21 Temmuz 2012 Cumartesi

Salih Vezneli Custom Tele İncelemesi


Salih Vezneli Tele

2012, Türkiye’nin elektrogitar konusundaki yılı olacak gibi duruyor. Önce usta lütiye Fatih Yılmaz yapımı F-1 (yakında “Nova Custom Guitars” adı ile) ve şimdi de Manisa Salihli’den Salih Vezneli’nin elinden çıkan Tele beni hem son derece gururlandırdı, hem de gelecekle ilgili büyük umutlar kazandırdı. Ülke olarak, elektrogitar pazarımızın, bilincinin, gitar yapımcılığının gelişimine bir işaret olarak alıyorum bu atılımları. Elbette alınacak daha çok yolumuz, okunacak çok kitabımız, araştırılacak çok konumuz var, daha da güçlenmesi ve açık fikirlilikle daha da bilinçlenmesi gereken bir pazarımız var. Ama olacak...

Salih Vezneli Motoru ile...

Gelelim Salih Vezneli’nin Tele’sine... Öncelik her zamanki gibi katalog bilgilerinde;

Model : Telecaster
Gövde Ağacı : Türk Kızılağacı
Sap/Gövde Birleşimi :
Sap Ağacı : Yıldızkesim Tek Parça Akçaağaç
Tuşe Ağacı : Doğu Hindistan Gülağacı
Skala : 25,5 inç
Sap Eğrilik Çapı : 9,5 inç
Üst Eşik Genişliği : 43mm
Sap Kalınlığı : 1.Perdede 21.5mm, 12.Perdede 22mm
Sap Çeliği : Standart
Perdeler : Jumbo
Köprü : Salih Vezneli Tele
Üst Eşik Türü : Graphtech
Burgular : Wilkinson EZ-LOK Eski Usül
Elektronik Sistem : 1 volüm, 1 ton potu – 250K ve 3 yönlü anahtar
Sap Manyetiği : Tesla VR TE (sap)
Köprü Manyetiği : Tesla VR TE (köprü)
Boya Türü : Nitroselüloz
Renk : Şeffaf




Gitarı kılıfından çıkardığımızda açıkçası tam olarak ne beklemem gerektiğini bilmez bir haldeydim. Salih Vezneli’yi belli bir zamandır takip ediyordum fakat daha önce onun yapımı olan hiçbir gitar çalmamıştım. Üstelik gitardaki bazı özellikler ki neler olduklarını az sonra sizlerle paylaşacağım, beni son derece merakta bıraktırmıştı. Üstelik birkaç sayı önce Dr.Barlo’nun, Sound Dergisi sayfalarındaki “Telecaster Evreni” yazısı sebebiyle içimi inceden inceden kemiren bir Tele gazı içindeydim de. Tüm bu duygu karmaşası içinde elimi siyah gitar kılıfının fermuarına atıp yavaşça aşağıya inirdim. Gitar, bana ulaşana kadar sığındığı yuvasından usul usul kendini göstermeye başladı. Öğlen güneşi tam da gitarın pürüzsüzce parlatılmış cilâsının üstüne vururken, işte, tamamen karşımdaydı. Tanrım, dedim, ne kadar da güzelsin (tamam, tamam, roman modundan çıkıyorum :) ). İşin geyiği bir yana, gitarı elime aldığımda fark ettiğim ilk şey gitarın hafifliği oldu. Benim Nash ve James Tyler kadar değil, iyice tüysiklet değil. Ama yine de hafif bir gitar olduğunu söyleyebilirim. Gitar temel bir Telecaster tasarımına sahip olduğundan kozmetik tasarımı üzerine uzun uzadıya yazacak değilim zira bu satırları okuyan sizler çok da yabancı değilsinizdir bu forma. Tipik bir Tele işte. Gövde iki parça kızılağaçtan (alder) yapılmış. Yurtdışı kökenli gitarlardan farklı olarak, bu gitar Türk kızılağacından yapılma. İşte gitarla ilgili beni meraktan kudurtan ana iki unsurun birincisi bu idi; Türk Kızılağacı. Renk olarak, Amerikalı kuzenine kıyasla biraz daha pembemsi/kremimsi bir hâli var gibi. Yoğunluk anlamında da onlara oldukça yakın gibi geldi. Sonuçta gövdeyi söküp tartarak değerlendirmedim ancak kısa vadedeki gözlemim bu yönde. Gövdeyi oluşturan parçalar, gitarın ana simetri çizgisini takip eder değil, asimetrik bir yapıda. Gövde ağacı Kuzey Amerika kökenli bazı kızılağaçlarda olduğu gibi dişbudak-vari görsel desenlere sahip değil. Bu desen oranın ağaçlarında da çok yaygın değildir ve Fender gibi firmalar, deseni bol olanları seçerek ayırır ki güneşyanığı (Sunburst) türü geçirgen cilâlı gitarlar daha güzel görünsün. Hatta Eric Johnson imzalı Strat’ın beyaz olanı (White Blonde renkli) görsel açından daha da figürlü bir kızılağaca sahiptir. Neyse bu ağaçtaki desenler o kadar değil. Ancak ıhlamur gibi dümdüz ve süssüz hiç değil. İkisinin arasında bir yerlerde görsel açıdan. Gövdenin hafif olmasındaki önemli etmenlerden birisi de Salih Vezneli’nin yıllar önce bir yerlerde, sandalye olmaktan kurtardığı bir grup ağaçtan yapılmış olması. O durumda bile yaş değildir eminim. Dahası geçen yıllar ve başarılı geçen doğal kuruma süreci gitarın gövdesini oldukça hafifletmiş (not: ilginizi çekerse Salih Vezneli iki gitar gövdesi için yetecek miktarda daha bu ağaca sahipmiş). Gövde üzerindeki cilâ şeffaf nitroselüloz. Boya altı astar, dolgu gibi katmanlarda da nitroselüloz tercih edilmiş. Bu, bana göre, bir artı. Dahası boya katı çok kalın değil, bu daha da büyük bir artı. Boyanın kalın olmadığından nasıl mı eminim? İlk dayanağım, tecrübem zira binlerce olmasa da gitar boyamışlığımız vardır. İkincisi ise daha basit; gitarı çarptım ve incinen yerlerden kalınlık hakkında fikir edinebiliyorum :)



Sapa geldiğimizde yurdumuzun, gitar yapımı anlamında hazinelerinden akçaağacı görmekteyiz. Tek parça ve yıldızkesim denen düzende kesilmiş bir akçaağaç bu. Böylelikle gitarın tepki hızı ve tizler artmış. Sap ne çok ince, ne çok kalın. İlk perdede 21,5mm’lik bir kalınlığa sahip. Profil olarak “Modern C” diyebilirim. Geniş kitlelerce mutlu mesut kullanılabilecek bir tercih olmuş. Tuşe ağacı olarak düzgün seçilmiş bir Hindistan Gülağacı kullanılmış. Koyu renkli, sıkı yapılı ve az gözenekli, rengi hafifçe kahve-mor arasına çalan, benim bu gitar için çok seveceğim türden bir gülağacı. Gitarın sapı zaten yıldızkesim akça ve gövde de kızılağaç olduğu için (belki de) yaşanabilecek cırtlaklaşmayı dengeleyebilecek bir hareket olmuş. Sap kafası için tipik Tele formu kullanılmış ve işte keşke burası farklı olsaydı dedirten ilk şey bu oldu. Önemli bir şey hiç değil ama en sevdiğim sap kafası tiplerinden birisi değildir Teleninki. Bana kalsa daha farklı seçerdim. Ama bunu çok sevenler olduğunu düşünürsek puan kırılacak bir nokta değil. Ancak gitarda hissettiğim iki büyük eksikliğin ilki ve üst eşikte. Üst eşik olması gerekenden biraz yüksek. Açıkçası bunu genel bir sorun olarak algılıyorum zira benzer sıkıntıları başka bazı yerli üreticilerin gitarlarında da gördüm, dünyaca ünlü/nam sahibi firmanın da ürünlerinde... Üst eşik, daha önceki inceleme yazılarımda da vurguladığım gibi, bir gitarı değerlendirme sürecindeki en dikkat edilmesi gereken noktalardan birisidir. Üst eşik doğru ve uygun şekilde uygulanamazsa entonasyon, çalım rahatlığı, ses uzaması gibi unsurlar büyük yara alabilir. Bu Telede eşik biraz yüksek geldi. Bu yüzden özellikle ilk pozisyonlarda akor seslendirmek biraz zorlaşıyor. Üstelik yüksek konumlanmış teller yüzünden tellere basınç uygulama mesafesi arttığından ilk perdelerde çok çok minik seviyede bile olsa entonasyon hafifçe aksıyor. Ayrıca teller üst eşiği geçtikten sonra girdiği tel yönlendirici (string retainer) biraz sıkıntılı. Tellere baskı uygulayan kısmı yeterince pürüzsüz olmadığından tel bükmelerde biraz sorun yaşatıyor. Ancak üst eşik değişimi gibi bir operasyon gerektirmediğinden bu unsuru “büyük eksiklik” sıfatı altında değerlendirmiyorum. Değiştirirsin gider, atla deve değil sonuçta. Perdelere geldiğimizde ise ikinci büyük sıkıntı kaynağı ile karşılaşıyoruz. Genel itibariyle perdeleme, perde çakılması sonrası işlemler oldukça iyi kotarılmış. Özellikle parlatma ve yeniden ovalleştirme işlemleri... Ancak bazı perdelerde belirgin ve sap veya köprü ayarından bağımsız cızlamalar ve tel bükmelerde susmalar var. 19.perdede oldukça belirgin. Bu işte gitarın 9,5 inçlik tuşe eğriliğinin de payı var elbette. Ancak 12.perde sonrası için biraz bakım gerekiyor. Aslında işi bilen için, bu da atla deve değil. Sadece dümdüz bir destek (cam, seramik karo vs.) ve 600’lük zımpara kağıdı ile bu işi çözmek mümkün.



Gitarda beni büyük merak içinde bırakan ikinci unsur ise yerli yapım parçaları oldu. Gitarın neredeyse bütün parçaları Salih Vezneli tarafından yapılmış durumda. Yani köprüsünden, sap plakasına, elektronik kontrol plakasından pot başlarına kadar her şey Türk yapımı. Bu ise genele baktığımızda manyetikler ve akord burguları haricinde %100 Türk yapımı, Türk ürünü bir gitara sahip olduğumuzu müjdeliyor. Sizi bilmem ama benim için gayet anlamlı. Yıllarca on dakikalık bir torna müdahalesi ile yapılabilecek görece basit olan parçalara tonlarca para akıtmış birisi olarak gerçekten gurur duydum. Bravo! Zira Salih Vezneli yapımı aksam da gayet başarılı. Köprüden başlamak gerekirse hafif kalınca bir çelik kullanılmış ve uygun bir şekilde krom kaplanarak parlatılmış. Tel yuvaları ise (saddle) kaliteli pirinçten. Üstelik kompanse tasarlandığı için entonasyon da gayet yerinde ki eski usül 3 tel yuvalı tele köprülerinde baya sıkıntı kaynağı olan bir sorundur. Altı tel yuvası kullanmak da işe yarar bir seçenek ama telelerde üç tel yuvası olayı benim favorim ve telede bunu yakalayabilmek çok güzel. Sadece tel yuvalarının ilk tasarımında, gövdeden çıkan tellerin, tel yuvası metali üzerinden sapa doğru çıktığı nokta biraz keskindi, Salih Vezneli’nin bana gönderdiği ikinci versiyonda bu keskinlik giderilmiş, böylelikle olası tel kırılmalarının önüne geçilmiş. Elektronik aksamın takıldığı plaka, sap plakası, pot başları, jak plakası, askı düğmeleri ve siyah pena muhafazası da yine Salih Vezneli’nin emeğinin ürünü. Hepsi kaliteli malzemelerden yapılmış.


Gitarın en dikkat çekici yönlerinden birisi %100 yerli üretim parçaları

Gitarın manyetikleri Tesla firmasının ürettiği Tesla VR TE set. Katalog bilgileri şu şekilde; Sap için; DC direnci 8,5K, rezonans tepeciği 7,1kHz, Alnico V mıknatıslı ve emaye (plain enamel) kaplı tel ile sarılmış. Köprü manyetiğinin de DC direnci 8,5K, rezonans tepeciği 6,9kHz ve yine Alnico V mıknatıslara ve emaye kaplı tellere sahip.



Gitarın doğal ve fişe takılmış sesine gelince... Öncelikle bu gitarın beni ters köşeye yatırdığını söylemeliyim. Gitarları değerlendirirken ilk dikkat ettiğim unsurların başında yeterince titrek (rezonant) olup olmadığı gelir. Son dönemde etrafta sıklıkla zikredilir oldu, gitarı elinize alın bir tele vurun ve bazı özel noktalarda ne kadar titrediğine bakın filan gibi. Doğru. Ama bunun her şey olmadığını bu gitar bir kez daha bana göstermiş oldu. Gitar, titreşim bakımından Nash veya Fatih Yılmaz F-1 kadar titrek değil, burası açık. Ancak özellikle çok hafif bataklık dişbudağı gövdeli S-57 ile kıyasladığımda bariz bir şekilde daha fazla “punchy”. Ayrıca tepki hızı da gayet sıkı. Buna sebep olarak ince olmayan yıldızkesim akçaağaç sap, orta frekansları birazcık daha belirginleştiren gülağacı tuşe, kızılağaç gövde olarak görüyorum. Üst tellerdeki gerginlik tam benim sevdiğim gibi. Gitar bana ulaşalı epey bir zaman oldu ve gitarı bu süreçte hakikatten çaldım, elimden düşmedi desem yeri. Teller eskidi anlayacağınız. Ama buna rağmen ton hala yeterince parlak ve özellikle sarımlı tellerdeki hissiyat hala çok sıkı.



Köprü manyetiği yukarıda da belirttiğim gibi 8,5kohm’luk bir dirence sahip. Bu eski dönem Tele’ler düşünüldüğünde tam da Broadcaster dönemine denk gelmekte. Sarımı güncel örneklere kıyasla biraz daha fazla ve mıknatıslar da güçlü Alnico 5’ler olduğu için köprü konumunda ton orta frekanslar olarak biraz daha bağırtkan sayılabilir. Yani aklınıza gelmesi gereken şey bataklık dişbudağı gövdeye, akçaağaç sapa ve düşük sarımlı bir köprü manyetiğine sahip bir telenin tonu değil de daha ziyade Keith Richards-vari şeyleri iyi yapabilen bir tür Broadcaster tınısı olmalı. Sap manyetiği ise netlik beklentilerini, doğal olarak, tatmin etmeyecek ama Tweed tip amfilerle birlikte kullanıldığında çok net PAF sap tonu-vari tonlar verebilecek bir tele sap manyetiği. Ne kadar iyi olduğu ne beklediğinize bağlı. Eğer koyu renkli ve biraz belirgince orta frekanslara sahip ama öte yandan kendince net bir sap tonu peşindeyseniz iyi bir manyetik. Sadece az biraz daha az sarımlı olsa biraz daha mı iyi olur diye düşünmedim de değil yalnız.

Gitarı genel olarak değerlendirdiğimde, yukarıda belirttiğim bazı eksikliklerine rağmen oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Tarz olarak countryden ziyade rock ve blues türü şeylere görece daha uygun bir gitar. Tuşe hassasiyeti, volüm potu ile yapılan manipülasyonlara verdiği tepki gitarın artılarından. Sarımlı tellerdeki gergin/sıkı ton, bazı insanları telelerde soğutan fazla cırtlak yapının bunda daha ölçülü olması, birkaç minik kusura rağmen başarılı şekilde yapılmış olması da cabası... Dahası (tuşesi hariç) ağaçlarının ve hatta aksamlarının bile yerli kaynaklı olması ki gayet de iyi parçalar hani, gitarın kıymetini arttıran unsurlar. Salih Vezneli’nin bundan sonra yapacaklarının takipçisi olacağımı peşinen söyleyebilirim. Özellikle elektrogitar aksamı yapımı konusunda yaptıklarını çok önemli bulduğumu da ekleyerek. Son bir not, Salih Vezneli bu parçalar konusunda oldukça yardımsever bir yapımcı, eğer gitar yapımı ile uğraşıyorsanız ve aksam konusunda yerli yapım ürünler kullanmak isterseniz temini için ona facebook adresinden (http://www.facebook.com/salihv ) ulaşın derim. 

http://soundclick.com/share.cfm?id=11581845

Tarafımdan yazılmış olan bu içerik Sound Dergisindeki "Gitarizm" Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder