Yıllar yılı en sık sorulan soruların başında, belki de, manyetik tavsiyeleridir. Sıklıkla çok az ayrıntı verilerek bir öneri bekleniyor; "Bende Fender Strat var, blues çalıyorum, köprüye ne almalıyım?" gibi. Daha sıkça ise genel geçer, hap bilgiler isteniyor; "blues için en iyi single nedir?" gibi.
Öncelikle ton eldesindeki önemli bir basamak olan manyetiklerde mutlak doğru gibi bir şey yok; tercihler var. Nevermore gibi gitar soundu isteyen bir adama, bence, pahalı bir butik PAF klonu önermenin hiç bir esprisi yok. Dahası elinde amfisi bile olmayan birisine manyetik önermenin zaten gereksiz. Dolayısıyla faydalı bir manyetik tavsiyesi verebilmem için bana;
1) Gitarınızın doğal tonları/fişsiz tonları (baslar, tizler ve özellikle midler, tonu canlı mı değil mi vs.) hakkında,
2) Amfiniz ve pedallar gibi yan ekipmanlarınız hakkında,
3) Şu anki manyetiklerinizde sevmediğiniz/değişsin istediğiniz ve sevdiğiniz noktalar hakkında,
4) Kafanızdaki net hedef ton hakkında (misal SRV de, Robert Johnson da, Gary Moore da blues çalıyor ama bambaşka tonları var),
5) Bütçeniz hakkında
olabildiğince detay ve bilgi vermeniz lazım. Bu bilgiler olmadan tavsiye veren de bana göre ezbere sallıyordur. Zira her manyetik, her gitarda ve her setup'ta aynı neticeyi vermez. Aynı marka model ve hatta üretim yılı olsa bile.
Dahası bir manyetik bir gitarda farklı amfi ve setuplarda farklı sonuçlar verebilir; örneğin elinizdeki doğal mid frekansları belirgin bir gitara takacağınız Duncan JB ile Blackface Fender'de oldukça dengeli bir ton elde edebilirken (zira bu amfinin midleri çukurdur), aynı gitarı mid kusan bir Marshall JCM800'de çok cazgır bir ton elde edebilirsiniz. Gerçi bu arzu ettiğiniz şey de olabilir, o ayrı :)
Merhaba Erhan. Gitarizm’e hoş geldin. Umarım her şey yolundadır? En son
uğraştığın projeleri öğrenerek başlayalım istersen?
Merhaba Barış, hoş buldum. Her
şey yolunda teşekkür ederim. Şu anda Sarp Maden için signature bir model
çıkarmaya çalışıyorum. Akabinde kendime ait modellere bir yenisini katmak için
farklı bir model oluşturmaya başladım. Bu model, strat soundunu humbucker
ölçüsünde kullanabilmeyi sağlayacak. Onun dışında hali hazırda siparişler ile uğraşıyorum.
Böyle şeyleri yazmayı gerçekten özlemişim. İşim gereği sık sık yazamasam da aralıklarla böyle makaleler yazmaya devam edeceğim. Hazır bugün (19 Mayıs 2015 15:27) tatilken epeydir yazmak istediğim bir konuyu halletmek istedim: elektrogitar manyetiklerinin mıknatıslarının nasıl değiştirileceği...
Öncelikle, elektrogitar manyetikleri hakkında temel yapısal altyapınız yoksa, yani "kutup başları (pole piece)", "Alnico II", "Formvar İzolasyon", "D.C. Direnci" gibi terimlere uzaksanız öncelikle fi tarihinde kaleme almış olduğum "Elektrogitar Manyetiklerinde Temeller ve Uygulamalar" adlı makaleme bir göz atmanızı öneririm. Eğer manyetiklerinizi gitarınıza nasıl lehimleyeceğinizi bilmiyorsanız da "Manyetik Değiştirme ve Lehimlemede Temeller" adlı makaleme bir göz atın derim. Bu iki konu da kafanızda net ise devam edelim.
Seymour Duncan cidden en kafa
humbucker üreticim. Ama sayelerinde çok kıl bir ikilemde kaldım. Rahatsız edici
veya kötü değil, ama kıl. Nasıl mı? Bahsedeceğim…
Öncelikle PATB-3’ten biraz
bahsedeyim. Bu manyetik, usta gitarist ve müzik adamı Blues Saraceno
(“Seraseno” diye okunur) için tasarlanmış bir model. Tanıyanlar biliyorlardır
zaten Blues Saraceno ilk solo albümünü yayımladığı yıllarda Ibanez RG 550
kullanırken daha sonraları kendi imzalı Yamaha’larını tercih etmiştir ve bu
gitarları HSH ve HH yapılıdır. Tek kelime ile özetlersek; süperstratlar.
Ergonomik ve/veya dönemsel nedenlerle (veya sebebi her ne ise) bu tür floyd
rose tremololu süperstratları tercih eden Saraceno tonal olarak ise eskinin
klasik PAF humbucker tonlarını çok seven de bir adamdır. Bu tür bir ton arayışı
içinde Seymour Duncan’a gelir. Akabinde doktor (Seymour Amca) teşhisi koyar;
kronik PAFoloji ile birlikte seyreden Floydius Rosa. İlacı için denemeler yapılır;
o şırınga senin, bu bobin teli benim derken aranan deva bulunur, tahmin
edeceğiniz üzere o çarenin adı kemoterapi değil PATB-3’tür (aslında adı çok
cins, “parallel axis trembucker” adlı filmin 3.bölümü gibi). Geyik bir yana
haydi teknik özelliklerine bir bakalım;
Öncelikle Duncan’ın en sevdiğim manyetiklerinden biridir. Mehmet Barlo kendi blogunda PAF manyetikleri ile ilgili detaylı bilgi vermişti. İşte orada
yazılı olan bilgiler burada da geçerli. Öncelikle Seymour Duncan Pearly Gates Alnico 2
mıknatıslı bir PAF klonu ama herhangi bir PAF değil. Billy Gibbons’a (ZZ Top)
ait bir 1959 Gibson Les Paul’ün manyetiğinin kopyaları.
Gibbons'un Meşhur Pearly'si
Billy Gibbons bu 59
LP’ünü pek severmiş (gitarın adı da “Pearly” bu arada, manyetiğin adı da oradan
geliyor) ancak zaman geçmiş, alet iyice değerlenmiş ve her stüdyoya, uzun süren
turnelere taşıyamaz olmuş. Doğal olarak elindeki güncel üretim LP’ler için de
bu tür ton verecek manyetiklerin arayışına girerek Seymour Duncan’a gelmiş. Orada
manyetiklere hasar vermeden yapılabilecek her türlü analiz yapılmış ve
nihayetinde bu muhteşem manyetikler çıkmış. İyi ki de çıkmış ve bizler de bugün, o manyetikleri kendi gitarlarımıza takabiliyoruz.
Merhaba Tim. Sound Dergisine hoş geldin. Bu Türkiye’den yapılan ilk
röportajın olduğundan, aslında oldukça klişe sayılabilecek bir soru ile
başlamak istiyorum, eminim bir çok kez yanıtlamışsındır ama bize gitar tonları,
gitar çalımı ve manyetikler anlamında, bu işlere nasıl başladığından
bahsedebilir misin?
Merhabalar. Gitar çalmaya, aslına
bakarsan oldukça geç, yaklaşık 15 yaşımda başladım ve bu virüs bir kere
bulaştığında artık kurtuluş yok, biliyorsun. Okul bittikten sonra burada
İngiltere’de ve sonraları Almanya’da çok çeşitli gruplarda çaldım. Bu süreçte,
hayatımı müzikten kazanmanın hiç de düşündüğüm kadar kolay olmadığını çok çabuk
fark ettim ve İngiltere’ye geri dönerek özel gitar dersleri vermeye başladım ki
bu iş beni hem hayata bağlıyordu, hem de yeni şeyler öğrenmeye de imkan
tanıyordu. O ara eşimin vokalistlik yaptığı bir metal grubuyla çok aktif bir
şekilde ilgileniyordum. Bu grupla, hatta, İngiltere’de geniş bir turneye çıkıp konserler
verdik ve Radyo 1 gibi çeşitli kanallarda çaldık. Elkie Brooks adındaki bir
blues şarkısının oğluna gitar dersleri verirken, zaman içinde albümündeki bazı
şarkıların gitar bölümlerini çalma, sonrasında ise turne grubunun bir parçası
olma teklifi aldım ki 90’ların çoğu böyle geçti. Baskın bir şekilde rock ve
metal çalan bir altyapıdan gelip, kendimi böylesine ciddi müzisyenlerle bu tarz
ortamlarda bulmak gözlerimi açan bir deneyim oldu. Bu zaman diliminde özellikle
gitar çalma, prodüksiyon ve şarkı yazımı konusunda çok şey öğrendim.
Son 10 yıldır ise burada bir Ozzy
saygı grubunda çalıyorum; en yakın arkadaşlarımla beraber kurduğumuz ve sürekli
turneye çıkma baskısından uzak bir şekilde çalabildiğimiz bir grup bu. Bu grup
aynı zamanda yaptığım manyetikleri kanlı canlı sahne ortamında test edebilme
imkanı da tanıyor.
Tüm bunların dışında Amerikalı
bir metal grubu olan Iced Earth ile çalışıyorum, albümlerindeki bazı sololara
katkım oluyor ki geçmişte Jon Schaffer ile bazı albümlerdeki şarkıların
yazımında da bulunmuştum. Almanya’dayken Chitty Somapala ile de “Civilization
One” grubunda çalmış ve albümündeki bazı şarkıların yazımında da yer almıştım.
Ama artık Bare Knuckle tüm boş vaktimi alıyor ve Almanya’ya git gel yapıp grupta
yer alamıyorum.
Bugünlerde ise sadece keyif için
bir saygı grubunda – adı “No Rest For the Wicked” çalıyorum. Tümü muhteşem
gitaristler olan Rhoads, Lee ve Wylde’ın gitar bölümlerini çalmak hem çok
eğlenceli, hem de zorlu bir iş. Ayrıca Red Seas Fire gitaristi Adam Getgood’a,
gruptan iki elemanın ve eşimin de dahil olduğu bir projede yardım ediyorum.
Hayatımdaki önceliğin daha ne kadar Bare Knuckle olacağını kestiremiyorum ama
günün birinde gün ışığını görebileceğimi düşünmek güzel :)
Sıkı bir program, hm? Neyse, bildiğim, görebildiğim kadarıyla PAF türü
eski usul manyetikler konusunda oldukça ayrıntıcı bir yaklaşıma sahipsin. Çoğu
tarihsel olarak uyumlu aletler. PAF tipi manyetikler konusundaki nasıl bir
genel bakış açısına sahipsin?
Gitar
fanatiklerinin yegâne mâbedi Gitarizm’e hoşgeldiniz.
Bu yazı ile elektronik modifikasyonlarına başlıyoruz. Artık manyetik
değiştirmek için para dökmeye son :) Elektronikçi olmayan, iddiasız naçizane bendenizin hazırladığı bu makalecik umuyorum ki daha önce
manyetik değiştirmemiş, eline havya almamış bir çok kişiye çok faydalı olacak.
Ancak lütfen yazımın başında belirttiğim uyarı kısmına riâyet edin,
abartmıyorum, dikkatsizliğin bedeli ağır olabilir.
Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!
Bu yazı Sound Dergisi Mayıs 2011 sayısındaki "Gitarizm" köşesinde yayımlanmıştır. Kaynak gösterilmeden ve izin alınmadan alıntılanması uygar dünya adına doğru değildir. Dahası yasal da değildir...
Lehimleme ve Manyetik Değiştirmede Temeller
Öncelikle belirteyim ki şu an yazacaklarım giriş ve temel
seviye lehimleme-manyetik değiştirme vs. bilgilerini içerir. Eğer bu işler için
meraklıysanız ancak bir şey bilmiyorsanız, başlayacak yeri ve/veya gerekli
malzemeleri bilmiyorsanız burası doğru adres. Umuyorum artık manyetik
değiştirme işleri, gelecekte yazmayı planladığım çeşitli elektronik
modifikasyonlar sizin için büyük sıkıntı ve masraf kapısı olmaktan çıkar. Ayrıca
kurdun ensesinin neden kalın olduğunu da unutmamak lâzım…
Dikkat:İşin başında bazı noktaları belirleyelim.
Eğer gitarınızın garantisi varsa, bu yazıda bahsedeceğim bazı fikirler,
yöntemler ve alternatifler garantinizi yitirmenize yol açabilir. Ayrıca havya
ile yapmaya kalkışacağınız işlerde gerekli hassasiyeti ve saygıyı göstermeyecek
olursanız ciddi yaralanmalara, ev & işyeri kazalarına, yangınlara,
gitarınızda veya gitarınızın elektronik komponentlerinde kalıcı hasarlara yol
açabilirsiniz, bunu başlamadan önce adınız gibi bilin! Tüm bu işlerde tüm sorumluluk
okurlara aittir ve Sound Dergisi veya şahsım sorumlu tutulamaz. Ayrıca bahsi
geçecek modifikasyonlar çeşitli seviyelerde el becerisi gerektirebilir. Bunları
nizâmi yapamayacağınızı veya hiç yapamayacağınızı düşünüyorsanız gerekli
önlemleri mutlaka alın veya bırakın bileni yapsın. Ayrıca sakın “Bana bir şey
olmaz”, “İki Dakkalık işim var, bir de gözlük mü takayım” gibi mantıklar ile hareket
etmeyin ve koruyucu gözlük, eldiven, maske gibi koruyucuları daima kullanın!!
Heritage firmasının hikâyesini
daha önceki sayılarımızda yer alan H-150 incelemesinde editörümüz Cem
anlatmıştı ki buradan‘dan da ulaşabilirsiniz, Kaçıranlar veya
bilmeyenlere özet geçecek olursak hikâye Orville Gibson’ın 1890’larda
Kalamazoo’da bir ahşap enstruman üreten bir işletme açmasına kadar gider.
1944’te firma “Chicago Musical Instruments” adlı başka bir firmaya satılır
ancak Gibson ismi marka olarak devam eder. Zaman içinde çeşit çeşit kaliteli
akustikler, yarı akustikler ve katı gövde elektrik gitarlar üretilir… 1968
yılında ise Gibson’da, “Norlin” dönemi başlar. 1984 yılında ise yönetim düşük
satışları sebep göstererek Kalamazoo’daki tesisleri, geride onlarca çalışanla
birlikte kapatır. Böylelikle Gibson için kökü 1890’lara kadar giden Kalamazoo
dönemi kapanmış olur, lâkin o küllerden yepyeni oluşum meydana gelir.
GuitarWorld, Nisan 1980, Eddie Van Halen Röportajı
Gitara ilk başladığın zamanlarda bu işe ne kadar zaman harcıyordun?
Her gün, günün her saati diyebilirim. Hatta bazen okulu kırıp eve kaçar ve çalardım. Cidden bu işi çok seviyordum.
Çalmayı kendin mi öğrendin?
Gitar için, kesinlikle. Hayatta hiç ders almadım onun için. Sadece bir keresinde bir arkadaşım bareli akorların nasıl basılacağını öğretmişti hepsi bu.
Peki ya soloculuk kısmı (lead)?
(Cream’in Wheels of Fire albümünden Eric Clapton’un Crossroads solosunu çalıyor)Bu şarkıyı nota nota biliyorum. Ayrıca I’m so Glad (Fresh Cream) ve Sitting on Top of the World’ün (Cream, Goodbye) konser yorumlarını da… Tüm bunları iyi bilirdim…
Türkiye’den selamlar Bay Duncan, sizin gibi yaşayan bir efsane ile görüşebilmek gerçekten çok büyük bir zevk ve onur, öncelikle bunu söylemeliyim.
Röportaj için ben çok teşekkür ederim Barış. Umarım sorularını güzel yanıtlayabilirim.
Ona hiç şüphe yok. İnsanların çoğu sizi ilk olarak eski bir Fender Telecaster manyetiğini, bir pikap yardımıyla yeniden sararak bu işle başladığınızı ve daha sonraları ise efsanevi müzisyenler için harika manyetikler yaptığınızı biliyor. Sizi o kadar tanıyor. Peki bunun ötesinde nasıl bir adam var?
Pekala, manyetik yapmaya ve sarmaya 1960’ların ortalarına doğru Michigan, Kalamazoo’daki Gibson’dan Bay Les Paul’ün ve California’daki Fender firmasının yardımları ile başladım. Onlara sürekli olarak yazar, gitar modelleri ve manyetikleri hakkında tonla soru sorardım. Daha sonradan manyetiklerin nasıl yapıldıklarını görmek için epey manyetik söktüm ve üretim şekillerini gösteren çok sayıda çizim yaptım. 70 başlarında ise Fender’in Londra’daki bir merkezinde çalışmaya başladım. Bu süreçte Jeff Beck, Eric Clapton, Jimmy Page, David Gilmour, The Who, Robert Palmer, Supertramp, Golden Earring, Free, ve Thin Lizzy gibi grup ve gitaristler için çalıştım (Yazarın notu: Seymour’un verdiği listeye dikkat! Resmen Rock’n Roll Hall of Fame gibi :) ) Ayrıca S.Duncan Firması olarak da Slash, David Gilmour ve Eddie Van Halen gibi pek çok sanatçıya manyetikler yaptık ki bunların bazıları imzalı ürün oldu, kimi ise OEM model olarak çeşitli gitar firmaları için üretildi.
P.A.F. sınıfı manyetikler için son derece nadide, güçlü ve ayrıntıcı bir yaklaşıma sahipsiniz. Sizi P.A.F.lara bu kadar güçlü bir şekilde bağlayan şey nedir?
Ben Jeff Beck ve Eric Clapton gibi çok yenilikçi ve harikulade gitaristlerin zamanında büyüdüm. 60 ortalarında The Yardbirds, The Beatles ve Rolling Stones gibi grupların başlattığı “İngiliz İstilâsı” dönemindeki büyük blues gitaristleri beni çok cezp etmiştir. P.A.F. humbuckerlar takılı Les Paul’ler çalan Peter Green, Paul Kossof ve Jeff Beck gibi adamların soundları ise beni kendisine köle etmişti. Ayrıca Eric Clapton da, John Mayall’s Blues Breakers zamanlarında Les Paul (LP) kullanıyordu ve ben bu sanatçıların tonlarına çok büyük hayranlık besliyordum. Bu geleneksel P.A.F. tonunu kulağıma, bir ton standardı olarak aldım. Stratocaster ve Telecaster’ları bugün bile hâlâ çok seviyorum. Ancak LP sesleri için olay Seth E. Lover tarafından tasarlanan P.A.F. (Patent Applied For) humbucker manyetikleri idi. Yıllar boyunca Jeff Beck’in, Paul Kossof’un ve İngiliz “Chicken Shack” grubundan Stan Webb gibi bir çok ünlünün gitarlarını çaldım. Bu süreçte her birinin diğerinden biraz daha farklı olduğunu fark ettim ve manyetik araştırmalarına başlayıp birbirlerinden farklarını ortaya koyan çok detaylı notlar çıkardım.
Seri üretime sahip ürünlerinizi düşünürsek, medar-ı iftiharınız bunlardan hangisi olurdu?
Gurur kaynaklarım JB ve Jazz (sap) modellerimizdir. Bunlar 70 ortalarında, dostum Jeff Beck’in, George Martin (The Beatles) ile birlikte “Blow by Blow” albümünü kaydettikleri sırada tasarlandılar. Jeff’e “The Tele-Gib” dediğim ve iki adet yeniden sarımlı P.A.F. humbucker manyetik içeren bir telecaster yaptım. Manyetikler, harika bir blues gitaristi olan Lonnie Mak’e, vaktiyle, ait olan eski bir Gibson Flying V’den çıkmaydı. Bu manyetikler eski bir dikiş makinesi kullanarak sardığım ilk “JB” ve “JM” manyetikleriydi.
Peki kendinizi bu işte ilk kez ne zaman başarılı hissettiniz ve “işte oldu, başardım!” dediniz?
Bu yazı ilk olarak SOUND Dergisi, Haziran 2010 sayısında yayımlanmıştır.
Bu ay ile beraber birkaç ay boyunca özel bir yazı dizisine başlıyoruz. Konumuz “Elektrik Gitar Manyetikleri”. Bu sayıda size oldukça hafif bir girizgah hazırladım. Uzun gibi görünse bile bu konuda koca kitaplar yazılabileceğini de düşünürsek birkaç sayfanın sadece ilk adım olduğu sonucuna varabiliriz. Yine de yazılı yayımlar söz konusu olduğunda bugüne kadar yayımlanmış en kapsamlı elektrik gitar manyetikleri konulu makale olabilir,o da ayrı. Yaklaşık 3-4 yıldır üzerinde durduğum, mümkün mertebe kişisel tecrübe ve teknik/teorik bilgi edinmeye gayret ettiğim bir konu ayrıca manyetikler. Bu sayıdan sonra ise bazı büyük manyetik üstadları ile yaptığım özel röportajlara başlayacağım bir aksilik olmaz ise. Sürç-i Lisan ettiysek affola. Umuyorum bir faydası dokunur veya sevdiğiniz bir makale olur.
Elektrik Gitar Manyetikleri & Ana Formları
Bölüm 1 : Kısa Tarihçe ve Temeller
Gitarın elektriklendirilmesi sürecindeki milâd, o yıllardaki adı “Electro String” olan Rickenbecker’ın 1931 yılında “Kızartma Tavası” lâkaplı gitarı, ki bilinen ilk katı gövde elektrik gitar olarak bilinir, üzerinde bulunan ve tellerin ünitenin içinden geçtiği, manyetizasyon temelli ilk gitar manyetiği olarak kabul edilen tasarımı olarak göze çarpmaktadır. Günümüz manyetiklerinden yapı olarak biraz farklı olsa da, temelleri ortaya koyması açısından önemli bir gelişmedir. Zira bu manyetik belki de, bir anlamda, ilerleyen yıllarda doğrudan veya dolaylı olarak müziğin çehresinin değişiminde de rol oynayacaktır. Tasarım olarak manyetik akının taşındığı bölümler olan “pole pieces” bölümlerinin, günümüz manyetiklerinin tersine, mıknatısın altında kaldığı bir yapı gözlenmektedir (Şekil 1).