2 Şubat 2012 Perşembe

Gibson Les Paul Gitarların Ses ve Titreşim Karakteristikleri





Les Paul Gitarların Ses ve Titreşim Karakteristikleri

Gitaristler tarafından benimsendiği üzere Sunburst Les Paul gitarlar kendilerine özgü bir tona sahiptir. İstendiğinde yumuşak bir ton verebilir, istendiğinde ise kızgınca kükreyebilir. En önemli özelliği ise çalan gitaristin duygularına cevap verme yeteneğidir. 

“Sunburst” Les Paul tonu iki ana bileşeni ile tanımlanabilir. İlki “Çift ton” olarak tanımlanır ve bu terim notaların belirgin bir şekilde duyulan üst harmoniklerini tanımlar. Böylece her nota sanki çift katmanlı gibi duyulur. İkincisi ise “sustain”’dir. Genel olarak “sustain” ve ton ayrı ve ilişkisiz olgular olarak ele alınmıştır. Gerçek şudur ki, birbirleriyle çok yakından ilişkilidirler ve ayrılamazlar. 

“Sunburst” Les Paul gitarlar elektrik gitarların stradivarius’u olarak tanımlanırlar. Gitarın tonu sadece manyetikler ile değil birbirlerini etkileyen bileşenlerin oluşturduğu tüm gitar yapısı tarafından oluşturulur

1. Katı gövdeli gitarların ton yapısı

Akustik gitarlarda, tel titreşimleri gitarın üst ses kapağını titreştirir. Üst kapağın titreşimleri ise gövde içindeki ve dışındaki havayı hareket ettirerek basınç değişimleri yaratır ve kulağımız tarafından algılanacak ses yaratılmış olur. 

Bu ses yaratım sürecinde gitarın üst ses kapağının malzemesi, malzemenin fiziksel dağılımı ( ağaç liflerinin dağılımı vb.) ve kalınlığı gibi değişkenler gitarın ses çıkışı ve karakteri üzerinde önemli rol oynarlar. 

Elektrik gitarlar gibi katı gövdeli gitarların ses yaratım süreci akustik gitarlardan farklıdır.

Katı gövdeli gitarlarda tellerin titreşimleri ve bu tel titreşimleri ile gövde ve sap sisteminin etkileşimli olarak beraber hareket ettiği dinamik sistem sesi oluşturur. Akustik gitarlardan farklı olarak katı gövdeli gitarlar kapalı hava sistemi ve ince ses kapağı yerine kalın ve dolu bir gövdeye sahip oldukları için etrafındaki havayı yeteri kadar hareket ettiremez ve ses seviyesi daha az olur. 

Elektrik gitarlarda asıl ses, tel titreşimlerini hisseden manyetik denen alıcıların oluşan sinyali amfi ve hoparlörlere ulaştırması ile elde edilir.

Dolayısı ile katı gövdeli elektrik gitarların oluşturdukları ses ikiye ayrılabilir. Bunlar;


• Esas ton: Asıl bileşeninin tel titreşimleri olduğu ve sap/gövde/teller den oluşan gitar titreşim sisteminin etkileşimli olarak oluşturduğu ses,

• İkincil ton: Esas tonun oluşturduğu tel titreşimlerinin manyetik üzerinden geçmesi ile elde edilen ses. 

Her ne kadar gitar çıkış sinyali, üzerinden geçtiği manyetikler, amfi ve hoparlörler tarafından değiştirilebilse de esas tonda bulunmayan frekans aralıklarına bu ekipmanlar tarafından müdahale edilemez veya üst tonlar sonradan eklenemez. Başka bir deyişle gitar tarafından üretilmeyen bir şey sonradan elektriksel olarak eklenemez.

2. Esas Tonun Oluşumu

Tel titreşimlerine verdikleri tepkilerin farklılığı nedeni ile sap ve gövde ayrı olarak incelenecektir.

2.1 Sap
2.1.1 Ton Filtresi Olarak Sap

Gitar sapının titreşim karakteristiklerini onun fiziksel yapısı ve malzeme özellikleri (kütle ve katılık değerleri) belirler. Maun ağacı, Les Paul gitarlar için standart olan bir sap ağacıdır (70’ler dışında). Ama sapın kalınlık ve şekli, sunburst Les Paul üretiminin ilk üç yılında bir dizi değişime uğramıştır (58, 59 ve 60). Ayrıca o zaman zarfında üretilen gitarlarda kullanılan brezilya gül ağacı, şimdiki üretimlerde standart olarak kullanılan indian gül ağacından daha sert ve yoğundur. 

Fiziksel yapı olarak gitar sapları, bir ucundan desteklenmiş kirişler (cantilever) olarak tanımlanır. Tellerin bir ucu gitar sapının serbest olan ucuna bağlanmaktadır. Gitar sapları gibi uzun ve ince yapılar uçlarına uygulanan kuvvetlere hassastırlar. Bu bağlamda gitar sapı ton filtresi olarak önemli bir rol oynamaktadır. Burada önemli olan tellerin, yine teller tarafından iletilen enerji ile hareket eden sapa bağlanmasıdır. Böylece sap hareket ederken aynı zamanda teller kendi enerjileri ile titreşmektedir. Sonuç olarak sapa iletilen enerji, telleri geri beslemektedir. Bununla birlikte sapın titreşim karakteristikleri tellerin titreşim karakteristiklerinden farklıdır. Bunun nedeni sapın ve tellerin kütle ve elastiklik değerlerinin birbirlerinden farklı olmasıdır. Böylece frekans yapıları farklıdır ve faz farklılıkları mevcuttur. 


Sapa iletilen enerji daha sonra orijinal enerji kaynağı olan tel titreşimleri ile çakışacaktır. Bu durum oluştuğunda fazdaki küçük bir sapma, yeni bir titreşim formu oluşturmaktadır. Bu yüzden bazı frekans aralıkları zenginleşirken bazı frekans aralıkları ise zayıflamaktadır ve böylece yeni bir ton oluşmaktadır. 




Bir nota uzadıkça (sustain) bu sap ve tel titreşimleri arasındaki geri besleme döngüsü devam eder ve tonu zengin ve kompleks hala getirir. Bu bağlamda sap ton filtresi olarak çok önemli bir rol oynamaktadır. 

Ton filtresi olarak görev yapan gitar sapının katılığı önemli bir etkendir. Katılık, sapın deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. Yüksek katılığa sahip sap eğilmeye daha fazla direnç gösterir yani daha katıdır. Sapın katı olması durumunda tel titreşimlerinden daha az etkilenir. Böylece sap daha az titrer ve teller ve sap arasındaki titreşim etkileşimi daha az olmaktadır. 

Düşük frekanslı gitar tel titreşimleri yüksek frekanslı titreşimlerden daha büyük enerjiye sahiptir. Tel ve sap titreşimleri birbirleri ile girişim halinde olduğu zaman yüksek frekanslı tel titreşimleri yok olma eğilimdedirler. Yüksek katılık değerindeki saplar ise bu kaybolan yüksek frekansları koruma eğilimdedir.

2.1.2 Les Paul Saplarının Katılığı 

Les Paul model gitarlarda sap gövdeye 16. perdede bağlanmaktadır. ES-335 ve SG gitarlar ile karşılaştırdığımızda, Les Paul sapının gövde dışında kalan boyu daha kısa olduğundan katılığı daha yüksek olarak nitelendirilebilir. Aynı profil kesit alanına sahip iki sap düşündüğünüzde, aynı yük altında kısa olanın ucundaki yer değiştirme uzun olanında daha az olacaktır. (FL^3/3EI) Bu durumun ton karakteristiği ve sustain üzerinde etkisi vardır. 

Eski Les Paul gitar saplarının katılığı aşağıdaki nedenlerden dolayı daha iyidir.

• Ağaç damar düzeni (Grain): Eski Les Paul sapları uzunlamasına dörde bölünmüş (quarter sawn) tomruklardan yapılmıştır. Bu şekilde uygulanan kesim biçimi ile sap, tel gerilimi yönünde daha yüksek dirence sahiptir. 
• Sap/Baş birleşim yapısı: Başın sap ile birleşimindeki kalınlık 50’lerin Les Paul’lerinde daha fazladır. Bu kalınlık, ağaç damar yapısının eğimli olması ile getirdiği güçlendirme ile birleşerek sap yapısının o bölgedeki katılığını arttırmaktadır. Ton üzerindeki etkisi göz ardı edilemezdir.
• Tuşe ağacı malzemesi: Özel yapım (Custom) gitarlar hariç 50’lerin Les Paul’lerinde kullanılan tuşe ağaç malzemesi Brezilya gül ağacıdır. Tuşe malzemesi sap üzerine yapıştırıldığı için sapın global katılığını değiştirmektedir. Brezilya gül ağacının sertliği indian gül ağacı ile abanoz ağacı arasında bir yerde olduğu için sapların katılığı daha sonraki yıllarda yapılan gitarlarınkinden daha fazladır. 

Sonuç olarak, Les Paul gitar sapları orijinalinde yüksek katılığa sahip olması amaçlanarak dizayn edilmiştir. Kullanılan malzemenin ve konstrüksiyonun şekli buna katkıda bulunmaktadır.

2.1.3 Yaşlanmanın Etkisi

Yapısal olarak gözlemlendiğinde gitar bileşenleri arasında sap, en fazla yaşlanma etkilerinin görüldüğü bölümdür. Ton üzerindeki etkisi oldukça belirgindir.

Tellerin gerginliği zaman içerisinde sapı deformasyona uğratır. Bu deformasyon iki farklı şekilde oluşmaktadır. Bunlar “sap eğilmesi” ve “sap yükselmesi”’dir. 

Sap Eğilmesi Mekanizması

Sap eğilmesi, sapın tel gerilmesi altında yay şekli haline gelmesini tanımlamaktadır. Genellikle sapın, baş ve topuk dışında kalan kısmın merkezinde oluşur. 

Ahşaptan yapılan sap başlangıçta kendi katılığı ile tel gerilmesine karşı koyarak çarpılmaya ve eğilmeye direnmektedir. Ama uzun süreli gerilme uygulandığında sap yavaş yavaş kendini bırakır ve eğilir. Ahşap uzun süre böyle bir durumda kaldığında şeklini belleğinde tutma eğilimine sahiptir. Bu durum, ahşap hücre duvarlarının çekme ve basma gerilmelerine maruz kalması ile oluşur. Sapın uzun bir süre titreşim altında basma ve çekmeye maruz kalması durumunda ahşap elastikliğini kaybederek (su ve diğer kimyasalların buharlaşması) katılaşır ve yeni şekline oturur. 

Sap uzun bir süre eğilmiş olarak kaldığında tel gerilmesi gevşetilse bile eğilmiş olarak kalır ve bu durumda katılaşır dolayısı ile sap bu haliyle eskimiş olur. 

Destek çubuğu (Truss Rod) sapın katılığı üzerinde etkili olan diğer bir etkendir. Destek çubuğu sapın içerisinde bulunan çelik bir çubuktur ve bir ucu gövdede sabitlenip diğer ucu sap eşiğinin altında somun-vida birleşimi ile hareket edebilir haldedir. Bunun amacı tel gerilmesinin aksi yönünde bir gerilme uygulamaktır ve somunu sıkarak uygulanmaktadır. 




Destek çubuğu sapın içerisinde hafif bir ön eğilme ile yerleştirilmiştir. Bu eğilme somunun sıkılabilmesi için verilmiştir. Somun sıkılarak çubuk boyunu kısaltır, sap yukarı yönde bir itmeye maruz kalır ve tel gerilmesine karşı koyar. 

Eski vintage gitarlarda destek çubuğu hem tel gerilmesine hem de sapın oturmuş iç gerilmelerine karşı çalıştığından eskimiş bir sapın eğriliğini düzeltebilmek için ekstra bir kuvvet gereklidir.

50’li yıllarda üretilen les paul gitarlar, geçen 50 sene içerisinde birçok kez sap düzeltme işlemine maruz kalmıştır ve destek çubuğu düzeltildikçe sap katılığı artmaya devam etmiştir. Gözle görülemiyor olmasına rağmen bütün vintage eski gitarlar bu durumu paylaşmaktadır.

Sap Yükselmesi Mekanizması

Sap yükselmesi olayı eğilmeye de neden olan tel gerilmesi nedeni ile olmaktadır. Bu olay sap ile topuk arasındaki ani geçiş bölgesi nedeni ile sap gövde birleşim bölgesi etrafında sapın yukarı kalkması olarak ifade edilir. Bu yükselme olayı limitli bir alan etrafında olduğundan ve destek çubuğu ile düzeltilemeyeceği için sap eğilme olayında ayrılmaktadır.

Sapın bir parçası olarak görülmesine rağmen 16. perdeden sona doğru olan kısım gövde içine yapıştırılmıştır ve sapın bir parçası olarak sayılmaz. Sapın topuk kısmı da oldukça kalındır ve eğilmez olarak kabul edilir. Sapın geri kalan kısmı ise topuktan eşiğe kadar hafif bir incelme dışında çok değişmez. Burada soru sapın neden başka bir yerde değil de belirli bir nokta etrafında hareket ettiğidir. 



Bunun sebebi, sapın yapısal mukavemetinin topuktan sonra ani bir şekilde değişmesidir. Bu olayın ismi gerilme yığılmasıdır. Gerilme, diğer anlamı ile deformasyon enerjisi, yapının katılığının anlık değişiminin maksimum olduğu yerde birikmektedir. Sap yükselmesi bu olay nedeni ile oluşabilmektedir.

Peki, sap yükselmesinin gitar tonu üzerindeki etkisi nedir? İlk önce katılığın sap eğilme olayında olduğu gibi arttığını söyleyebiliriz. Sapın bu topuktan normal sap profiline geçiş kısmı yukarı doğru eğilip tel gerilmesi altında katılaşmıştır. Bunun da ton üzerinde etkisi mevcuttur.

Sap Açısının Değişimi

Sap yükselme olayının katılık değişimi etkisinden başka diğer önemli etkileri de vardır. Sap gövdeye göre yükselirken, sapın gövdeye olan açısı azalmaktadır. Eğer daha önceki tel yüksekliklerini sabit tutmaya çalışırsak köprüyü daha aşağıya yani gövdeye daha yakın ayarlamak durumunda kalırız. Sonuç olarak köprü yüksekliği azalmaktadır. 

Diğer taraftan sap açısının azalması kuyruk parçasını tailpiece etkilemez ve onun yüksekliği aynı kalabilir. 

Tellerin köprüdeki açısının azalması ve köprü ve kuyruk parçası arasındaki tel boyunun kısalması tel gerilmesinde azalma sağlamaktadır. 

Tel gerilmesi azalması durumunda ne olmaktadır? İki sonuç çıkartabiliriz. Birincisi harmonik yapıdaki değişiklik. Teller üzerindeki gerilim kuvveti, düşük enerji seviyesine sahip olan üst harmonikler yani tellerin yüksek frekanstaki harmonikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Sıkı teller üzerindeki gerilim nedeni ile yok olma eğilimdeki yüksek frekans tel titreşimler gerilmenin azalması ile daha serbest kalabilmektedir. Düşük frekanslı notalarda bile yüksek ve ultra yüksek frekanslar doğal olarak bulunmaktadır ve bu frekanslar o notanın “presence”i için çok önemli kilit noktadır.





İkinci sonuç ise, artan “sustain”dir. Titreşimin sürekli olabilmesi için belli bir gerilme değeri gerekmektedir. Ama eğer bu gerilme çok fazla ise tellerin rahat titreşmesini engellemektedir. Bu durumlarda tel geriliminin azalması tel titreşmesinin daha uzun olmasını sağlamaktadır.

Tel Titreşimleri ve Harmonik Yapısı

“Ton”’u ifade etmeye çalışırken işin içinde bulunan zaman uzunluğunun da unutulmaması gerekmektedir. “Ton” sözcüğü, bir notanın doğumundan sönümüne kadar değişen bir dizi harmonik yapıyı tanımlayan bir terim olarak kullanılabilir. 

Bir notanın harmonik yapısı, doğumundan yayılmasına ve enerji kayıpları nedeni ile sönerek bitmesine kadar olan sürede sürekli değişmektedir. Ama bu olay tüm harmonikleri aynı biçimde etkilemez. Sap/gövde titreşimlerinin tel titreşimleri ile olan etkileşimi harmonik yapıyı sürekli olarak etkilemektedir. Diğer bir deyişle, zaman ekseni boyunca farklı zamanlarda farklı harmonikler doğar ve sönerler. İnsan kulağının hissettiği, sonsun küçük segmentlere bölünüp bir zaman ekseni üzerinde dizilmiş harmonik yapının toplamıdır. Eğer her bir segmenti “statik ton” olarak adlandırırsak bunların toplamını “dinamik ton” olarak adlandırabiliriz. Normal uygulamalarda “ton” kelimesi bu toplam için kullanılmaktadır ve gitar (sap/gövde) yapı sisteminin tel titreşimleri ile etkileşimli olarak “ton” üzerinde etkili olup, onu şekillendirmesidir.

Tel Titreşimlerinin Ses Olarak Algılanması

Elektrik gitarın sesinin insan kulağı tarafından duyulması için aşağıdaki aşamalar gerçekleşmektedir;

• Bir nota çalınır ve tel titreşmeye başlar,
• Manyetik, tel titreşimlerini elektro manyetik alanındaki etkileşim olarak hisseder ve elektrik akımı indüklenir,
• Tel titreşimleri alternatif akım sinyaline dönüştürülür,
• Üretilen sinyal kablo yardımı ile amfiye yollanır,
• Sinyal amfide yükseltilir,
• Yükseltilen sinyal haporlöre yollanır haporlör konisi etrafındaki havayı hareket ettirir,
• Havadaki titreşim insan kulağı tarafından hissedilir ve ses olarak algılanır.

Kalın Tellerin Etkisi

Saptaki deformasyonu göz önüne aldığımızda, tellerin kalınlığı önemli bir faktördür. Sunburst Les Paul modelleri ilk çıktığında üzerindeki teller kalın ve düz sarımlı teller idi. O zamanlardaki kalın teller ise oldukça yüksek tel gerilimine sahipti. Daha ince teller 60’ların ortasından itibaren görülmeye başlandı ve dolayısı ile 60’lardan önce yapılan ilk Sunburst Les Paul’ler yüksek gerilmeli kalın teller ile çalınmıştır. Sonuç olarak ise ilk Sunburst Les Paul’ler 60’lardan sonra yapılan Les Paul’lerden daha hızlı katılaşma olayına maruz kalmıştır.

2.2 Gövde – Les Paul Gövdelerinin Yapısı ve Katılığı

Sap ile karşılaştırıldığında gövdenin katılığı oldukça fazladır ve titreşime girmesi daha zordur. Diğer bir deyişle katılığı yüksek olan Les Paul gövdelerinin, teller ile olan etkileşimi daha azdır.

Les Paul gövdeleri ilk gelişimlerinden beri lamine edilmiş akçaağaç ve maun gövde yapısına sahiptir. Akçaağac’ın amacı gerekli olan “sustain”’i sağlamaktır ve maun ise toplam ağırlığı ve ton ‘u ayarlamak için kullanılmıştır. Les Paul projesinde çalışanlara göre bu iki malzemenin kalınlık oranları çalınan notaların “sustain” uzunluklarına göre seçilmiştir. 

Bu gövde yapısı, ses, kütle ve katılığın ideal dengesini göstermektedir. Bilindiği gibi gövde üstündeki akçaağaç merkezinde kalın ve kenarlara doğru incelen bir şekilde oyulmuştur. Sert akçaağaç’ın en kalın bölgesi gövde mukavemetin en fazla olması gereken yer olan sap birleşimi ve kuyruk parçası arasındaki bölümdedir. Bu durum gövdeye minimum ağırlık artışı ile maksimum mukavemet sağlar. Her ne kadar gitar dizayn edildiğinde düşünülmemiş olsa da akçaağaç ve maunun lamine edilmesi gövdenin mukavemet olarak yüksek katılığa sahip olmasına yol açmıştır. 

Lamine Konstrüksiyon ve İç Gerilmeler

İki farklı ağaç türü yapıştırılarak birbirlerine lamine edildiği zaman oluşan yapı daha dengelidir. Zaman geçtikçe bu iki farklı ağacın deformasyon seviyeleri ve yönleri birbirlerine karşı koyup dengelemektedir. Ağaç hücrelerinin büzülmesi ve deformasyonları nedeni ile ortaya çıkan enerji lamine yapı içerisinde hapsedilmiştir ve hareket edemezler. Bu görünmez güç iç gerilme olarak tanımlanır. Bu hapsedilmiş iç enerji büyük olduğu zaman gövde sertleşir ve dolayısı ile katılık artar. İki ağaç lamine edildiği zaman bu iç enerji zaman içinde artma eğilimi göstermektedir ve dolayı ile Les Paul gövdelerinin katılığı zaman ile artmaktadır. 




Akçaağaç Deseni ve İç Gerilmeler

Şu ana kadar bahsedilen gövde özellikleri "düz" kapaklı desensiz (Örnek 58 Les Pauller) gitarlar için verilmiştir. 

Akçaağaç üst kapağın deseni iç içe geçmiş damarlı bir yapıya sahiptir ve kendinden iç gerilmesi vardır. Akçaağaç başka bir ağaç ile lamine edilmediği ve ince olduğu zaman ağaç, bu iç gerilme nedeni ile çok az deforme olur. Les Paul gitarlarda ise bu akçaağaç tabakası kalındır ve maun ile lamine edilmiş ve bu iç gerilmenin çok büyük bir kısmı yapı içine hapsedilmiştir. Dolayısı ile yapının katılığı yine artmış bulunmaktadır. Yüzyıllar boyunca kemanların arka kapaklarının bu desenli akçaağaçtan yapılmasının nedeni de benzerdir. Sonuç olarak Les Paul gitarlardaki desenli üst kapak sadece görüntü olarak değil ton olarak da etkilidir. 

Sonuş olarak, desenli kapaklarda düz kapakalara oranla doğal olarak daha fazla iç gerilme mevcut olduğundan, gövde katılığı daha fazla olmaktadır. Dolayısı ile daha yüksek katılığa sahip olan desenli kapaklı Les Pauller de ton açısından daha fazla üst harmonikler mevcuttur.





Atalet Blok Kütlesi Olarak Akçaağaç Kapak

Atalet, duran bir nesnenin bir dış kuvvetin etkisi olmadıkça durma, sabit hareket eden bir nesnenin ise bir dış kuvvet etkisi olmadıkça sabit hareketini devam etme eğilimidir. Duran bir cismi hareket ettirmek için enerji gereklidir. Bu durum ağır cisimlerin kolay harekete geçirilememesine neden olur. Gitarlarda ise bu teori, Fender Startocaster gitarlarda görülebilir. Bu gitarlarda “sustain””i arttırmak için köprü altında metal bir kütle koyulduğu görülmektedir. 

Gövdeye iletilen tel titreşim enerjisinin bir kısmı gövdeyi titreşime sokmak için harcanır. Gövde titreşime başladığında, tel titreşimlerinin düzenini bozmaya çalışır. Gövde, enerjisini tel titreşimlerinden almasına rağmen bütün titreşim karakteristiklerini teller ile paylaşmaz. Diğer bir deyişle, tellerin ve gövdenin titreşim karakteristikleri, seviye ve faz açısından farklılıklar gösterir. Böylece bazı frekanslar etkisiz hale gelebilir. Bu enerji kaybı olarak nitelendirilebilir ve teller daha kısa sürede sönümlenebilir. Bu titreşim enerjisi kayıpları, gövde ve teller arasındaki titreşim geri besleme döngüsünün köprü altına ağır bir metal parça konularak kesilmesi ile azaltılabilir. Metal kütlenin ataleti gövdeyi, tel titreşimlerine daha az hassas hale getirir. Köprü, bu atalet nedeni ile sabit kalma eğilimindedir ve tel titreşimlerinden daha az etkilenir. Gövde, tel titreşimlerine daha az duyarlı olduğu için geri besleme döngüsü azalır ve bu tel titreşimlerini daha az etkiler.

Bu teoriye göre atalet blok kütlesi, tel titreşimlerinden gövdeye iletilen tel enerjinin miktarını kontrol ederek “sustain”’i çoğaltır. Les Paul gitarlarda ise yoğun akçaağaç üst kapak, atalet blok kütlesi görevini görmektedir.

“Esas Ton”’un Önemi

Esas ton, gövde/sap/tel titreşim sisteminden doğar ve manyetikler ile alternatif akım sinyaline dönüştürülür. Manyetikler bu sinyali yaratırken aynı zamanda bir ton filtresi olarak da etki ederler. Bunun nedeni manyetiklerin direnç, induktans ve kapasitans değerleridir. Sinyal daha sonra kablo yardımı ile amfiye gönderilir. Gövde/sap/tel titreşim sisteminde oluşan temel ve harmonik titreşimlerin üzerinde hem manyetiklerin hem de amfinin etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle de ton iki kategoriye ayrılarak incelenmiştir. Burada önemli olan konu, esas tonda bulunmayan frekansların sonradan eklenememesidir. Olmayan frekanslar amfide büyültülemez. Baştaki konularda bahsedildiği gibi, gövde/sap/tel titreşim sisteminde akustik olarak olmayan sesler, sonradan ton olarak ortaya çıkmaz.

Bir Les Paul gitarın bilgisayar ortamında hesaplanan titreşim frekanslarının birkaç örneğini altta görebiliriz. Hareketler abartılarak gösterilmiştir. 




Bu yazı, Yasuhiko Iwanade tarafından yazılmış bir kaynak olan ve 58-60 senesi arasında yapılan “vintage” sunburst Les Paul gitarların incelendiği “Beauty of the Burst” kitabının ilgili bölümlerinin çevirisidir. Sadece birkaç yerde açıklama amaçlı eklemeler yapılmıştır. 

Umarım katı gövdeli gitarlardaki sesin oluşumu hakkında bilinmeyen bazı noktaların aydınlatılmasında yardımcı olur. 

Dr.K.

Yazarın izni ve bilgisi ile yayımlanan bu yazı Dr.Levent Kaydıhan tarafından, ilk olarak gitarpedal.net forumları için hazırlanmıştır. Orjinaline ulaşmak için bu bağlantıyı tıklayınız. Dr.Levent Kaydıhan'a hem bu yazıyı paylaşmama izin verdiği, hem de gitar teknolojisine, doktoralı bir uzman olarak yaptığı katkılardan dolayı teşekkürü bir borç bilirim. 
Barış Şahin


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder