26 Kasım 2012 Pazartesi

Fender Road Worn Player Stratocaster İncelemesi


Fender Road Worn Player Stratocaster İncelemesi


Son yılların en önemli gitar moda akımlarından birisi kuşkusuz eskitilmiş gitarlardı. Bugünlerde gücü, geçtiğimiz yıla nazaran azalmış bile olsa akım belli bir popülariteye sahip. Fender ise bu akımı ortaya çıkaran, yönlendiren en büyük güç oldu kesinlikle. Benim o yıllarda çıkan “Frontline” yayınlarından takip ettiğim kadarıyla 90’lardan beridir kontrollü eskitme işleri yapmaktaydılar. Elbette o yıllarda olay sadece Custom Shop seviyesi ile sınırlıydı ve çok uzun bir süre de öyle kaldı. Lâkin bu eskitilmiş güzelliklere olan ilginin çok büyük boyutlara ulaşması, talebin sadece Custom Shop çıkışlı bir gitarın ücretini kaldırabilenlerden değil, daha ulaşılabilir fiyat yelpazesindeki ürünleri alabilecek geniş kitlelerden de gelmesi, doğal olarak, Fender’i uygun fiyatla bir seri üretmeye yönlendirdi. Netice, çoğumuzun mâlumu Fender Road Worn serisi. O serinin daha önce deneme imkanı bulduğum 50’ler ve 60’lar Stratlarını oldukça beğenmiştim, dolayısıyla bu gitar için de belli bir sempatim vardı açıkçası. Bu Road Worn Player serisi 50 ve 60’lardan çok daha sonraki yıllarda çıkmış gitara atıf yapan bir gitar. Hani eski stratların alınıp, köprüsüne humbuckerların takıldığı (“hot rod” yapıldığı) 80’li yıllara bir gönderme seziyorum açıkçası. Zira belirgin çizgilerle, serinin önceki modellerinden ayrıldığı daha çağdaş bazı noktalar var. Gelin gitarı beraberce incelemeye başlayalım;


Gövde Ağacı : Kızılağaç
Sap/Gövde Birleşimi : Vidalı
Sap Ağacı : Akçaağaç (Düzkesim)
Tuşe Ağacı : Hindistan Gülağacı
Skala : 25,5 inç
Sap Eğrilik Çapı : 9,5 inç
Üst Eşik Genişliği : 42mm
Perdeler : Medium Jumbo
Köprü : Eski usül 6 noktalı tremolo
Elektronik Sistem : Standart Strat; 1 volüm, 2 ton, 5 yönlü seçici
Sap Manyetiği : Fender Texas Special
Orta Manyetik : Fender Texas Special
Köprü Manyetiği : Seymour Duncan Pearly Gates Plus
Boya Türü : Eskitilmiş Nitroselüloz
Renk : Elma Şekeri Kırmızısı (Candy Apple Red)


Gitarı ana hatlar itibariyle uzun uzun tarif etmeye gerek görmüyorum öncelikle. Bu bir Stratocaster. Dünya üzerinde ilk piyasaya çıktığı 1954 yılından beridir neredeyse hiç değişmeden kalabilmiş yegâne ticari ürünlerden biri. Fender olsun olmasın eminim bir Strat çalmış olduğunuzu varsayıyorum anlayacağınız. Yapacağım şey, size bunun nasıl bir strat olduğunu tarif etmek ve güçlü/zayıf yönlerinden bahsetmek.


Dikkatimi olumlu yönde çeken ilk unsurlardan birisi boya işçiliği oldu. Yer yer hafifçe eskitme efektleri gayet iyi ve tadında uygulanmış. Kimi yerlerde alttaki altın/bronz rengi astarı görebiliyorsunuz (not:elma şekeri kırmızısı tek seferde uygulanan bir renk değiştir ve metalik kırmızı görünüş elde edebilmek için alta goldtop LP’lerde olduğu gibi metalik bir astar atılırdı). Ayrıca aşındırmanın da dibine vurulmadığı için gitar hala düzgün gelmekte. Ayrıca bazı eskitme yapanların atladığı son kat sarartılması aşaması (bu işlem, nitroselüloz lak son kat verniklerin UV gibi aşındırıcıların etkisiyle doğal olarak sararmasını replike etmek için yapılır) da gayet güzel bir şekilde yapılmış. Gitarın gerçekten yıllardır kullanıldığına inanmamanız için bir neden yok. Eskitme senaryosu da gayet yerinde, bu arada. 




Boya işçiliğinde saygımı kazanan yönlerin birisi de boyanın alt katlar, boya katları ve son katların totalinin oldukça ince atılmış olması oldu (yukarıdaki fotoğraflara dikkat). Gönül rahatlığıyla “thin skin” yaftasını yapıştırabilirim. Sapta ise eskitme işindeki “incelik” gövdedeki kadar değil. Kötü değil, gayet iyi ve tatminkâr. Ancak gövdedeki seviyede de değil. Diğer taraftan, daha önceki yazılarımda da belirttiğim cilâsız akçaağaç bana son derece hitap etmekte ve bu gitarın sapında da cilâsız epey bir bölge var. Hissiyat ise harika, satenimsi bir pürüzsüzlükte.



Sapa odaklandığımızda Fender’in çağdaş “C” olarak tarif ettiği bir profil söz konusu. Bana biraz ince gelen, öte yandan hem ince profilleri, hem de kalın profilleri sevenlerce yadırganmayacak bir sap var. “Fena değil” sınıfı bir görünüme sahip gül ağacı tuşe kullanılmış. Ancak kenarlarında Amerikalı kuzenlerinin sahip olduğu tuşe uçlarının zımparalanıp yuvarlatılması hadisesi burada yok, olsa daha da rahat bir gitar olurmuş. Çok mu büyük kayıp, bu incelikteki bir sap için değil, o ayrı. Tuşe eğrilik çapı ise tipik çağdaş Fender ölçüsü olan 9,5 inç. ,5 veya 10 inç’lik çapa sahip tuşeleri iki tarafın da iyi özelliklerine sahip olduğunu düşünerek çok severim. 7,25 inç fazla dışbükeyli, 14-16 inç de (özellikle ilk perdelerde) fazla düz geliyor. 9,5 inç iyidir. Perdeler tipik Fender işi medium jumbo. Çok sıkıntı çekmedim ama keşke Road Worn 50’ler ve 60’lar modellerinde kullanıldığı gibi Dunlop 6105 olsaymış diye aklımdan geçmedi değil. Üst eşik işçiliğini ise standart olarak tanımlayabilirim. Ne mükemmel, ne de kötü.


Gitarın doğal tonlarını bahsetmek için öncelikle tipik 60’lar strat formülasyonunu anmak lazım. Kızılağaç gövde ve gülağacı tuşeli düzkesimli akçaağaç sap kombinasyonunu yani. Bu uzun yıllardır her tarzdan çok sayıda müzisyenin favori kombinasyonlarından birisi halini almış ve zaman testinden büyük bir başarı ile çıkmış bir ikili. Belirgin midler, gergin baslar ve tatlı tizler şeklinde kocaman bir genelleme yapabilirim. Ama her genellemede olduğu gibi bunda da önemli istisnalar söz konusu olabiliyor ve kağıt üzerinde insana büyük vaatlerde bulunan kızılağaç gövde+akçaağaç sap birlikteliği uygulamada tatminden son derece uzak neticeler doğurabiliyor da. İşte bu gitarda öyle değil. Bu gitar, açıkça söylüyorum, son zamanlarda Eskişehir’de karşıma çıkan neredeyse bütün Amerikalı (kızılağaç gövdeli) Stratlardan daha fazla tatmin etti. Tüm seri böyle midir, yoksa bana gönderilen örnek istisnai bir şey midir bilemiyorum. Ama Strat/Tele gibi açık sesle çalınan gitarlarda iyi/kötü olma hali, işte, fiyatla doğru orantılı gitmeyebiliyor. Buradaki gibi Meksikalı bir dilber, Amerikalı kuzeninden daha iyi olabiliyor bazen. Gitarın üst tellerdeki gergin tonalitesi cidden çok tatlı. Üstelik çok da net bir gitar kerata. Tizler billur gibi ve midler de aradan tatlılıkla sırıtıyor. Hi-midler kulak tırmalar modda değil. Cidden çok sevdiğim bir Strat oldu bu gitar. Ancak bir konuda doğal ton özelliklerinde eksiklik var; 12.perdeden sonra hissettiğim sustain sorunu. Bunu biraz da sapa bağlıyorum aslında. Ama çözülmeyecek bir şey değil. Groove Tubes’un Fat Finger denen aleti, ki bu konuyu daha önce “Stratların doğal tonunu geliştirmenin 12 yolu” adlı makalemde anlatmıştım, hatırlayacaksınız, veya Fatih Yılmaz’ın ürettiği pirinç sap destek elemanlarından alacaksınız.

Donanımsal olarak gitarın parçaları konusunda, yine, standart terimini kullanabilirim. Sonuçta Fender’in ürettiği bir gitar bu ve Fender kullandığı parçalar konusunda da güven veren, Meksikalı modellerinde bile belli bir standardın üzerinde parça kullanan bir firma, ki Gibson’a göre sadece bu nedenle bile daha çok sempati kazanır gönlümde. Ancak tremolo sistemini ve akord burgularını beğenmedim pek. Tremoloyu işlev olarak değerlendirmeyeceğim zira tremolo kolunun takıldığı yer bir güvenlik çıkartması ile kapalı idi ve ben de o gitarın “ilk” sahibinin bunu yapmasını daha uygun bulduğumdan yeltenmedim. Ancak kullanılan malzeme olarak Amerikalı kuzenlerinden (eksi yöne doğru) daha farklı olduğunu düşünüyorum. Akord burguları ise, gitar benim olsa, değiştireceğim ilk şey olurdu muhtemelen. Bu gitar o kadar iyi geldi ki bana, bence daha iyisini hak ediyor.


Manyetiklerde ise harika bir konfigürasyon yapılmış. Eski Lonestar Stratları vardı, onlardaki takım kurulmuş; Fender Texas Special sap ve orta tek sarımlı manyetikleri ile köprüde Seymour Duncan’ın en güzel seri üretim manyetiklerinden birisi olan Pearly Gates’in PG Plus olan ve Alnico 5 mıknatıs içeren versiyonu. Sap manyetiği 5,97K Ohm, orta manyetik 6,25K Ohm ve köprüdeki Duncan ise 7,86K Ohm çekiyor. Sap tonu ile saatlerinizi harcayabilirsiniz ki Fender’in en sevdiğim manyetiklerinden birisidir Texas Special’lar. Gergin, koyu ama net bir Strat sap tonu. Nefis :) Sap+ortada ise ton billur gibi tertemiz. Eşlik filan çalmak için de ne güzel bir ton. Köprü+sap (paralel) beraber oldukça twangy diyebilirim. Tele’ye en yaklaşan konum bu. Net ama biraz haşince. PG Plus ise daha önce Hantug Titania’da Pearly Gates için anlattıklarımı düşünün, onun Alnico 5 etkisi altında az daha cazgırlaşmış, parlaklığı artmış, az daha köşeli olanı, basları tizleri güçlenmiş ve net versiyonu gibi. Elbette belli miktar “Texas Sizzle” hadisesi baki, neticede hala Pearly Gates bu... Büyük bir eksiklik olup olmadığı tartışılabilmekle beraber keşke 2. pozisyonda humbucker bobinleri ayrılarak orta ile paralel çalışsaydı diye ekleyebilirim. Zira o 2.pozisyon, bence, bir strat için önemli bir pozisyon ve eksikliğini hissedecek çok gitarist de tanıyorum. Ha, halletmek ufacık bir havya işi ile 10 dakika almaz, o ayrı...

Gelelim sadede... Gitar yukarıda ayrıntısından bahsetmeye çalıştığım bazı hususlarda eksiklikler taşımakla beraber son dönemde çaldığım en iyi stratlardan biri idi. Hatta deneme için gönderilen Select Serisinden bir Tele’den daha fazla etkiledi beni. Select Tele için beklentim büyük idi ve büyük ölçüde de karşıladı. Bu gitar ise daha ziyade beklemediğim yerden vurdu diyebilirim. Hafif kızılağaç gövdesi, gayet güzel boya işçiliği, sıkıntısız perde işçiliği, tınısı, titreşimi filan derken beklediğimden daha iyi bir gitarla karşılaştım. Bu bakımdan aslında bu modelden başka gitarlar da denemek istiyorum denk geldiğimce. Olay sadece bu bireysel gitara mı özgü ve bana denk geldi, yoksa bu modellerin geneli mi böyle, ciddi olarak merak ediyorum. Kime mi öneririm? İyi bir Strat almak isteyen, aldığı Strat’ın manyetiklerini modifiye etmekle uğraşmak istemeyen, çok yönlü bir Strat isteyen, eskitilmiş gitarlara ilgi duyan herkese gönül rahatlığı ile önerebilirim. Kefil olabileceğim bir alet, doğruya doğru...

Gitar, Tune-L Müzik tarafından ithal edilmekte ve 1095€ liste fiyatına sahip.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder