlamda tanınıyorsun. İnternet sitelerinde ve Ankara’da sadık bir takipçi kitlen var. Bunu neye borçlusun, bu değirmenin suyu nereden geliyor ;)


Çok arkadaşım var :) Kendin olduğun, elinden geleni yaptığın, paylaşabiliyorsan paylaştığın, bir yerlere gelsen de henüz gelmek istediğin yere çok uzak olduğunu bildiğin, kendi doğrularını sonuna kadar savunduğun sürece seviliyorsun bence. Bu arada umarım gerçekten takip ediliyorumdur :)

10 sene sonrasına baktığımızda Bijen Rahimi'nin geldiği nokta ne olacak, neler başarmış olacak?

Aklımda yapmak istediğim tasarladığım o kadar çok şey var ki. 10 sene sonra hem Ogün Sanlısoy ile hem Tuşe ile devam ediyor olacağım ama yanına hep düşündüğüm hem fusion tarzında, hem de elektronik müzik ile harmanlanmış gitar müziğini içeren solo projelerimi de koymuş olurum umarım. Ek olarak bazıları patentlenmiş 12 icat ve endüstriyel tasarımım var, onları hayata geçirmek istiyorum. Müzikal olarak yeterli olduğuma inanmış olursam bir gitar okulu açmak istiyorum. Birde bir zahmet artık şu üniversiteyi bitirmek istiyorum!

Şimdi sana iki şeyi, üç farklı boyutuyla soracağım, ayrıntılı ve net cevabını bekliyorum;  "MBM" ve "Tuşe"... Dünü, bugünü ve yarınıyla?

MBM’in sen tam ateşli olduğu zamanları biliyorsun tabi :) Çok uzun zaman önce tanışmıştık DT-Home’da :) Ne yazık ki MBM grup elemanlarının bazılarının özel sebepleri nedeniyle yavaşladı ve en sonunda yok oldu. Çok üzülüyorum, çok özel bir gruptu MBM. Belki de zamanına göre sınırları en çok zorlamış gruplardan biriydi, geriye birkaç tv programı dışında bir şey bırakamadan kayboldu.

Tuşe ise benim gözbebeğim, Tuşe olmasa son 3,5 senede ne yapardım bilmiyorum. Tuşe ile yeterince sahne performansı yaptığımıza inandığımız ve artık yeni birşeyler yaratmalıyız dediğimiz günden beri 26 bestemiz oldu, 23’ünü bizim dışımızda kimse bilmiyor. Yakında yaptığımız çalışmalar meyvesini verecek gibi gözüküyor. En geç 7-8 ay içerisinde çok özel bir albüm ile geleceğiz umarım:)

Bir gitarist olarak ne gibi sorunlarla karşılaştın? Özellikle müziğini insanlara sunma aşamasında şahit olduğun “ilginçlikler” oldu mu?

Olmaz mı :) Ders almadan, kendi kendine öğrenmeye başladığında bir noktadan sonra zaten yardım alamaz oluyorsun çünkü çalış stilin standart dışı oluyor. Kendi kendine değişik birşeyler yaratıyorsun. Çoğu zaman Amerika kıtasını baştan keşfediyorsun. Gamları ben keşfettim sanmıştım mesela :) Hala da kendi kendime ilk bulduğum pozisyonlardan çalıyorum. Ama standart dışı olmak hoşuma da gidiyor, pena tutuşum çaldığım pozisyon, akor basışlarım hep bir garip. Yalnız son 2 sene içerisinde gitar çalmanın standart yolunu da öğrenmeye çalıştım. Tabi bir çok materyal ile zaman içerisinde teorik olarak da kendimi geliştirmeye çalıştım. Değişik enstrümanlar ile de ilgileniyorum (piyano, kanun), gitar çalmaya büyük artısı oluyor...



 Özellikle bizden grupların konserlerinde ve özellikle de Ankara'da, gitaristin tam karşısına konumlanan, kollarını önünde kavuşturarak "gitar mı çalıyorsun sen şimdi?" veya "hata yapsa da gülsek!" düşüncesi ile gitaristi inceleyen insanlara şahit olmuşluğum var. Böyle durumlarla sen de yüzyüze kaldın mı? O tür insanlar sende sıkıntı veya bir baskı oluşturdu mu?

Evet özellikle şu progressive metal patlaması olduğu bir dönem vardı ya, o sıra bar programlarında saklaya gizleye kamera getiren adamlar vardı sonra bu adamlar evde iyice izler forumlardan yorum yaparlardı :) Şu son zamanlarda bu durum çok yok aslında ama 1-2 sene öncesinde bildiğin jüri üyesi gibi karşında gözlerini kırpmayan adamlar oluyordu. Bir ara sinir bozuyordum ama sonra düşündüm ki bu kötü de bir şey değil. Barda kız kesip müzik ile ilgilenmeyen tipler olmasındansa benim hatalarımı arayan müzik adamlarının olması daha güzel. Beni de hata yapmamaya daha alıştırdı bu durum. Ama seçim yapmak gerekirse müzikle ilgili ama hata aramayan seyirci en çekici olanı :)

Yine, bir gitarist olarak, kendinde en güçlü ve en zayıf bulduğun yönlerin nelerdir?

Emprovize ve yaratım gücüme güvenirim gerçekten. Çünkü kendimden birşeyler katmayı seviyorum, müzisyen kendisinden birşeyler serpiştirmiyorsa müziğine bence samimiyetsiz oluyor. Zayıf bulduğum  yönüm ise güçlü bulduğum yönüm ile aynı. Çok ironik oldu ama bazen de kendimden çok şeyler kattığımı ve dozajı ayarlayamadığımı da düşünüyorum.



Sevdiğin gitaristler, müzisyenler ve idollerin kimlerdir?

Metin Türkcan, Greg Howe, Richie Kotzen, Andy Timmons.

Şimdi sırada, sormayı çok sevdiğim bir soru var; Hayalindeki solo albümün için sınırsız bir bütçen olsaydı hangi müzisyenlerle, nerede ve hangi yapımcı ile kaydetmek isterdin?

Harika soru :) Düşünmek bile çok zevkli, bu yüzden teşekkür ederim. Bas gitarda Victor Wooten, davulda Dave Weckl, klavyede Jordan Rudess’tan oluşan bir grup harika olurdu. Kayıtlar için şu 80-90 metrelik yatlardan birini stüdyoya dönüştürürdüm.Yapımcı olarak Bob Rock gelsin isterdim. Bu kadar param varken plak firmasını da kendim kurar kendi grubuma sınırsız bir çek ve 20 albüm sözleşme imzalatırdım :)

Ekipmanlarını biraz tanıtır mısın? Sanıyorum günden güne gelişen bir liste durumun hala söz konusu, değil mi? Koleksiyon ne durumda ;)

Sorma, zaman içerisinde o kadar çok ekipman aldım, sattım, denedim ve çaldım ki en sonunda doğru yolu buldum :) Çoğu zaman amfi drive’ı + delay ve wah leziz oluyor ve yetiyor ama en sevdiğim ekipman kombinasyonum şöyle: Jackson SL1 LTG ve Ibanez K7, Marshall JMP-1 Preamp, Boss DD-20 Delay, Ibanez TS9, Morley Bad Horsie wah ve Marshall TSL 100 amfi. Dijital drive’lardan sakınmak lazım :)



Benim sorularım bu kadar Bijen. Eklemek istediklerin, söylemek isteyip, içinde kalanlar varsa, tam sırası ;) Müzikal yolculuğunda bol şans ve başarı diliyorum sana… Tekrar görüşmek dileğiyle, çüüz :)

Tekrar çok teşekkür ederim. Cevaplarken çok iyi vakit geçirdim :) O kadar güzel sorular sormuşsun ki içimde bir şey kalmadı. Sana ve tüm YUXEXES ailesine selamlar saygılar:)



Barış Şahin 2007

Tarafımdan yapılan bu röportaj 2007 yılında YUXEXES Dergisi, Gitardaki Sarmaşık Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmak ve kaynak gösterilmeksizin alıntılanmaması uygar dünya adına rica olunur.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder