30 Kasım 2011 Çarşamba

Steve Morse Özel Röportajı I.Bölüm (2011)


STEVE MORSE ÖZEL RÖPORTAJI (I.BÖLÜM)

Bu röportaj Sound Dergisi Şubat 2011 Sayısı Gitarizm Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.



Merhabalar Steve. Gitarizm Köşesine hoşgeldin. Öncelikle seninle tanışmak gerçek bir onur, bunu belirtmek isterim. Sana şunu sorarak başlamak istiyorum, şu an dünyanın hangi noktasındasın ve hangi duygular içindesin?

Merhabalar Barış. Şu an Fransa’dayım. Yedi haftalık bir turnenin sonuna geldik. Çok yorgunum aslında ama müzik yapabilmekten dolayı da çok mutluyum (Not: Steve Baba’nın sesi cidden çok yorgun geliyor). Gayet iyi bir ruh halindeyim, kendimi iyi hissediyorum ancak, bilirsin, bazen uzun turneler yorucu oluyor.

AngelFire isimli son projenden bahsederek başlayalım istersen. Promo elime daha yeni ulaştığı için derinlemesine yorum getirmeyeceğim ama diskografin için oldukça sıra dışı kalan bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda çok sevdiğimi de. Bu uzun süredir içinde olan bir şey miydi, yani AngelFire gibi bir proje yapmak, yoksa Sarah ile tanışmandan sonra mı aklıma geldi?

Solo akustik albüm yapmak benim için ilk değildi. “Split Decision” albümü de yarı akustik, yarı Steve Morse Band şeklinde bir albümdü. O dönem aslında tamamıyla akustik bir albüm yapmayı istiyordum ancak çeşitli nedenlerden dolayı plak firması hiç ilgilenmedi. Sarah ile tanıştığımda ise ne kadar harika şarkı söylediğine şahit oldum ve onun sesi için birşeyler yazmaya başladım.

Steve Morse ve Sarah Spencer


Şarkı yazma ve kaydetme döneminden de biraz bahsedebilir misin?

Elbette. Şarkı yazımına onun şarkı söyleyişine uyacak bir müziği hayal etmekle başladım ki böyle başlamayı çok severim. Ana temam buydu. Daha sonra bir araya geldik bunlar üzerinde oynamaya başladık. Hem evde, hem de stüdyoda. Bazı şarkılarda sözleri beraber yazdık, ancak genelinde söz yazım işini ve vokal melodilerini o halletti. Cidden, tam anlamıyla şarkı yazmak konusunda çok iyi.  Kayıt aşamasında ise duyduğunuz her şey tamamen ona ait. Hiçbir şekilde dijital düzeltme, detonasyon düzeltmesi vs. yok. Sadece ve sadece o nasıl söyledi ise o ki muhteşemdi.

Sarah Spencer Büyüleyici Sesi ile Dikkat Çekiyor...

Bu projeye dayanarak soruyorum, gelecekte solo projelerinde de vokal duyacağımız anlamını çıkarabilir miyim?

Benim projelerimde değil. Çünkü enstrümantal şeyler yazmayı ve çalmayı hâla çok seviyorum. Ancak başka insanlarla da çeşitli projelerim oluyor bildiğin gibi. Bu tür projelerde zaman vokal olabilir.





Standart üretim Ernie Ball imzalı model gitarların (SM Model ve Y2D) daima kavak gövdeli. Senin kendi kullandığın gitarların da kavak gövdeli mi, yoksa fark var mı? Eğer onlar da kavak ise, neden üst model gitarlarda sıklıkla karşımıza çıkan ağaçlar yerine kavağı tercih ediyorsun?

Benim kendi gitarımdan beklentim rezonasyon ve notaları tek tek net bir şekilde ortaya koyabilmesi. Yani gitarı amfiye bağladığında notalar çok distorte olmadan temiz bir şekilde duyulmalı ve dinamikler açısından zengin olmalı. Bolca 5li akor kullanılan rock gitar çalarken, en iyisi oldukça yoğun ve ağır bir gitar kullanmak. Ancak benim gitarım verzatil olmak zorunda çünkü sadece rock çalmıyorum. Sahnede aynı gitar ile rock haricinde bir çok tarzda bir şeyler çalıyorum, dolayısıyla tercihimi netleştirirken bu önemliydi.

Ernie Ball MusicMan Y2D

İmzalı modeli gitarın çok tuhaf ve alışılmadık bir elektronik bağlantıya ve manyetik konfigürasyonuna sahip. Tıpkı senin eski tuhaf Frankeştayn Tele/Strat’ın gibi (Not:Bu gitar Steve’in The Introduction albümünün kapağında da görülebilir). Seni bu tarz bir ihtiyaca iten şey neydi?

(Gülüyor)Bu olay bir yerden başladı ve her birini, diğeri takip etti. Tıpkı hükümetlerinin yasaları çıkarması gibi. Yeni çıkarılan her kanun için bir ton yasa daha çıkar ya. Ayrıca şu yönden de benzer, ilk baktığında hiçbir şey anlamazsın ama birini anladıktan sonra hemen sonraki de anlaşılır. Eski Fender’imden başlayalım (fotosu aşağıda). Köprü manyetiği çok fazla ötme (feedback) yapıyordu, oyuncak gibi bir manyetikti. Köprüsü ise  akord ve entonasyon konusunda baş belasıydı. Bilirsin, bu eski tele köprülerinde her iki tel için tek bir saddle düşer ya, ondan. Hoşlanmadığım yönler bunlardı ve bu sebeplerden dolayı gitarı biraz oymaya başladım. Öncelikle köprüye bir humbucker taktım. Bu bir Fender humbuckerdı. Dimarzio’nun daha sonradan yaptıkları gibi değildi. Daha sonra sapa da bir humbucker ekledim ve 3 yollu Les Paul tipi bir seçici anahtar taktım. Bunu ise yine sap tarafına doğru lipstick (Not:Danelectro’nun ürettiği single manyetiklerdir) tipi bir manyetik daha yerleştirdim. Dolayısıyla kombinasyonlar için ilave bir switch daha yerleştirme durumu oldu. Pena muhafazasında ek bir yer daha açtım ve eğer yanlış hatırlamıyorsam tost makinesinden çıkardığım, yo hayır, vantilatörden çıkarmıştım, bir açma/kapama anahtarı ekledim. Her şey gayet iyiydi (gülüyor). Sonra baktım hala yer var, yeni bir manyetik ve volüm/ton ayarları ayarına bir ilave seçici daha ekledim.

Steve Morse ve Introduction Albüm Kapağındaki Eski Telesi

Ernie Ball versiyonuna geçtiğimde ise çok ciddi gelişmeler tasarladık. Neticede ise vardığımız noktadaki gitar, önceki Fenderimden çok çok daha iyi bir noktadaydı. Sonuçta ulaştığımız gitar konusunda çok ama çok mutluyum. Sıklıkla gitar kliniklerine gidiyorum. Yakınlarda bunlardan bir tane vardı ve orada birine ait Steve Morse Model bir gitar çaldım. Hayatta daha önce gördüğüm veya dokunduğum bir gitar değildi. Tüm yaptığım akord etmek ve çıkıp çalmak oldu. Soundu harikaydı. İşte gitarlarımın bu yönünü çok seviyorum.

Steve Morse ve ilk Ernie Ball Music Man Gitarı

Peki şarkılarını icra ederken, hangi bölümler için hangi manyetik seçeneklerini kullanıyorsun?  Örneğin melodik bir bölümü çalarken veya hızlı penalamalar yaparken hangi manyetikler devrede oluyor? Veya ritim bölümlerinde, chicken penalamalarda, temiz pasajlarda vs.?

Genel olarak sap ve köprü manyetiklerini kullanıyorum (Not: Geriden “çat”, “çut” diye Steve’in gitarının switch sesleri geliyor :) ). 5li akorlar ve sert bölümlerin çoğu için köprü manyetiğini (Not:Full Humbucking halde). Daha ince tellere veya tuşede daha ileri noktalara giden pasajlarda ise sap manyetiğini kullanıyorum. Şarkılarda tuşede aşağı yukarı hareket ederken sürekli manyetiği değiştiririm. Bunun sebebi daha tiz konumlarda gitarın daha fazla dolgunluğa ve kütleye ihtiyaç olması ve sap manyetiğinin bunu verebilmesi. Daha yukarı konumlarda ise gitar daha az bas tepkisine ve daha fazla armonik tepkiye ve tiz tepkiye ihtiyaç duyar. Çalarken manyetik değişimlerimdeki temel buna dayanır. Temiz bölümlere gelince, Dregs veya Steve Morse Band ile temiz bölümleri, arpej pasajlarını çalarken iki humbuckerı beraber kullanmayı tercih ediyorum. Chicken penalamalarda ise köprü manyetiğini, hemen yanındaki single manyetiği ile kullanırım. Ayrıca tek başına single’ları, sahnede sıklıkla kullanırım, örneğin, 5li akor bastığım ve akorun, amfi kanalını değiştirmeden ve çok distorte olmadan, daha temizce duyulması gerektiği durumlarda. Daha da fazla temiz sound istediğimde volüm potunu 10’dan 2’ye kadar kısıyorum, böylece hem singlelar, hem de volüm potunun yardımıyla, amfi üzerinde hiçbir şey değiştirmeden gain üzerinde kontrol sağlayabiliyorum. Gitarımda en sık kullandığım beş manyetik pozisyonu böyle. İşte Y2D’nin konfigürasyonunun, önceki modelden farklı olmasının sebebi de bu. Y2D’de çok kutuplu bir switch kullandık (Not:Neredeyse her türlü bağlantıya imkan veren, standardın dışında bir switch türüdür) ve bu sayede tipik strat seçeneklerinden daha farklı olarak, favori bağlantılarımı tek ünite ile gerçekleştirebiliyor.

Ernie Ball MusicMan Y2D

Mantıklı tabi. Peki o zaman Y2D modelinde sap manyetiği tarafındaki single’ın çıkarılmasının da nedeni artık sahnede ona çok ihtiyaç duymayışın mı, doğru mu?

Evet, tam anlamıyla öyle. Stüdyoda bazen kullanıyorum ama konserlerde pek kullanmıyorum. Ayrıca onu tutmamak için ayrı bir neden de, pek ihtiyacım olmayan ilave bir manyetik varlığının sustain açısından da dezavantajlı olması.

Manyetiklerin DiMarzio’dan Steve Blucher tarafından yapılıyor. Peki tasarım aşaması nasıldı? Kendi imzalı modelini nasıl tanımlarsın?

Steve Blucher benim orjinal Fender humbuckerımı aldı. Ona bu tür bir manyetiği sevebileceğimi ancak ötme (feedback) sıkıntısı yaşadığımı, bu türden ancak daha bir rock’n roll işi bir şeye ihtiyacım olduğunu söyledim. Ayrıca bobinler de farklı ölçüdeydi. Prototipler standart bobinlere göre yapıldı ki benim fenderin pole pieceler arası mesafesi daha genişti ki bu yüzden benim Frankeştayn Tele’mde büyük delikler vardı.

İlk örneklerdeki durumumuz “Al şunu dene ve ne düşündüğünü söyle”, “bir de şunu dene”, “bir de şunu” gibiydi. Steve de her seferinde yeniden denemelere başlardı. Mıknatıs, sarım veya doğru sound için ne gerekiyorsa onları değiştirmeye ve yeni tasarımlar sunmaya başladı. Sonunda birinde doğruyu bulduk. Sonrasında da hemen bir onun sap versiyonuna başladık. Nihayetinde çok dengeli bir kombinasyon oldu. Uyumları için ise çok deneme yapmadık, sadece bir iki tane yetti.

Bir manyetikten sound, EQ ve çıkış vs olarak beklentilerin nasıldır?

Köprü humbuckerından beklentim tiz ve mid frekanslardaki tepki. Ancak esas ihtiyacım olan şey sap humbuckerı ile uyumlu olması. Ayrıca armoniklerde de yetenekli olmalı. Ayrıca bir Les Paul gibi yeterince dolgunluğa da sahip olmalı...

Steve Morse Gitar kayıtlarını nasıl yapıyor, Hangi amfileri kullanıyor, ENGL imzalı modeli nasıl tasarlandı, Çağdaş kayıt sistemleri hakkında neler düşünüyor, ilk gitarı ve pilotluğu hakkında neler söyledi, Deep Purple ile geldiğinde Türk seyircisi hakkında neler düşünmüş... Hepsi ve daha fazlası II.Bölümde, II:Bölüm ise Yakında Gitarizm'de ;)



1 yorum: