19 Temmuz 2011 Salı

Steve Blucher Özel Röportajı

Tarafımdan yapılan bu röportaj Ekim 2010 yılında Sound Dergisi, Gitarizm Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin alıntılanmaması uygar dünya adına rica olunur.


Merhaba Steve.

Merhaba Barış.

Seninle bu röportaj vesileyle tanışmak büyük bir onur. Seni tanıyanlarca Steve Vai, Joe Satriani ve John Petrucci gibi büyük shred gitaristlerinin manyetiklerini tasarlayan adam olarak biliniyorsun. Ancak bunun bilinirliği oldukça dar bir grup insanla sınırlı?

Adımın çok bilinmemesi veya duyurulmaması bilinçli bir hareket değil. Sadece öyle olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca DiMarzio’dan çıkan tüm manyetiklerden de sorumlu değilim. Bu tasarım, sarım gibi işlerin içinde Larry DiMarzio da dahil olmak üzere bir çok insan var. Onların da anmak lazım.

En güncel projelerinizden bahsedelim öncelikle. Şu an üzerinde uğraştığın proje eminim ki belli bir gizlilik derecesindedir ancak bize bazı şeyleri fısıldayabilir misin? Ne gibi haberler gelecek DiMarzio’dan?

Eğer bunu yaparsam sır olmaktan çıkar ki. Bu gibi şeyleri çok çık etmek, bazı gereksiz beklentiler yaratabiliyor veya yanlış yönlendirmelere de yol açabiliyor. Dolayısıyla sana söyleyebileceklerim sınırlı olacak. Şimdilik birkaç dünya çapında ün sahibi gitarist için yeni manyetikler tasarladığımızı söyleyebilirim. Duyurusu ise pazara girmeye hazır olduğunda yapılır.



Bu sene içinde en çok ses getiren ürünlerinizin başında Dream Theater gitaristi John Petrucci için ürettiğiniz LiquiFire ve CrunchLab manyetikleri geliyor. Bu manyetiklerin tasarım ve üretim aşaması nasıl geçti? Bazı ayrıntılar paylaşabilir misin?



Olay son Dream Theater albümünün kaydı zamanlarında başladı. John’un stüdyoda çok sayıda gitarı vardı ve hem stüdyo çalışmaları, hem de  akabindeki ritim bölümlerinin kayıtlarının alınması sürecinde o gitarlara farklı manyetikler takarak denemeler yapabilme imkanı bulduk. John’ı çok uzun yıllardır tanıyorum ve amplifikasyon ve prosesör sistemleri üzerinde çalışırken onunla çok uzun zamanlar geçirmişliğim de olmuştu. Onunla böyle bir bağımın olmasını, bir manyetiğin onun için nasıl bir performansa sahip olması gerektiğini keşfederkenki süreçte bana büyük faydası olduğunu düşünüyorum.



Elbette ki böyle bir bağ çok yardımcı olmuştur. Peki John’ın daha önceki manyetikleri ile kıyaslarsak? Yani Air Norton ile LiquiFire’ı ve CrunchLab ile D Sonic’i sarım, bobin yapısı, mıknatıslar, yapı, malzeme ve sound açısından kıyaslarsak ne gibi farklar söz konusu?

Daha eski ve yeni olan modeller yapı ve malzeme bakımında oldukça benzer gibi görünseler bile yeni modeller, zaman içinde öğrendiğimiz ve neticede performans açısından büyük farklar yaratabilecek çok ince iç değişiklikler içerebiliyorlar. Maalesef sorduğun şeyler de bunlar gibi ve spesifik olarak bilgi veremeyeceğimiz cinsten. Zira bunları yaparken kullandığımız bazı yöntemlerin başka firmalar tarafından uygulandığını hiç sanmıyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki John’ın manyetiklerinin değişimi açısından durumu şuydu; John daima, kendi sound üzerindeki yaklaşımına uyması için manyetiklerin “sesine” odaklanmış bir insandır. O sesi en iyi, zayıf tınlamadan gelecek çok yumuşak tiz tepkisi ile ona kombine olmuş olabildiğince net bas tepkisi olarak tarif edebilirim.



DiMarzio sitesinde görülebileceği üzere bu manyetiklerin 6 ve 7 telli versiyonları arasında mıknatıs türleri gibi bazı noktalar bakımından farklar söz konusu. Bunun nedeni nedir?

Benim için, 6 telliler için üretilmiş bir manyetiğin 7 telli formunu hazırlarken en önemli şey, ikisinin de kullanılırken olabildiğince benzer olmasıdır. 6 ve 7 telli versiyonların Gauss değerleri de birbirlerine yakın ki bu sebeple tüm 7 telli modellerimizde seramik mıknatıs kullanıyoruz. Ayrıca bu manyetiklerin 6 ve 7 telli formlarının direnç değerlerini de oldukça yakın bulacaksın. Ayrıca frekans tepkileri de birbirlerine çok yakındır.

Steve, Herman Li ile Nasıl bir manyetik tasarlayacaklarını düşünüyor.

7 tellilerden bahsetmişken, 8 tellilerden de bahsedebiliriz. 8 telliler için Pazar günden güne genişliyor. Gelecekte daha fazla markanın 8 telli modeller piyasaya süreceğini öngörebiliyoruz. DiMarzio olarak 8 telli pazarı için yaklaşımınız nasıl? Yeni ürünler yolda mı?

Aslına bakarsan üzerinde çalıştığımız projelerden birisi de 8 telli gitar pazarı için 8 telli manyetikleri geliştirmek.

Sormak istediğim diğer bir konu ise Satriani için tasarlanan FRED model manyetiğiniz hakkında. Bu manyetiğin komik bir hikayesi var ve eğer kader farklı gelişse idi Joe Satriani,“Dino” veya “Wilma” adlı manyetikleri de kullanılıyor olabilirdi. Manyetiklerin lakaplarını nasıl, neye göre belirliyorsun?

Fred konusunda şunu söyleyebilirim, böyle isimleri muhtemelen çocukluğumda çok fazla televizyon izlediğim için vermiş olabilirim :) Ayrıca şu da var ki bu isim gitaristleri güldürebilecek bir isimdi. Bazen bazı şeyleri gereğinden çok fazla ciddiye alıyoruz gibi geliyor ve komik bir isim ile insanlara işlerini biraz daha hafife almalarının iyi olabileceğini de hatırlatmış oluyoruz.

Ibanez'in eski paşababaları ile Steve yanyana. Jem'in ilk lansman yılı, NAMM Fuarı.

Steve Vai ile yapılmış röportajlardan bildiğim kadarıyla “Evolution” manyetiğinin tasarım aşamasında üç dört prototip tasarlamıştınız, o dönemler. Steve ise bu üç dört modelden, adını “Evolution” adını verdiğin modeli seçmişti. Peki ya o iki üç “seçilmemiş” manyetiğin akıbeti ne oldu? Ya da şöyle genelleyeyim, prototip aşamasına gelip de bir sanatçı tarafından seçilmeyen manyetiklere ne olur?

Sanatçıların seçmediği manyetikler genellikle üretime girmez. Bununla birlikte, her prototipte çok şey öğreniyoruz, özellikle de yapmamamız gerekenleri… Nihayetinde ise bu dersler gelecekteki tasarımlar ve manyetikler için tecrübe oluyor. Ama bazen bir tasarımı tekrar hayata döndürdüğümüz de olabiliyor ama bu olay çok nadir olur.

Peki sana “Steve’s Special” manyetiğinin ardındaki hikayeyi sorsam? Zira birçok kişi bu manyetikte geçen “Steve” adını yanlış olarak, Steve Vai’e bir gönderme olarak düşünüyor ki aslında senin adına bir gönderme söz konusu. Senin için bu manyetikte özel olan nedir peki?

Evet, böyle düşünenlerin olduğunu ben de duydum. Aslında bu manyetiğin orjinalini kendi gitarım için yapmıştım fakat John Petrucci de gitarımı çaldığında sevdi sonrasında kendi gitarında da denedi ve bir gitar dergisinde ondan “Steve’in sevdiği manyetik” şeklinde bahsetti. Ardından bir çok gitarist bunu istemeye başladı ancak tahmin edersin ki ismi hiç de iyi gelmiyordu kulağa. “Steves Special” hem daha hoş geliyor kulağa, hem de hatırlaması, söylemesi çok daha kolay.

Kendi tecrübelerime göre (söktüğüm manyetiklerden gördüğüm kadarıyla) DiMarzio manyetikleri, göreceli olarak ağır bir şekilde parafinlenmiş durumdalar. Kalın parafinlemenin, manyetiğin doğuşkan ve diğer armonikleri algılamasında olumsuz bir etkiye sebep olmasından çekinmiyor musunuz?

Hayır. Parafinleme, doğru yapıldığı takdirde, manyetiklerin performansında hiçbir olumsuz etkiye neden olmaz. Alakasız gürültüleri azaltan bir etkisi vardır parafinlemenin, lakin ben doğuşkanları ve armonikleri yeniden oluşturulması konusunda azaltıcı bir etkisi olduğuna inanmıyorum. Bu konuda çok sayıda test yaptık ve düzgün bir şekilde parafinlenmiş bir manyetiğin, hiç parafinlemeye maruz bırakılmamış bir manyetiğe oranla daha kötü sounda sahip olduğuna dair hiçbir şey bulamadık.

10K’lık PAF manyetikleri (10.00K, AWG 42 PAF Klonları) pazarda neden çok nadir bulunur oldular? Ki DiMarzio da Virtual PAF-Hot modelini üretimden kaldırdı. Bunun sebebi nedir?



Genel olarak PAF klonlarının pazarı çok geniş. Bununla birlikte, bu güne kadar hiç 10K’nın üzerinde ölçüm veren orjinal 50’lerden bir PAF humbucker görmedim ve açıkçası bu değerdeki bir manyetiğe de PAF demek konusunda da gönlüm olmaz. Hot VPAF üretimden çıkarıldı çünkü VPAF köprü modeli ile Hot VPAF modelinin en iyi elementlerini, 36.yıl PAF köprü modelinde bir araya getirdik. Hal böyleyken tüm bu modelleri satışta tutmanın gereksiz kafa karıştıracağını düşündük.

Bobin teli yalıtım türleri söz konusu olduğunda bir favorin var mı? Formvar, Plain Enamel vs.?

Hiçbir favorim yok bu konuda. Gerçekte okunan tel kalınlıkları ve tel malzemesinin kalitesinin, yalıtım malzemesinden çok daha önemli parametreler olduğunu düşünüyorum.

Samaryum Kobalt, Neodmiyum türü nadir toprak elementleri mıknatısları gibi alternatif mıknatıs malzemeleri ve alaşımlarının kullanımı hakkında ne düşünüyorsun?

Bence oldukça faydalı olabiliyorlar ve muhtemelen gelecekte kullanımları da artacaktır. Yüksek gauss değerlerine sahip, ufak boyutlu manyetik ürünler çok şey vaat ediyor…

Yakın zamana kadar EMG’ nin ip koşturduğu, akabinde S.Duncan’ın Blackoutları ile bunu kırdığı canlı bir aktif manyetik pazarı söz konusu iken DiMarzio olarak bu pazara mesafelisiniz. Bunun sebebi nedir?

Aktif manyetik çıkarmak gibi bir planımız, şu aşamada hiç yok. Ancak şunu belirteyim, pasif bir manyetik de uygun şekilde tasarlanmış bir önamfiye bağlanırsa, en güçlü aktif manyetikler kadar gain sağlayabilir. Bu konuda araştırmalarımız yapıldı.

Larry DiMarzio

2000 başlarında ortaya çıkan butik manyetik yapımcılarının, 2000 sonlarında da süren pazar başarılarının DiMarzio’nun satışlarına veya ününe bir zarar verdiğini düşünüyor musun? Veya şöyle söylemek mümkün mü, bunlar sebebiyle DiMarzio “tarihsel olarak tamamen aynı manyetik klonları” pazarından çekilerek shred manyetikleri bölgesinde pozisyon almıştır?

İlk sorunun yanıtı, hayır. Zira ortaya birçok manyetik yapımcısının çıkması, dikkatleri pazardaki manyetik üreticilerinin geneline çekmiş oldu. İkinci soruna gelince, üzülerek tümüyle farklı düşündüğümüzü söylemeliyim. DiMarzio asla “tarihsel olarak tamamen aynı manyetik klonları” üretmemiştir. Çünkü biz asla ürünlerimizin, başka firmaların ürünlerinin çakmaları veya kopyaları olarak kullanılsın istemedik. Ancak durum tam tersi. Ve aslına bakarsan şu an, daha öncemize kıyasla çok daha fazla vintaj sounda sahip manyetiğe sahibiz.

Yakın gelecekte hangi tür manyetiklerin daha başarılı olacağını düşünüyorsun? Super D, X2N veya Duncan’ın JB’si gibi eski tasarımların mı yoksa daha çağdaş ve teknolojik versiyonların mı?

Elektrik gitarla alakalı müzik piyasası bana çok çeşitli gibi geliyor şu an. Tek bir türün veya soundun uç noktalarda bir etkisi olduğunu görmüyorum. Bu yüzden bence başarılı manyetikler konusunda bir şey öngörmek veya tahminde bulunmak pratik anlamda imkansız gibi.



DiMarzio da, diğer bir iki firma gibi ürünleri için bas, tiz ve orta frekanslar için çok net değerler veriyor, ki  sıklıkla çoğu insanı yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum bu net matematiksel ifadelerin. Neyse, bu bas, tiz ve mid değerlerini hangi cihazlar veya hangi tekniklerle elde ediyorsunuz? Bunlar göreceli değerler mi yoksa kantitatif veriler mi?

Bu EQ değerleri konusunda ne yazık ki, üzerinde herkesin uzlaştığı bir sanayi standardı mevcut değil. Bu yüzden bazıları tarafından ortaya konmuş olan ton değerleri yanlış yönlendirmelere yol açabiliyor. Bizim bu değerleri sunarkenki maksadımız, manyetikleri birbirleri ile kıyaslanması. İnsanlar bunun farkında olduğu sürece yanlış neticelere varacaklarını düşünmüyorum. Değerler ise göreceli (yani karşılaştırmalı) ve yüzden de öznel. Ancak yine de bu yaklaşımın sorunlu olduğunu düşünmüyorum, bu tamamen gitaristlere amaçlarına göre hangi manyetiği seçmelerinde yardımcı olması için tasarlanmış bir şey.

Elbette bir DiMarzio manyetiğini, bir diğeri ile kıyaslama maksatlı ise faydalı olacaktır. Ancak sıkıntı elinde referans olacak bir DiMarzio manyetiği olmayanların veya konuya hakim olmayanların, salt bu değerleri baz alarak yanılabilmeleri. Neyse, şimdi bazı favorilerini soracağım; en sevdiğin lütiye ve manyetik yapımcısı kimdir?

Hmm… Sayısız favori müzisyenim var ama daha önce hiç sen sevdiğim manyetik yapımcısı var mı diye hiç düşünmemiştim :) Şu ara en sevdiğim gitar yapımcısı ise Jim Soloway ki SolowayGitarları’nın da sahibidir. Birini seçmem gerekirse Jim derim.

Peki hiç başka bir firmanın ürettiği bir manyetiğe “keşke bunu ben yapmış olabilseydim” dediğin oldu mu?

Yanıtlaması oldukça zor bir soru benim için. Zira benim tarzım bu değil. Başka firmalar tarafında üretilen ve performansını çok sevdiğim manyetikler var ve onlardan, bugüne kadar hepsinden cidden çok şey öğrendim.

Şimdi işin erbabına sorulması gereken en önemli sorulardan birisi var. Manyetik değişimleri ile yeni soundlar keşfetmek isteyen insanlar için tavsiyelerin nelerdir? Ton ve sound açısından elektrik gitarlarda manyetik modifikasyonları konusunda en önemli parametreler nelerdir?

Garip gibi görünmesine rağmen, en önemli parametreler manyetiklerin dışındaki konulardır. Bu konudaki en kritik faktör gitaristin manyetiğini değiştireceği kendi gitarının, amfisinin ve efekt zincirinin karakteri üzerindeki bilgisidir. Bununla birlikte manyetik değişimleri konusunda deneyler yapmak isteyenler, alışık olduğu bir manyetikten, radikal olarak zıt istikâmetteki bir manyetiği deneyebilir. Mesela güçlü ve koyu bir ses rengine sahip Tone Zone gibi bir manyetiğin yerine, EJ Custom sap modeli gibi nispeten daha parlakça olan ve daha sessiz bir manyetiği deneyebilir. Bu gibi radikal değişimler de çok şey öğretebilir.

Sevdikleri sanatçının tonunu, amfi ve pedallar gibi diğer etmenleri göz ardı ederek sadece manyetiğe veya büyük ölçüde manyetiğe bağlayan insanlar da var. Eric Clapton’ın “Kadın Tonu”, Eddie Van Halen’ın “Brown Tone”u, Eric Johnson’ın sihirli keman gibi ve tertemiz tonu veya Petrucci’nin keskin shred tonu gibi… Bu gibi klasikleşmiş tonları sadece manyetikte arayanlara ne gibi öneriler verebilirsin?

Ben bu konuda diğer etmenleri işin içine dahil etmeden bir şey önerilmesinin dürüstçe olmayacağını düşünüyorum. Bana bir gitarist nasıl bir sound istediğini anlattığında, daima ne tür bir gitara ve amfiye sahip olduğunu sorarak işe başlıyorum. En azından bu kadarlık bir bilgi gerçekten elzem. Misal, “Brown Sound” peşinde koşan ve kızılağaç gövdeli bir gitar sahibine, ıhlamur gövdeli gitara sahip olanla aynı manyetiği tavsiye etmem.

Seninle tamamiyle hemfikirim Steve. Peki, DiMarzio’nun Türkiye pazarında daha fazla büyümek için planları var mı? Şu ana kadar hiçbir sanatçıyla anlaşma (endorsement) söz konusu olmamıştı, bu tür haberleri alabilecek miyiz?

DiMarzio’nun kapısı, tüm ülkelerdeki harika gitaristlere daima açıktır. on-line@dimarzio.com adresine müziklerinden örnekler yollayarak şanslarını deneyebilirler.

Peki Türkiye ve Türk Gitar ortamı hakkında bir şeyler biliyor musun?

Cehaletimi (Not:Estağfurullah, bilmemen senin kabahatin değil, kendisini tanıtması gerekenlerin pasifliğinin bir sonucu) itiraf etmek zorundayım :) Türkiye’yi birkaç yıl önce ziyaret etmiştim ve o vakitler epey iyi bazı gitaristler de duydum. Ancak aşina olacak kadar uzun kalmadım. Hakan Şavklı’nın çalışını duymuştum ve bence o çok iyi bir gitarist. Benim sevdiğim tarz müzik deneysel müzikleri de kapsıyor. Bu yüzden Erdem Helvacıoğlu’nun çalışmalarını da çok beğeniyorum (Not:Maşallah, hiçbir şey de bilmiyormuş. Bu iki ismi camiada bile yeterince tanıyan çıkmaz, ne yazık ki).

Steve sorularım bu kadardı. Senin gibi bir üstatla muhabbet büyük keyifti. İlgin, samimi yanıtların ve yardımın için çok teşekkür ediyorum

Bu röportaj için de ben teşekkür ederim Barış. Sevgiler…




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder