14 Mart 2012 Çarşamba

Kevin Zimmerly Özel Röportajı (2010)

Tekrar Merhaba!

Bas gitar günlüklerinin ikinci konuğu Zimmerly Bas Gitarları’nın sahibi Kevin Zimmerly olacak. Kevin sanırım birçoğunuzun aşina olmadığı bir isim. Benim onunla, daha doğrusu web sitesi ile ilk karşılaşmam sanırım 2005 yılındaydı. Kendim için özel yapım, 3 oktav ya da ona yakın genişlikte bir bas gitar için plan yaparken Zimmerly bas gitarlarının websitesi karşıma çıktı. Burada aklımdaki dizayna çok yakın bir bas modelini buldum, ayrıca gitarda kendi isteklerime göre neredeyse sınırsız modifikasyon yaptırabileceğimi gördüm. Daha sonra Kevin’le yazışmaya başladık. İlk Zimmerly bası 2006 yılında teslim aldım. Kevin daha sonra bana 3 bas daha yaptı ve arkadaşlığımız ilerledi (benim için yaptığı basları ve özelliklerini web sitemde bulabilirsiniz). Kevin’in dizaynları, özellikle sıradışı enstrümanlara ilgisi olanların dikkatini çekecek. Bunun dışında standart 22-24 perde custom basları da var, ayrıca daha klasik çizgide, fiyatı daha düşük bir dizaynın üretimini de başlatacağının haberini verdi. Neyse, lafı fazla uzatmadan Kevin’le kendisinin evinde gerçekleştirdiğim sohbete geçelim...

Koray ve Kevin
  
Koray: Kevin, enstrüman yapmak nereden aklına geldi? Bu işi profesyonel olarak yapmaya nasıl karar verdin ve Zimmerly firmasını kurdun? 

Kevin: Biliyorsun, ben de basçıyım, bas çalmaya yapım işlerinden çok daha önce başlamıştım. O sıralarda beş telli baslarla ilk kez ilgilenmiş ve çok hoşlanmıştım. Ama aklımda asıl altı telli bir bas gitara sahip olmak vardı. El işlerine de küçüklükten itibaren bir yatkınlığım ve alışkanlığım vardı. Büyükbabamın ağaç işleri ile uğraştığı bir atölyesi vardı, orada bu tür işler için gereken aletleri kullanmayı ve temel becerileri öğrenmiştim. Ara ara bazı gitarların boya ya da verniklerini yeniler, gerekli onarımlarını yapar, köprü, manyetik vb. değiştirirdim. Birgün parayla almaya çalışmak, modifikasyonlarıyla uğraşmak yerine, hayalimdeki altı telli bası neden kendim yapmayayım dişe düşündüm. Gövdesinin, en sevdiğim bas olan Gibson Ripper’ınkine benzer ama Alembic baslardandan da izler taşıyacak şekilde olmasını istedim. Manyetik olarak da o zaman altı telli bas için manyetik yapan çok az firmadan birisi olan Yamaha’nın manyetik ve devresini kullandım. Sonuçta bası aklımdaki şekilde tamamladım, ancak elime alıp bir süre çaldıktan sonra altı tellinin pek de bana göre olmadığını anladım ama yapım işine oldukça ısındığımı farkettim. Bundan sonra da dört tellilerle işi sürdürdüm. Yani önceleri sadece kendim için, meraktan ve hoşuma gittiği için yapıyordum. Yaptığım baslardan birkaçını götürdüğüm fuarlardan birinde; burada, Long Island’da Five Towns College müzik okulunda lutiyelik dersi veren Scott McDonald ile tanıştım. Scott bana başlangıçta destek ve bu merakı iş haline getirmek için fikir verdi. Yaptığım baslar müşterilerden çok olumlu tepkiler alıyordu ve her gittiğim fuarda baslarım satılmaya başladı. İşler böylece ilerledi.



Koray: Peki sunduğun bas modelleri hangileri?

Kevin: Zimmerly bas gitarları olarak üç temel model üzerinden üretim yapıyorum. Bunlardan  RKZ, ilk dizayn ettiğim model. Adını da babamın adının baş harflerinden alıyor. Benim sahip olduğum ilk ciddi bas gitar, bir B.C.Rich’ti. Onun en sevdiğim özelliklerinden birisi de rahatlığıydı; çok dengeli bir profili vardı. İşte bu özelliği aklımda tutarak RKZ serisini tasarladım. Tabii ideal bir gövde dizaynına ulaşıncaya kadar oldukça yoğun bir deneme süreci geçti ve şöminelik odun çıktı ama sonunda istediğim bir prototip modele ulaştım. Bu model, çift cutawayli, bazı açılardan Fender baslara benzeyen, 24 perdeli bir bas gitar. Herkesin çok memnun kaldığı, birçok ağaç, manyetik, devre kombinasyonu ile ürettiğim bir model. Dörtten altı tele kadar birçok farklı RKZ yaptım şimdiye kadar. 


            
Diğer bir model ise Sillybass. Bu model için ABD patentine de sahibim. Bu bas tek manyetiğe ve 33 perde içeren geniş bir sapa sahip. Bu modelin ilham kaynağı ise, Joe Zon’un Michael Manring için yaptığı bas gitarlar (Zon Hyperbass). Zon’un bası perdesizdi, ben ise aynı alana sahip perdeli bir basın nasıl olacağını merak ediyordum. Ben bir rock müzisyeniyim ve bu müzikte perdesiz bas çok sık kullanılan bir enstrüman değil. Bu nedenle benzer bir basın perdeli şeklini dizayn etmeye karar verdim. Tabii bazı temel özellikleri oldukça farklı oldu, Sillybass’ın klavyesi tam olarak 3 oktav (36 perde) değil, 33 perde. Bunu slap tekniğinin de rahatça uygulanabileceği bir alan bırakmak amacıyla tercih ettim. Yine de bu enstrüman, tiz notalar için yeterince alan sağlıyor, ben de diğer baslara bulunmayan bu alanda çalmaktan, özellikle de distortion pedalları ile çok keyif alıyorum. Tabii bu bası görenler, neden bas yerine gitar çalmadığımı soruyorlar ama ben bir basçıyım, gitarcı değil ve istediğimde tiz sesler çıkarabilmek de hoşuma gidiyor.

Koray: Sillybass kullanan ünlülerden birisi de Randy Coven. Onunla tanışman nasıl oldu?

Kevin: Randy, bir gitar fuarında sırasında açtığım standa gelerek Sillybass’ı denedi ve çok beğendi. Daha sonra birlikte çalışmaya başladık ve temel dizaynı onun isteklerine göre şekillendirdik.



Koray: Malmsteen’in Türkiye’deki ilk konseriydi sanırım...Ben gitmemiştim ama orada olan basçı arkadaşlar; grupta uçuk bir basçı olduğunu ve alt cutaway’i kesik, uzun saplı değişik bir bas çaldığını söylemişlerdi. Sonradan turne fotoğraflarını gördüğümde Sillybass’ı farkettim.

Kevin: Randy için birisi perdesiz, diğeri ise tremolo kolu taşıyan perdeli olmak üzere iki Sillybass yaptım. Kendisi bu enstrümanları ARK albümünde (Burn in the Sun) ve Yngwie Malmsteen turnesinde kullandı.

Koray: Diğer bir ilginç tasarımın ise “RKZ-Scrap Metal”.

Kevin: Biliyorsun, Zimmerly basları ile ilgili işlerin yanı sıra, itfaiye ve kurtarma araçları için bazı metal parçaların üretimini de yapıyorum. Bu sırada elime sık sık fazla alüminyum parçaları geçiyordu. Birgün aklıma bu parçaları da enstrüman yapımında kullanmak geldi. Scrap metal’ın gövdesi alüminyum ve çelik boru parçalarından kaynakla yapıldı. Yapı olarak klasik veya akustik gitarlar gibi boş gövdeli, rezonansı yüksek bir enstrüman.




Koray: Peki bu basın tonunu sen nasıl tarif edersin ? (Not: ben de Kevin’in atölyesinde bir tanesini çalmıştım).

Kevin: Scrap metal’ı tonunu en iyi “hormonlu Musicman tonu” olarak anlatabilirim. Boş gövdesinden kaynaklanan sustainli, vurucu bir tonu var. Şimdiye kadar bu baslarda Bartolini manyetik, Duncan preamfi, ve Schaller köprü kullanıp çok iyi sonuç aldım. Tabii bu basın başka avantajları da var. Özellikle sıcak yaz günlerinde provalar rahat oluyor, çalanı çok serin tutuyor!!!

Koray: En çok talebi hangi model için alıyorsun?

Kevin: İlginç bir şekilde, en çok Sillybass için sipariş alıyorum. Sillybass kendine has bir tasarım, fazla benzeri de yok, o nedenle özellikle bu modeli isteyenlerin (Not:  ben de buna dahilim!!!) siparişleri oldukça fazla.

Koray Ergünay'ın Zimmerly Silly Bass'ları...

  
Koray: Aslında Sillybass, standart baslara alışmış birisi için çalması çok da kolay bir enstrüman değil...

Kevin: Evet, Sillybass ile ilgilenenlerin bazılarının bir süre kullandıktan sonra bana tekrar, daha standart bir bas, mesela RKZ siparişi verdiği oluyor. Bu ve benzeri talepleri karşılamak için yeni bir model üretmeye başlayacağım, adı CVZ olacak. Daha geleneksel, Fender vari, bolt-on saplı bir bas. Şekli ise RKZ’lere benzer olacak. Bu arada yaptığım basları kullananlardan sıkça duyduğum bir övgü de sap profili içindir. Çoğu kişi basları çok rahat buluyor. Ben de bir basçı olduğum için belirli bir modelde nasıl bir sap çalanı daha mutlu eder, tahmin etmekte zorlanmıyorum. Asıl şekillendirme de elde yapıldığı için, bana rahat gelen bir sap, genelde siparişi veren müşteriyi de memnun ediyor.

Koray: Peki, çalışma şeklin nasıl? Siparişleri nasıl alıyorsun?

Kevin: Genellikle müşteriler, internet, web sitesi ya da önceden yaptığım basları görüp veya kullanıp, sıklıkla senin de yaptığın gibi belirli bir model üzerinden sipariş veriyorlar. Bunun dışında burada birçok müzik mağazası da ya doğrudan sipariş veriyor ya da elimdeki hazır baslardan alıyor. Tek başıma çalışıyorum ve tüm bas gitarların yapımının her aşaması  birebir kendim gerçekleştiriyorum. Bu nedenle sipariş için bir sınırım var, genellikle de elimdeki işi bitirmeden yeni bir basa başlamıyorum.   




Koray: Bas gitar yapımı açısından özellikle tercih ettiğin malzemeler var mı?

Kevin: Evet, sapta sertliği ve rezonansından dolayı özellikle akçaağaç tercih ediyorum. Gövde için de maun ve ceviz, sevdiğim ağaçlardan. Klavye için de abanoz veya gülağacı...Ama ne yazık ki, yağmur ormanlarının azalması ile az bulunan birçok ağaç tehlike altına girdi. Bu nedenle bazı ağaçlar eskisi kadar kolay bulunmuyor. Mesela kesilmemiş abanoz bulmak, artık oldukça zorlaştı. Brezilya gülağacı ise neredeyse hiç yok. Onun dışında ben kendi stoğumda sık kullandığım ya da özel ağaçları tutuyorum. Ne yazık ki, iyi ceviz de eskisi kadar kolay bulunmıyor. Eğer müşterinin özel bir talebi yoksa, enstrümanın genel yapısını da gözönüne alarak, bu kombinasyonlardan birisini tercih ediyorum genellikle. Ama aklına gelebilecek neredeyse tüm ağaçlardan bas yaptım diyebilirim. Manyetik ve devre için de durum aynı, siparişe göre değişiyor. Şimdiye kadar Bartolini, EMG, Seymour Duncan vb. birçok model devre ve manyetiği baslarımda kullandım. Benim tercihimi sorarsan, açıkçası ben kendim için pasif manyetikleri tercih ediyorum; iki pasif manyetik, volüm ve ton, hatta mümkünse her manyetik için ayrı olacak şekilde. Ayrıntılı EQ ayarlarını preamfi ya da amfiden yapmak bana daha işlevsel geliyor. Sahnede çalarken de basın üstünde bir sürü düğmeyle uğraşmak da istemiyorum. Bas gitar işe yarar, frekansları dengeli bir ton sağlasın, bence bu yeterli. Anthony Jackson’ın özel yapım basını biliyorsundur. Üzerinde herhangi bir pot yok, manyetik doğrudan çıkışa gidiyor. Galiba ben de benzer bir yaklaşıma sahibim ama henüz onun kadar cesur değilim. Amfi olarak da eski tarz amfileri seviyorum, mesela Acoustic 370’ler. Ne yazık ki kendi Acoustic 370 kafa kabin sistemimi seksenlerin başında sattım. Bundan dolayı hala kendi kendime hayıflanırım bazen. O yıllarda bas sistemleri genel olarak küçülmeye başlamıştı, ben de tüm o ağır sistemi heryere taşımaktan yorulmuştum. Neredeyse her konserden sonra birileri amfimi satın almak isterdi. Ben de bir gün gelen iyi bir teklifi kabul ettim. Yerine de o zamanlar yeni olan, hala da kullandığım bir Gallien-Krueger 400RB almıştım.



Koray: Son zamanlarda enstrüman yapımında artan sıklıkla kullanılan grafit, karbon elyafı gibi malzemeler hakkında düşüncelerin nedir?

Kevin: Ben bu işi kendi kendime öğrendim ve geleneksel yöntemlerle çalışıyorum. Scrap Metal’ı saymazsak, şimdiye kadar yaptığım tüm baslar ve sapları ağaçtan. Ama karbon elyafı, grafit vb. bu tür malzemeleri karşı bir görüşüm yok. Ben henüz kullanmadım sadece. Belki gelecek günlerde denerim. Eskiden truss rod’larımı da kendim yapardım.



Koray: Galiba basçılar, özel yapım enstrümanlara ilgi konusunda farklı bir yere sahipler. Türkiye’de de son yıllarda birçok özel yapım bas gitar üretildi. Enstrüman, daha doğrusu bas ya da elektrik gitar yapımına merak saranlara önerilerin ne olur?

Kevin: Bu işi kendi kendine öğrenen birisi olarak, ilgi ve merak bence en önemli faktörler. Mesela ben, hala bas yapmaktan çok keyif alıyorum, biliyorsun burada ekonomi bir süredir oldukça olumsuz durumda ve birçok kişi enstüman yapımcılığı ile ilgili işlerden hayal kırıklığı yaşıyor ama ben hala keyifle sürdürüyorum. Bunun dışında yeni başlayacaklara Melvyn Hiscock’ın “Make Your Own Electric Guitar” adlı kitabını özellikle tavsiye ederim. İşi gayet basit ve net açıklar ve elektrikli hiçbir alete ihtiyaç göstermeksizin, basit el aletleri ile nasıl çalışılacağını anlatır. Ben de başlarken herhangi bir cihazım yoktu, tüm işi el aletleri ile yapıyordum. Biraz zor olsa da bana müthiş bir tecrübe kazandırdı. Bu işe merak saranlara bu kitabı tavsiye edebilirim. Bolt-on, set-in ve yekpare (neck through) bas ve gitar yapımı konusunda temel bilgiyi burada bulabilirler.

Koray: Peki senin bir basçı olarak tonunu ve tarzını sevdiğin basçılar ve gruplar hangileri?

Kevin: En sevdiğim grup Dixie Dregs. Andy West (Dixie Dregs basçısı) penayla çaldığından en sevdiğim basçı diyemem ama birçok farklı stili çok sağlam çalabiliyor. Artık pek ortalarda görünmüyor galiba. Tabii yine Steve Morse ve Dregs ile çalan Dave LaRue da çok iyi. Onun dışında Stanley Clarke ve ilk solo albümünü çok severim. Marcus Miller, Michael Manring ve Victor Wooten da çok iyi çalıyor. Ama doğrusunu istersen olay teknik gösteri ve solo bas yönünde fazla kaydığında bence biraz sıkıcı oluyor. Bass Player dergisinin düzenlediği ilk “Bass Days”a gitmiştim, belirli bir aşamadan sonra sürekli bas dinlemek çok da keyifli değildi açıkçası. Paul McCartney’i de basçı olarak çok severim, çok melodik bir yaklaşımı vardır. Chris Squier (Yes), Geddy Lee (Rush) de sevdiğim basçılardan...

Silly Bass'ın Patent Belgesindeki Teknik Çizimleri

Koray: Kevin, zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak, Sound dergisi okuyucularına söylemek istediğin birşeyler olacak mı?

Kevin: Umarım okuyuculardan bas çalanlar, birgün benim yaptığım basları deneme şansına sahip olurlar. Bu işe saatlerimi ve kutularca yara bandı (!!!) harcıyor; emeğimi ve gönlümü koyuyorum. Tüm basları kendim, tek tek yapıyor ve mümkün olan en iyi malzemeyi kullanmaya çalışıyorum Sonuçta da birçok butik enstrümanla başabaş bas gitarlar üretiyorum.

Hayalinizdeki enstrümana ulaşmanız için elimden geleni yapmaya hazırım. 



Not: Röportaj Koray Ergünay tarafından yapılmış ve Kasım 2010 Sound Dergisinde yayımlanmıştır. Tüm hakları saklıdır!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder