barış şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barış şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/05/2013

Ernie Ball Music Man JP6 İncelemesi


Ernie Ball Music Man JP6 İncelemesi

Şu John Petrucci zevk sahibi adam. 1999’da Ibanez’den EBMM’e geçtiğinde biraz yadırgamıştım, kabul ediyorum. Ancak sonra sonra bana daha da güzel gelmeye başladı gitarı. Buna sebeplerin başında gitarın tasarımının güzelliği ve akılcılığı yatıyordu diyebilirim. Zaman içinde gitarlar ilkin bireysel olarak, sonraları ise yasal ithalat yolları ile yurdumuza girdi ve deneme, görme imkanına kavuşmuş olduk.



Gelelim gitarın genel katalog özelliklerine;

Boyutlar: 31.8 cm en, 4.5 cm kalınlık, 94.0 cm boy
Ağırlık: Yaklaşık 3,29 Kg
Gövde: Ihlamur
Sap: Akçaağaç (Kimi zaman kuşgözü)
Tuşe: Hindistan Gülağacı
Eğrilik Çapı: 15 inç
Tel Boyu (Skala): 25,5 inç
Köprü: JPM Standart “Askıda” Sistemli Köprü (Floating Trem)
Perdeler: 24 geniş ve yüksek/Tam Jumbo Perdeler
Akord Burguları: Schaller Kilitli Tipte ve Pearloid Başlı
Seçici: 3 yollu 4PDT seçici anahtar
Manyetikler: DiMarzio Custom (2009 öncesi) / DiMarzio LiquiFire (Sap), DiMarzio Crunch Lab (Köprü)

3/11/2013

Fatih Yılmaz Özel Röportajı (2013)



Merhabalar Fatih. Üç yıldan sonra tekrar beraber bir röportaj yapıyoruz (ilk röportajı okumak için lütfen tıklayın). Ama bildiğin gibi bu kez ana temamız farklı; Nova Custom Gitarları hakkında. Üç yıl önce “Türkiye'nin sahip çıkacağı ve kullanacağı bir markası yok. El yapımı standartlarında seri üretim projesi var kafamda...” demiştin ve sanıyorum Nova Custom’dan bahsediyordun. Bize bu projen hakkında, kafanda ilkin nasıl oluştuğu, nasıl geliştiği hakkında bilgi verebilir misin?

Tabi, seve seve. Daha önceden standart olarak müzik piyasasında bulunan gitarlar için yan ürünler yapmak gibi bir proje ile başladık. Elektrik gitarlar için sap ve gövde yapımı üzerine bir bant sistem üzerine kafa yoruyorduk. Bir şeyler ciddi ciddi oturmaya başladığında da, hazır ürünlerin tasarım yönünden bazı noktaları rahatsız etmeye başladı. Sonuçta bu tasarım hataları çıkarıldığında geriye kalan proje de, bizim üretim ayağımızın ilk adımı oldu. Nova, adı neredeyse evrensel olarak "yeni, çekirdek"  anlamına gelmekte. Bizim bu ismi seçmemizin sebebi ise, gene gitar fakat bu sefer yenilenmiş yüzüyle sizlerin hizmetine sunulmakta mesajını vermektir.

Peki Fatih Yılmaz elinden çıkmış olan veya çıkabilecek bir gitardan her açıdan, işte manyetik, ağaçlar, gövde formları gibi, farkı nedir bu Nova’ların?

Tasarımları ve nitelikleri farklıdır. Kişiye özel gitarlar yaptığımızda, kişinin tercihleri ön sıradadır. Nova projesinde ise bugüne kadar edindiğimiz tecrübelerin elle tutulur hali öne çıkmakta. Ağaçlar olarak yine aynı stoğumuzu kullanmaktayız. Manyetikler standart olarak Seymour Duncan, Fly Pickups, GFS ve Dimarzio tercih edilmekte. Aradaki en büyük fark şu olur, kişiye özel yapımlarda manyetiklerin modifiye edilmesi durumu vardır, bu da ancak hedeflenen ince bir detay var ise uygulanır. Bunun dışında gitarımızın en büyük özelliği; her parçasının değiştirilebilir olmasıdır. Nasıl ki 50-100 yıllık firmalar aynı hatalı tasarımları ısrarla üretmeye devam etmekte ise, biz de eğer bir hata yapıyor isek bunun önünü almak istedik. Örnek olarak bir gitarın sap bağlantı vidalarının yerleri, vidalı bağlantılarda sap gövde stabilitesi bazen sorun yaşatabiliyor kullanıcıya. En basitinden eksen kaymasına sebep olabiliyor. Yani saptan kavrayarak gövdeye yatay eksenden baskı yaptığımızda, sap gövde bağlantısı gıcırtılı bir ses çıkararak oynuyor ve tekrar eski haline gelmesi için epey ayarlama yapmanız gerekiyor. Şimdi bu kaçınılmaz bir durumdur, gitarınız boynunuzda askıdayken bu baskıya maruz kalır, düştüğünde maruz kalır yada kılıfında taşırken tek taraftan askıyla taşımanız bu baskıya sebep olur. Kendi tasarımımızın sahip olduğu açılı sap-gövde bağlantısını yaptığımızda bu sorun ortadan kalkmış, oynama en aza indirgenmiştir. Şöyle ki, gitarınızın sapını oynatabilirsiniz, gitarınızı düşürebilirsiniz yada baskı altında kalmasına sebep olabilirsiniz. Bunlar zaten gün içinde birçok defa gerçekleşen şeyler. Mesele şu: sap yine aynı noktaya geri dönüyor mu? Bir Nova Gitarınının sapını elinizle zorlarsanız, sap ya oynamaz, ya da aynı noktaya geri döner. İkinci nokta sap ayar çubukları. Hemen hemen hiç bir markada sap çubuğunu yerinden oynatmak- modifiye etmek mümkün değil. Nova’larda ise sap çubuğunu sadece 3 dakikada yerinden sökebilir ve tekrar geriye takabilirsiniz. Sap çubuğunda sorun yaşadığınızda size ciddi maliyetlerle geriye dönen bu durum, Nova’da geçerli değil. Neredeyse tel değiştirmek kadar kolay, aynı sürede ve bir set tel kadar ucuz.

9/19/2012

Mütevazı bir kayıt - "Eskisehirde Bir Gece"


Merhabalar. Gitarpedal.net'in "Guitar Center King of the Blues Cemleri" için kaydettiğim naçizane bir deneme bu. Tamamı Salih Vezneli'nin el emeği olan ve videoda da fotolarını görebileceğiniz Telecaster ile kaydedildi. Ayrıntıları burada mevcut;

http://gitarizm-tr.blogspot.com/2012/07/salih-vezneli-custom-tele-incelemesi.html

Kayıt Line 6 POD 2.0 ile (tweed deluxe modellemesi) doğrudan bilgisayarın ses kartına, mikrofon girişinden alındı. Herhangi bir müdahale olmadı (EQ vs.). Pek matah bir şey değil ama havasını sevdim. Öyle herhangi bir şekilde virtüözite filan iddiam olmadığından, hatta gitaristlik iddiam olmadığından sakince dinlenmesi önerilir :)

Kaydın ilk bölümünde sap manyetiğini, diğer kısmını ise köprü manyetiğini kullandım, tek fark o. Gerisi zaten 2-3 kerede yaptığım bir şey oldu. İlk tema melodisi haricinde büyük ölçüde doğaçlamadır/gelişinedir, ki hatalar da bunun göstergesidir :) Umarım seversiniz...



9/12/2012

Sound Eylül 2012 sayısında Gitarizm

Herkese merhabalar,

Bu ay Sound Dergisi yine dopdolu. Sadece köşem var diye söylemiyorum. Mehmet Barlo'nun kapağa da yansıyan Vintage Gitarlar yazısı da oldukça dikkat çekici ve Xotic BB Andy Timmons incelemesi de cabası...


Gitarizm'e gelince... Bu ay teknik sorunlarımın devamı sebebiyle kısacık(?) bir inceleme kaleme alabildim. Grover Jackson'ın son alamet'i farikası GJ2 Arete 4 Star'ı sizlere tanıtmaktan gurur duyarım.

Arete 4 Star



7/21/2012

Salih Vezneli Custom Tele İncelemesi


Salih Vezneli Tele

2012, Türkiye’nin elektrogitar konusundaki yılı olacak gibi duruyor. Önce usta lütiye Fatih Yılmaz yapımı F-1 (yakında “Nova Custom Guitars” adı ile) ve şimdi de Manisa Salihli’den Salih Vezneli’nin elinden çıkan Tele beni hem son derece gururlandırdı, hem de gelecekle ilgili büyük umutlar kazandırdı. Ülke olarak, elektrogitar pazarımızın, bilincinin, gitar yapımcılığının gelişimine bir işaret olarak alıyorum bu atılımları. Elbette alınacak daha çok yolumuz, okunacak çok kitabımız, araştırılacak çok konumuz var, daha da güçlenmesi ve açık fikirlilikle daha da bilinçlenmesi gereken bir pazarımız var. Ama olacak...

Salih Vezneli Motoru ile...

Gelelim Salih Vezneli’nin Tele’sine... Öncelik her zamanki gibi katalog bilgilerinde;

Model : Telecaster
Gövde Ağacı : Türk Kızılağacı
Sap/Gövde Birleşimi :
Sap Ağacı : Yıldızkesim Tek Parça Akçaağaç
Tuşe Ağacı : Doğu Hindistan Gülağacı
Skala : 25,5 inç
Sap Eğrilik Çapı : 9,5 inç
Üst Eşik Genişliği : 43mm
Sap Kalınlığı : 1.Perdede 21.5mm, 12.Perdede 22mm
Sap Çeliği : Standart
Perdeler : Jumbo
Köprü : Salih Vezneli Tele
Üst Eşik Türü : Graphtech
Burgular : Wilkinson EZ-LOK Eski Usül
Elektronik Sistem : 1 volüm, 1 ton potu – 250K ve 3 yönlü anahtar
Sap Manyetiği : Tesla VR TE (sap)
Köprü Manyetiği : Tesla VR TE (köprü)
Boya Türü : Nitroselüloz
Renk : Şeffaf

6/27/2012

Strat Modifikasyonları: Bölüm 2 ; “7 Farklı Ton”

Ton fetişistlerine selam olsun.

Geçen ay köşemde ağırladığım Fatih Yılmaz yapımı "Nova Custom F-1" için gösterdiğiniz güzel geri dönüşler için çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. “İyi” bir iş ortaya konduğunda böyle güzel geri dönüşlerin olduğunu görmek gerçekten insana cesaret veriyor. Böylelikle F-1 gibi işlerin birer “Devrim Arabası” haline dönmeyeceği konusunda, bu işlere emeğini, zamanını, parasını, gönlünü koyanlara büyük motivasyon kaynağı oluyor, bunu böylece bilin. Dahası geçen yazımda da belirttiğim gibi bu işleri gereğince ciddiye alan, marangozlukla elektrikli enstruman yapımcılığını karıştırmadan kendini geliştirmek için araştıran-okuyan ve inovasyona inanarak günceli takip edenlere gerekli desteği vermekten çekinmeyin. Bu destek önyargısız bir şekilde onların yapımı olan enstrumanları deneyerek, beğenirsek bunları edinmek olabilir. Ancak imkan olmadığında sadece tek bir teşekkür veya güzel bir çift söz bile bu “deli” insanlar için anlamlıdır.

Bu ay Gitarizm’de fi tarihinde başladığımız bir yazı dizisinin başka bir halkası olacak ve elimizdeki stratımızdan nasıl beş değil de yedi farklı ton alabileceğimizi öğreneceğiz. Böylelikle Stratınızın tonal yelpazesi genişleyecek ve belki de kendi müzikal açınız için oldukça faydalı bazı ek seslere sahip olacaksınız. Ayrıntılar az sonra :)

Teşekkür listeme gelince; Bu ay ilk sıra Salih Vezneli’nin. Bu sayıya yetiştiremedim ama onun alamet-i farikası bir Telecaster şu an bende, ayrıntıları ise gelecek ay bu sayfalarda. Elbette Fatih Yılmaz ve ekibini anmamak olmaz, F-1 gibi bir güzelliğe hayat verdikleri ve “Türk Gitarına” olan bu derin tutkuları için. Ayrıca Gitarizm’in dostları Ali Sungurlu, Ayşenur Ulupınar, Alper Tunalı ve gelecek aylarda tanıtacağım muazzam “bazı” aletlere hayat veren Ertuğrul Yılmaz ile David Bissoli’ye teşekkürlerimi sunuyorum.

Barış Ş.                                                                                                                                19.04.2012

Strat Modifikasyonları : Bölüm 2 ; “7 Farklı Ton”

İyi bir Stratın tadına doyum olmaz!

Giriş

Modifikasyon canavarları buraya. Ayrıca strat severleri ve elindeki Stratın tonal yelpazesini genişletmek isteyenleri de buraya alalım. Gitarizm Köşesi’nde, bugüne kadar stratlarımızın doğal tonunu nasıl geliştirebileceğimizi öğrendik, nasıl lehim yapılacağını, nasıl manyetik değiştirileceğini de... Bu konudaki ilk uygulamamız da gitarımızı, güvenli olmayan elektrik şebekelerinde kullanırken çarpılmamak için bir “şok koruma modifikasyonu” oldu. Şimdi tonal bir mod yapalım. Bu mod bu tür elektronik modların en eskilerinden biri ancak oldukça efektif bir mod. Bu modun ilk uygulanmasını western swing gitaristi Eldon Shamblin’e mal edenler de var, Bill Carson’a da ama ikisi de çok net değil. Ancak eski bir mod, orası kesin. Hadisemizin temeli basit; elimizde 5 yönlü bir seçici anahtara sahip olan bir strat, aşağıdaki beş farklı manyetiksel ton seçeneğine sahiptir;

5 Yönlü Seçici Konumu
Çalışan Manyetik
1.Konum
Köprü Manyetiği
2.Konum
Köprü + Orta Paralel Bağlı
3.Konum
Orta Manyetik
4.Konum
Sap + Orta Paralel Bağlı
5.Konum
Sap Manyetiği

Daha fazla kombinasyon imkanı sunan strat tipi seçici anahtarlar satışta yok. Olsa bile, bana göre, yedi veya 8 yönlü bir seçici, pratik uygulamalarda oldukça kullanışsız olurdu. Yukarıdaki tablodakine kıyasla çok daha farklı bağlantı imkanları sunan beş yönlü seçiciler de var; dört kutuplu olan modeller. Ancak onlarda da toplamda beş seçenek olduğundan seçtiğiniz yeni bir opsiyon için, eldeki birinden feragat etmek gerekiyor.

İşbu mod ile amacımız eldeki standart strat manyetik kombinasyonlarından taviz vermeden, ufak bir anahtar veya çek/it (push/pull) pot yardımıyla iki ilâve seçenek daha kazanmak.

6/02/2012

Haziran Ayında Gitarizm ve 2.Yaş Kutlaması



“Ton yoluna canımız feda!” diyenlerin köşesi Gitarizm, tüm okurlarını selamlar.

Öncelikle geçtiğimiz aylardaki ağır tempom sebebiyle unuttuğum Gitarizm’in 2.yaş gününü kutlayarak başlamak istiyorum bu ay. Geçtiğimiz nisan ayında, gitar severlerin yuvası “Gitarizm” 2.yaşına basmış oldu. Şu geçen bir yıl içinde neler neler yazdık, paylaştık... Önce nasıl lehim yapılacağını ve manyetik değiştirileceğini öğrendik, daha sonra ilk modifikasyonumuz olan şok koruma modunu... Koray Ergünay’dan Mehmet Barlo’ya, Tim Mills’den Guthrie Govan ve Yavuz Akyazıcı’ya çok özel isimlerle röportajlar okuduk. Ayrıca Ibanez JS1000, James Tyler Studio Elite Burning Water 2K, Heritage H-535 gibi çok önemli gitarlar hakkında inceleme yazılarını da sunabilme fırsatım oldu. Tam yaş gününe denk gelen ayda ise Fatih Yılmaz’ın medar-ı iftiharı olan F-1 köşemi süsledi. Şu bir yıl içinde Bursa’da ve çeşitli kereler olmak üzere Ankara’da gitara gönül vermiş Gitarizm takipçileri ile buluştuk, seminerler verdik. Siz bu satırları okurken yine Ankara’da, bu kez ODTÜ’nün ev sahipliğinde bir söyleşinin haklı gurur ve keyfini yaşıyor olacağız. Sizinkini bilemem ama Gitarizm adına dolu bir yıldı. Eğer bu süre zarfında size bir şeyler katabildiysem, bir faydam dokunabildiyse, her zaman en sonda yer verdiğim ve vecizem haline getirdiği gibi, Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!”

Şu geçen bir yıl içindeki en iyileri seçtim kendimce; en iyi röportaj Guthrie Govan röportajı diyorum. Neden? Çok samimi ve bilgilendirici oldu. Ayrıca onunla iletişim her zaman çok eğlenceli oluyor. En iyi teknik makale olarak ise lehimleme ve manyetik değişimi makalesini seçiyorum zira bu basit yazı ile artık herkes evde, kendi basit elektronik veya manyetik değişim modlarını yapabilir hale geldi. En iyi gitar inceleme yazısı JamesTyler Studio Elite Burning Water 2K, cidden o yazıda gitara duyduğum tutkuyu iyi yansıtabilmişim ve en iyi gitar ise Fatih Yılmaz (Nova Custom Guitars) F-1. Ödülüm bir kupa dolusu çay, uğrayın size de ikram edeyim.

Şu bir yıl içinde Gitarizm dostu olarak ilan edeceğim şu insanlara teşekkürü borç bilirim; (sırasızdır) Orkun Aydın, Günay Yetimarslan, Koray Ergünay, Olay Andaç, Vedat Yetkin, Levent Atasever, Cemal Öztürk, Mehmet Barlo, Serkan Gülal, Eugene Odnoval, Demir Uyar, Naci Kesener, Serhan Yenilmez, Andi Yu, Fatih Küçüktezcan, Orkun Tahir Aran, Turan Oğuzhan, Erdem Çapar, Güven Erkin Erkal, Alper Tunalı, Tuncer Tunceli, Gürkan Ildaş, Şinasi Celayiroğlu, Evrim Taş, Erdem Birgül, Okan Bayülgen, tüm Gitarpedal.net üyeleri ve tüm Sound Dergisi emekçileri (Cem, Aydilge, Pınar vs.) ve tüm okurlarımız...

İçten destekleri, dostlukları için Fatih Yılmaz, Tune-L Müzik’ten Ali Sungurlu, Hantug Custom Guitars’dan Ertuğrul Yılmaz ve Salih Vezneli’ye teşekkürlerimi daha da bir vurguluyorum. Ekstra özel teşekkürler ise Ayşenur Ulupınar’a gidiyor.

İyi ki varsınız arkadaşlar. Varlığınız ve desteğiniz, eksiklik ve sorunlara karşı daha iyisini yapabilmek, daha faydalı icraatlar ortaya koymak adına güç veriyor.

Bu ay Sound Dergisi Gitarizm Köşesinde;

Salih Vezneli yapımı şu güzel Tele;

Charvel'in ürettiği ve "erişilebilir" seviyedeki harika bir gitar olan Desolation DS-2ST;

ve Rectify Master'ın gitaristlerin ve gitar atölyelerine büyük bir kolaylık olarak sunduğu tesviye ürünleri;


İncelemelerini okuyabilirsiniz.

Gitarizm’e, ayrıca;
www.facebook.com/nienturi adreslerinden de ulaşabilirsiniz. 

Barış Ş.                                                                                                                                19.04.2012

5/21/2012

Guthrie Govan Özel Röportajı (2012)




Mojo meraklılarına merhabalar.

Gitarizm’i düzenli takip edenler fark etmişlerdir; köşemin ana teması gitar, gitaristler değil. Birkaç “minik” istisna söz konusu Steve Morse gibi, Yavuz Akyazıcı gibi. 2012’de de çok çok nadir olmak kaydıyla birkaç gitar üstadı daha konuk edebilirim. Bu birkaç “minik” istisnanın ilki, 2007 yılında Türkiye’de ilk olarak röportaj yaparak tanıtmaya vasıl olduğum Guthrie GOVAN. Tonu, ekipmanları, çalımındaki ustalığı, espri anlayışı ve güzel müzikleri ile ülkemizde pek çok hayrana sahip bir usta. Her ne kadar kendisiyle yaptığımız röportajdan birkaç gün sonra, İtalya’da çeşitli ekipmanları çalınmış, belki de ona uğursuz gelmiş bile olsa umuyorum sizler için de keyifli bir okumalık olur. Hele 22 Mart 2012’de gerçekleşecek olan “The Aristocrats” konseri öncesinde tadından yenmese gerek ;) 

Teşekkür listemde kimler var? Elbette Naci Kesener ve Erdem Çapar ilk sıralarda. Ali Sungurlu (you rule), Ertuğrul Yılmaz (Hantug Custom Guitars), Ayşenur Ulupınar, Fatih Yılmaz, Andi Yu, Alper Tunalı (The Sound Coordinator) & Ali Derinoğullu, Tuncer Tunceli, Olay Andaç, Willian Tubarao ve İzmir’in usta gitaristi Eymen Özgürel’e teşekkürlerimi sunuyorum.

Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!

Barış Ş.                              

Tekrar merhaba Guthrie. Bir kez daha seninleyiz ama Gitarizm için bir ilk (Guthrie ile 2007'de yapmış olduğum röportajı okumak için buraya tıklayın). Nasılsın ve dünyanın neresindesin?

Merhaba Barış. Sanırım şu anki durumumu “yorgun fakat mutlu” olarak tarif edebilirim. Bu sene turnede geçirdiğim zaman, evde geçirdiklerimden çok daha fazlaydı. “Aristokratlar” ile Reykjavik’ten Cape Town’a, L.A.’dan Tokyo’ya kadar pek çok yere gittik. Ayrıca dünyanın çeşitli noktalarında yerel müzisyenlerle de çaldım. Şu an ise İtalya Milano yakınlarındaki Legnano’dayım, ses kontrolüne hazırlanıyorum.



Bryan Beller ve Marco Minnemann ile son bombanız “the Aristocrats” ile başlayalım. Bu süper gurup projesi hakkında biraz ayrıntı verebilir misin? Bilirsin, çetedekiler ile bir araya gelme süreci, bir topluluk oluşum kararı, şarkı yazma ve kayıt süreçleri vs.

Pekala. Hepsi Bryan Beller’ın bana geçtiğimiz ocak ayında Marco Minnemann ile birlikte, tek seferlik bir konser için e-posta atmasıyla başladı. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum, o konser Bass Bash konseri idi – her sene NAMM fuarı döneminde Anaheim’da düzenlenen bir aktivite. İşin aslı o konser için Greg Howe ile anlaşılmış ama kısa bir süre öncesinde iptal etmiş Greg ve sanıyorum birileri Bryan’a facebook üzerinden benim çok uygun olacağım konusunda öneride bulunmuş.

İşin kalanına gelince, uzun bir hikayeyi kısaca özetleyecek olursam: konseri verdik, hem de minimum hazırlıkla ve bence herkes, hem seyirci hem de guruptakiler, aramızda çok nadide bir elektrik olduğunu hissetti. Bu küçük, tatlı, gelişigüzel müzikal şey yaşanmaya devam etti ve her şeyin de yolunda gittiği görüldü. Konser çok eğlenceli geçti ve bittiğinde o şeyi, nasıl yapılması gerekiyorsa, tekrar yakalamak istedik. Böylelikle nisan ayında, bir albüm yapma niyetiyle Şikago’da bir stüdyo ayırttık birkaç günlüğüne.

4/30/2012

Fatih Yılmaz F-1 İncelemesi (Demo Video Eklenti)



Girizgah...

Ton müptelalarına selamlar olsun.

Zaman hızlı akıp gider ve bahar inceden kendisi hissettirirken gitar dolu günler yaşıyoruz. En azından benim için öyle. Her ne kadar İstanbul’daki Guthrie Govan ve Ritchie Kotzen furyasını kaçırmış olsam bile bu ay Gitarizm’in teması olan “şey” ve Anadolu Üniversitesi Caz Kulübü’nün düzenlediği 10.Amatör Caz Müzisyenleri Festivali dahilindeki konserler derken keyfim yerinde idi. Bu arada Caz Kulübü’nü böylesi bir festivali 10 yıl boyunca, sürekli artan bir kaliteyle gerçekleştirebildikleri için bile tebrik etmek lazım.

Bu ay Gitarizm’de çok sıkı bir gitar ağırlayacağız; F Yılmaz Guitars F-1. Türk el emeğinin zarif bir ürünü olan ve türdeşi batılı akrabalarından eksiği olması şöyle dursun, çok çeşitli artılarla donanmış bir gitar. Biraz sonra okuyacaksınız, Fatih Yılmaz onu, tasarımı gereği, bir Formula 1 aracına benzeterek F-1 dese bile, ben kendisine “Kızıl Baron” adını taktım; zira baronun uçağı gibi kıvrak ama zarif, zarif ama tehlikeli, tehlikeli ama çekici. Ayrıntılar az sonra :)

Teşekkür listemde bu ay kimler var? Elbette Fatih Yılmaz ve ekibi ilk sırada, böylesi bir güzelliğe hayat verdikleri için... Ayrıca Gitarizm’in dostları Ali Sungurlu ve Olay Andaç’a, Gürkan Ildaş’a, Salih Vezneli ve Ertuğrul Yılmaz’a, Ayşenur Ulupınar’a,  F-1’in fotoları için Ali Derinoğullu’ya, Ankara’nın büyük müzisyenleri Şinasi Celayiroğlu ve Koray Ergünay’a, Kevin ve Barbara Zimmerly’ye, Tuncer Tunceli’ye, David Bissoli’ye teşekkürlerimi sunuyorum.

Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!
  
Barış Ş.                                                                                                     19.02.2012


NOVA Custom Guitars F-1 İncelemesi



Türkiye’de elektrogitar yapımı ilginçliklerle dolu gerçekten. Görece olarak genç bir dal ve genç olmasının her türlü dezavantajlarını yaşayan, yaşatan da bir alan. Kendim de bir dönem ciddi ciddi uğraştığım, atölye sahibi olduğum, kısaca bu işin içinde yer aldığım için etrafta neler olduğunu, dünya genel ekseninde hangi konularda güçlü ve hangi noktalarda zayıf olduğumuz gibi hususlarda da fikir sahibiyim kendimce. Bu bağlamda ülkemizdeki elektrogitar yapımcılığı konusunda önemli sıkıntılar olduğunu söylemek yanlış olmaz gözlemime göre. İşini yeterince ciddiye almayan veya hafife alanlar, cila/boya işlerini, gitar tasarımının elektronik tarafını pek önemsemeyenler, marangozlukla elektrikli enstruman yapımcılığını karıştıranlar, hiç araştırmayanlar-okumayanlar-kendini geliştirmeyenler, günceli takip etmeyenler, inovasyonları küçümseyenler, başka bir lütiye meslektaşı için söyleyecek kötü bir sözü daima olanlar, bana göre, sektörün (varsa öyle bir sektör) görece daha büyük bir kesimini  oluşturmakta. Herkes mi böyle, çok şükür hayır; bu genellemeye girmeyen “kahramanlar” her ne kadar azınlıkta bile olsalar var ve takdire şayan bazı üstatlar gelecek için büyük umut veriyorlar. Bu insanların en önemlilerinden birisi, kesinlikle, Fatih YILMAZ. Önce yaptığı enstrumanlar, sonra tamir/restorasyon/bakım işlerindeki başarısı, sonrasında kendi butik manyetiklerini üretmesi filan derken bu genç alana güzel bir esinti ve yenilik getirdiği çok açık. Fatih'in teknik makalelerine de http://fgitaratolyesi.blogspot.com/ adresinden ulaşabilirsiniz ayrıca. Az sonra sizlere anlatmaya çalışacağım gitar da onun atölyesinden çıkan bir model; F-1.



Öncelikle katalog bilgilerini yazarak başlayalım;

Gövde Ağacı : Gabon Maunu
Sap/Gövde Birleşimi : Yapıştırma (Set Neck)
Sap Ağacı : Akaju Maunu (Acajou Mahogany)
Tuşe Ağacı : Doğu Hindistan Gülağacı
Skala : 25,5 inç
Sap Eğrilik Çapı : 16 inç
Üst Eşik Genişliği : 40,5mm
Sap Çeliği : 2 Yönlü
Perdeler : Dunlop #6230 (orta boy – Eski Martin’lerin perde ölçüsü)
Köprü : Wilkinson Wraparound Stoptail
Üst Eşik Türü : Graphtech
Burgular : Standart Kapalı Sistem Burgular ve Abanoz Kulaklar
Elektronik Sistem : 1 volüm, 1 ton potu – 500K
Sap Manyetiği : FLY Pickups Cady
Köprü Manyetiği : Seymour Duncan Alnico II Pro
Boya Türü : Poliüretan
Renk : Alacakaranlık Kırmızısı (Twilight Red)

Gitarın model adı “F-1”. Bu adın nereden geldiğini Fatih’e sorduğumda Formula 1 arabalarından bahsetti bana; “Bu arabaların  ön tarafı ince, rüzgarı kesmek için keskin ve zarif hatlı, arka tarafı ise bu yapıyı destekleyecek ve daha güçlü ilerlemesini sağlayacak yapıdadır. Bizim F-1’in de hikayesi budur!” diye ekledi. Haklılığına ise daha sonra şahitlik edecektim...

12/11/2011

Steve Morse Özel Röportajı II.Bölüm (2011)



STEVE MORSE ÖZEL RÖPORTAJI (II.BÖLÜM)

Bu röportaj Sound Dergisi Şubat 2011 Sayısı Gitarizm Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.





Eskiden Marshall Silver Jubilee, Peavey 5150 gibi bir çok amfi kullanıyorken artık ENGL ile anlaşman var; Steve Morse Signature 100 E-656 modeli artık piyasada. Bu amfinin ne gibi spesifik özellikleri var?

(Gülüyor)Teknik olarak pek bilmiyorum. Ancak amfim 3 kanallı ve çok farklı çıkışları ve kontrolleri var. Öncelikle ilk kanal temiz kanal ki soundu muhteşem. Boost switchi sayesinde sahnede eski Gibson amfileri gibi hafifçe distorte etmek mümkün olabiliyor. Ancak esas sevdiğim şey, temiz kanalı olabildiğince temiz tutmak. Steve Morse Band ile çalarken sesi girişte 5’e çekip akustiğimi doğrudan oraya girdiğimde çok tatlı ve temiz bir ton alabiliyorum. 2.kanala klasik ENGL kanalı diyorum. Her yola gelen bir kanal. Sesi 6’ya getirip, herhangi bir gitarı girdiğimde harika bir sound veriyor. 3.kanalda ise dolu dolu headroom ve bolca mid var. Normalde tek bir mid kontrolü yer alırken bu kanalda tam dört tane mid kontrolü var. Tiz-mid ve bas-midleri istediğimce arttırıp, azaltabiliyorum. Ayrıca her kanal için ayrı volüm ayarı da var ki bu da çok kullanışlı. İki ayrı FX Loop var. Çok teknik detay veremem ama gerçekten harika bir amfi.

12/06/2011

Gitarizm & Hacettepe Ünv. Elektrogitar Günleri

Herkese Merhabalar,


Hacettepe Ünv. Alternatif Müzik Topluluğu'nun "1.Elektrogitar Günleri" başlıklı etkinliği ile bir kez daha Ankaralı gitaristlerin ve gitara gönül vermiş insanların huzurunda olabilmenin gururunu ve zevkini yaşayacağım.  Ayrıntılar afişte mevcut ancak bir kez de burada yazalım;

Tarih: 17 Aralık 2011 Cumartesi
Saat:  13:00 Başlangıç
Mekan: Telwe Performance Hall

Telwe Performance Hall'da gerçekleşecek olan bu aktivitede 3 oturum olacak ve Mehmet Barlo, bendeniz ve Alen Emre Balkan (Özgür Çalı desteği ile) sözlü, icralı muhabbetlerde bulunacak. Akabinde ise Telwe'den aktivite sponsoru olan Retro Stüdyolarına geçeceğiz ve orada diğer olayımız başlayacak. I.Ulusal GitarPedal Toplaşması.

Burada tek taşla iki kuş vuracağız; öncelikle hem sizler, hem de bizler yanımızda bazı kıymetli "ekipmanlar" getireceğiz. Bunları sağlıklı bir şekilde deneyebilme için süper bir ortam olacak. Stüdyoda 2-4 kişi filan ekipman denerken, diğerlerimiz salon kısmında muhabbet edebileceğiz. Diğer bir avantaj ise ne muhabbetin bölünmesi gibi bir şey olacak, ne de alet edevat deneyecekler başlarında bekleyen 15-20 kişinin stresini yaşayacak.

Bu işin verimli olması ve tam anlamıyla başarıya ulaşması için ise desteğiniz şart. Aktivite cumartesi ve öğlen. Eğer fırsatınız var ise gitarınız ve/veya amfiniz orada olabilirseniz ne mutlu. 

Kendi adıma "bazı" özel gitarları getir(t)eceğim ve burada olmayan bazılarının da orada olmasını sağlayacağım bir aksilik olmazsa

Konuşma yapacağım konu : Elektrogitar Modifikasyonları 2.0
ü      Ton Kavramı ve bağlı olduğu Parametreler
ü      Modifikasyon Kavramı
ü      Strat, Les Paul ve Superstratlar için Modifikasyon Önerileri
ü      Elektrogitar Manyetikleri ve Yaygın Manyetik Türleri
ü      Sık Rastlanan Hatalar, Yanlış  Bilinenler...
ü      Soru-Cevap




Ayrıca; Söyleşi sonunda Alen Geere'den hediye yağmuru gelecek, haberiniz olsun. Çekilişe ve o güne özel fırsatlar için bizimle olmanız kafi ;)

11/30/2011

Steve Morse Özel Röportajı I.Bölüm (2011)


STEVE MORSE ÖZEL RÖPORTAJI (I.BÖLÜM)

Bu röportaj Sound Dergisi Şubat 2011 Sayısı Gitarizm Köşesinde yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.



Merhabalar Steve. Gitarizm Köşesine hoşgeldin. Öncelikle seninle tanışmak gerçek bir onur, bunu belirtmek isterim. Sana şunu sorarak başlamak istiyorum, şu an dünyanın hangi noktasındasın ve hangi duygular içindesin?

Merhabalar Barış. Şu an Fransa’dayım. Yedi haftalık bir turnenin sonuna geldik. Çok yorgunum aslında ama müzik yapabilmekten dolayı da çok mutluyum (Not: Steve Baba’nın sesi cidden çok yorgun geliyor). Gayet iyi bir ruh halindeyim, kendimi iyi hissediyorum ancak, bilirsin, bazen uzun turneler yorucu oluyor.

AngelFire isimli son projenden bahsederek başlayalım istersen. Promo elime daha yeni ulaştığı için derinlemesine yorum getirmeyeceğim ama diskografin için oldukça sıra dışı kalan bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda çok sevdiğimi de. Bu uzun süredir içinde olan bir şey miydi, yani AngelFire gibi bir proje yapmak, yoksa Sarah ile tanışmandan sonra mı aklıma geldi?

Solo akustik albüm yapmak benim için ilk değildi. “Split Decision” albümü de yarı akustik, yarı Steve Morse Band şeklinde bir albümdü. O dönem aslında tamamıyla akustik bir albüm yapmayı istiyordum ancak çeşitli nedenlerden dolayı plak firması hiç ilgilenmedi. Sarah ile tanıştığımda ise ne kadar harika şarkı söylediğine şahit oldum ve onun sesi için birşeyler yazmaya başladım.

Steve Morse ve Sarah Spencer

6/16/2011

Joe Satriani Biyografisi 2.Bölüm

Tarafımdan yazılmış olan bu yazı 2008 yılında YUXEXES Dergisinde yer alan Gitardaki Sarmaşık adlı köşede yayımlanmıştır. İzin alınmaksızın ve/veya "TAM" kaynak gösterilmeksizin alıntılanması, kopyalanması durumunda derginin yayımcı şirketi gerekli her türlü yasal yaptırımlara başvurmaya yetkilidir.



…Joe başarı kazanmıştır kazanmasına da bir dahaki albümde farklı bir şeyler denemek istemektedir. Her şeyden önce evvelki albümlerdeki üstüste binen gitarlardan bağımsız olarak daha canlı bir sound istemektedir. Daha rock bir sound peşindedir. Daha önceki albümlerin kadrosundaki müzisyenler ile stüdyoya girdiğinde rock çalmak amacında bile olsa soundun daha farklı mecralara aktığını gören Joe, istediği değişikleri gerçekleştrimek için iki önemli değişikliğe gider; İlki, yapımcısını değiştirmektir. Diğer albümlerin demişbaşı Cuniberti bu kez yardımcı yapımcı koltuğundadır. Bu görevdeki başrol ise efsanevi yapımcı olarak bilinen Andy Johns'undur. Bu değişiklik sounddaki değişimin temel nedenidir. İkinci büyük değişim ise kadroda yaşanır. Hamm ve Campitelli  ikilisinin yerini Matt ve Gregg Bisonette alır ki nispeten daha sert bir sound için daha uygun görülmüşlerdir. Daha önce David Lee Roth (Dolayısıyla Steve Vai ve Billy Sheehan ile de )çalışmış olan biraderler gerçekten iyi birer seçimdirler. Özellikle Gregg Bisonette şahsen çok sevdiğim bir müzisyendir. 


Gerekli kadro değişiklikleri ve hazırlıklar ile geçen birkaç yıldan sonra Temmuz 1992'de dönemin Satch mahsülü "The Extremist" raflarda yerini alır. Albüm diğer albümleri gibi kısa sürede altın plağa ulaşır. Albümden çıkan ilk single "Summer Song" beklenen etkinin gerçekleşmesinde büyük yarar sağlar. Albüm kısa sürede Billboard listelerinde 24. sıraya yerleşir ve Joe' ya bir  Grammy adaylığı daha yaşatır. İçerisinde kendi içinde deneysel bir tad barındıran ve sonradan gelecek "Joe Satriani" adlı albüme sinyal yakan "New Blues", Joe'nun yine eşi için yazdığı "Rubina's Blue Sky Happiness", albümün nispeten sert, yeni kadronun öncekilerden farkını hissettiren, rock oranı yüksek "The Exremist, War, Friends, Motorcycle Driver", meşhur Joe baladı "Crying" ve benzersiz melodisiyle "Why" gibi her biri eşsiz şarkılar bulunduran bir albüm hakkında söylenebilecek şeyler anlamlarını yitirebilir. "The Extremist"deki kişisel favorim "Tears in the Rain" adlı kısa akustik eserdir. Açın arama motorlarını yazın Tears in the Rain diye, bir sürü şarkıyla karşılaşırsınız. Çünkü çok klişe bir şarkı adıdır. Lakin içlerindeki en derin, en anlamlı olanı muhtemelen Joe' nunkidir. 1.18 sn içerisinde, nasıl olup da bu kadar çok şey anlatılabilir halen şaşarım. Ayrıca bu şarkı, bana göre, bir çok insanın acımasızca ve bilinçsizce itham ettikleri virtüöz albümleri için yapılan "ruhsuzluk - duygusuzluk" gibi aslen tamamıyla bireysel olan eleştirilere de verilmiş en güzel cevaptır.

5/31/2011

Bijen Rahimi Özel Röportajı


 Merhabalar Bijen. Gitardaki Sarmaşığa hoşgeldin. İlk önce seni biraz tanıyalım, bilmeyenlere tanıtalım. Müziğe ve gitara ilk olarak nasıl başladın, nasıl bir eğitim aldın?

Merhaba, öncelikle bu sayı da beni konuk aldığınız için çok teşekkür ediyorum. Aslında gitar çalmayı 10 sene önce ilk aklıma koyduğumda bunun gelecekte neredeyse bütün hayatımı kapsayacağını bilmiyordum. Zaman içerisinde az çok öğreniverdim gitar çalmayı. Müzik üzerine herhangi bir eğitim almadım ancak gün geçtikçe işin teorisini de kendi çapımda öğrenmeye çalıştım hala da çalışıyorum. Sonuçta müzik işi, “tamam oldum ben artık!” denilemeyecek kadar sonsuz...

Şu aralar Tuşe'ye ek olarak, Ogün Sanlısoy ile çalıyorsun. Ogün'le olan birlikteliğin nasıl başladı, bundan biraz bahseder misin?

Ogün abi ile tanışmamız 1,5 sene kadar öncesine dayanıyor. Metin abinin Şebnem Ferah ile de çalması ve çok yoğun olması sebebiyle, ekipte Metin Türkcan varken ritm gitarları alabilecek, yokken de solo gitarları çalabilecek birine ihtiyaç duyulmuş ve değişik çevrelerden de benim ismim kulaklarına fısıldanınca bana ulaşılmış, iyi ki de ulaşılmış! Gerçekten o kadar iyi bir ekipte yer alıyorum ki. O kadar çok şey öğrendim ki onlardan. Bu ülkede ki rock müziğe yön vermiş insanlarla aynı oluşum içerisinde müzik yapmak çok büyük bir onur.
   
Bir albüme sahip olmamana rağmen, hatta Ogün’le çalmaya başlamanın çok öncelerinden beridir, ciddi anlamda tanınıyorsun. İnternet sitelerinde ve Ankara’da sadık bir takipçi kitlen var. Bunu neye borçlusun, bu değirmenin suyu nereden geliyor ;)

5/25/2011

ENSTRUMANTAL ŞAHESERLER

YUXEXES Gitardaki Sarmaşık köşesinin, Kasım 2007 sayısında şöyle bir girizgah yapmışım;

“Bu sayıda bahsetmek istediğim konu, zaman içinde devamını da getirmeyi düşündüğüm bir tema oldu ve enstrümantal albümler hakkında…

Bu tür albümler çeşitli şekillerde ve tarzlarda karşımıza çıkabilir. Burada yer alanlar/alacaklar ise genel anlamda, salt gitar albümü sayılabilecek veya bireysel enstrumanizmin baskın olduğu albümlerden ziyade, genel müzisyenliğin ve grup müziğinin ağır bastığı örnekler olarak yer aldılar. Bu tür bazı albümler, istisnaları olsa bile, genelde ıskalanmış albümlerdir bana göre. Bir A grubunun dünyada B kadar takipçisi olabilir. Ancak bu A grubunun elemanları ile daha da ünlü C grubunun üyelerinden oluşan bir D proje grubunun takipçisi B ile kıyas götürmeyecek kadar az olur genelde. Bazen proje gruplarında ortaya çıkan müzik çok da muazzam sayılmayacak bir şey olabilse bile, kimi zaman da çok başarılı olabilme potansiyelini taşır. Taşır da o potansiyel, kinetiğe dönüşmez pek. İşte bu yazımda (çoğu, hepsi değil) ıskalanan enstrümantal albümler ve bazı önemli gruplara yer vermek istedim. Umarım bu yazı bir vesile olur da, bu müzikler, onları sevecek ve onlara değer verecek insanlara ulaşır. Ayrıca burada zikrettiğim albümler biraz abartılı bir başlık içindeler; “Enstrumantal Şaheserler”.  Ama dikkat çekici bir tema başlığı olduğu kesin…”

Devamı gelemedi aslında :) Ama yine mevzubahis yazı aşağıda, umuyorum ilginizi çeker…

ENSTRUMANTAL ŞAHESERLER

Alex Skolnick Trio - Goodbye to Romance : 2002 yılının en sürpriz albümlerinden birisi, şüphesiz bu albüm idi. Testament ile taş gibi thrash yapan, ardından Savatage ve Stu Hamm ile çalışmalar, turneler yapan bir gitarist birden ortadan yok olmuş, geriye solo çalışma babında bu albümle dönmüştü. Albüm dokuz tane rock klasiğinin cover versiyonlarından oluşuyordu. Elbette bu tür albümlerden dolu vardır diye düşünenler yanıldı zira Alex bu rock şarkılarını, caz triosu ile beraber, naif bir şekilde yorumlamıştı. Kiss’den “Detroit Rock City” notalarını ilk duyduğunuz andan itibaren ortada farklı bir yaklaşımın varlığını hissediyorsunuz. Who’dan “Pinball Wizard”, Scorpions’dan “Still Loving You”, Ozzy Osbourne’dan “Goodbye to Romance”, Kara Sabahattin’den “War Pigs” ve Aerosmith’den “Dream On” gibi eserler çok tatlı bir şekilde yorumlanmış halleriyle arzı endam ediyorlar bu albümde. Bu albümün bana göre en dikkat edilmesi gereken avantajı, rock dinleyen ancak caza bir türlü ısınamamış insanlara, caz müziğin kapılarını aralamak babında zarif bir girizgah olabilme potansiyelidir.  Iron Maiden fanlarına küçük bir not, Alex ikinci A.S.T. albümünde, doğaçlama bölümleri de içeren bir Trooper yorumuna yer verdi. Maiden’ı hiç caz olarak dinlemedim demeyin ;)

5/11/2011

İlk Kez Elektrogitar Alacaklara Rehber

                                                            İLK AŞK, İLK HEYECAN



Bir grubu severek başlar genelde… Önce dinleyicilikle başlar, sonra ise onları sadece görmekten daha fazlasının hayalini kurar insan… İlkin kendini, sevdiği gruptan birlerinin yerinde hayal eder, kalabalıklara hükmettiğini, pena darbeleri ile seyircileri çılgına çevirdiğini vesaire… İşte bu hayaller bazı insanları bir şekilde, bazı enstrümanlara (çalgılara diyelim, daha Türkçe olsun) götürür. Bunların içinden en çok varılan çalgıların başında ise gitar gelir sanıyorum. Gerek rock müziğinin simgesi haline gelmiş olması, gerek kendi başına bile güçlü bir imge olması, gerekse de nispeten ucuz ve çok iyi bir eşlik çalgısı olması gibi sebeplerle çok ciddi bir insan kitlesini, uzun yıllardır kendisine çekmektedir. Ancak bu konuda gerçekleştirmek istediği hayalleri olan herkesin yaşadığı bir an vardır;

Nasıl ve Hangi Gitarla Başlamalı ?

4/30/2011

Gitarizm Mayıs Ayında da Dopdolu

Herkese merhabalar,




Gitar fanatiklerinin yegâne mâbedi Gitarizm’e hoşgeldiniz.

Geçen sayıda bahsettiğim elektronik modifikasyonlara bu ay başlıyoruz. Artık manyetik değiştirmek için para dökmeye son :) Bu makalecik umuyorum ki daha önce manyetik değiştirmemiş, eline havya almamış bir çok kişiye çok faydalı olacak. 



Bu ay www.muzisyendukkani.com‘dan bir güzellik var sizlere. Aranızdan 4 şanslı okur Gibson’dan gitar askısı ve pena kazanacak. Kazanmak ise çok kolay,  http://guitarism-tr.blogspot.com/  blog adresim. Buraya kaydolmanız (yani bloğun takipçisi olmanız) ve kayıt işlemini tamamladığınızı nienturi(at)gmail.com adresimden bana bildirmeniz kâfi. Zira adaylar, blog üyelerimden seçilecek. Mayıs sonuna kadar da süre var.

Gelecek ay çok usta bir bas gitaristi konuk etmek ümidiyle…

Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!

Bu ay; Gibson imzalı güzel hediyeleri için www.muzisyendukkani.com’dan Levent’e, Bursa’nın yılmaz gitar savaşçıları Orkun Aydın, Deniz Kurtyılmaz, Günay Yetimarslan’a, Koray Ergünay’a, muhteşem müzik ziyafeti için Volkan Yırtıcı ve grubuna, Ayşenur Ulupınar’a, Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğuna ve Plüton Müzik’ten Olay Andaç’a teşekkür ediyorum.


Barış Ş.                                                                                                                                            13.04.2011                                         

4/04/2011

Seymour Duncan Özel Röportajı


Türkiye’den selamlar Bay Duncan, sizin gibi yaşayan bir efsane ile görüşebilmek gerçekten çok büyük bir zevk ve onur, öncelikle bunu söylemeliyim.

Röportaj için ben çok teşekkür ederim Barış. Umarım sorularını güzel yanıtlayabilirim.

Ona hiç şüphe yok. İnsanların çoğu sizi ilk olarak eski bir Fender Telecaster manyetiğini, bir pikap yardımıyla yeniden sararak bu işle başladığınızı ve daha sonraları ise efsanevi müzisyenler için harika manyetikler yaptığınızı biliyor. Sizi o kadar tanıyor. Peki bunun ötesinde nasıl bir adam var?

Pekala, manyetik yapmaya ve sarmaya 1960’ların ortalarına doğru Michigan, Kalamazoo’daki Gibson’dan Bay Les Paul’ün ve California’daki Fender firmasının yardımları ile başladım. Onlara sürekli olarak yazar, gitar modelleri ve manyetikleri hakkında tonla soru sorardım. Daha sonradan manyetiklerin nasıl yapıldıklarını görmek için epey manyetik söktüm ve üretim şekillerini gösteren çok sayıda çizim yaptım. 70 başlarında ise Fender’in Londra’daki bir merkezinde çalışmaya başladım. Bu süreçte Jeff Beck, Eric Clapton, Jimmy Page, David Gilmour, The Who, Robert Palmer, Supertramp, Golden Earring, Free, ve Thin Lizzy gibi grup ve gitaristler için çalıştım (Yazarın notu: Seymour’un verdiği listeye dikkat! Resmen Rock’n Roll Hall of Fame gibi :) )  Ayrıca S.Duncan Firması olarak da Slash, David Gilmour ve Eddie Van Halen gibi pek çok sanatçıya manyetikler yaptık ki bunların bazıları imzalı ürün oldu, kimi ise OEM model olarak çeşitli gitar firmaları için üretildi.



P.A.F. sınıfı manyetikler için son derece nadide, güçlü ve ayrıntıcı bir yaklaşıma sahipsiniz. Sizi P.A.F.lara bu kadar güçlü bir şekilde bağlayan şey nedir?

Ben Jeff Beck ve Eric Clapton gibi çok yenilikçi ve harikulade gitaristlerin zamanında büyüdüm. 60 ortalarında The Yardbirds, The Beatles ve Rolling Stones gibi grupların başlattığı “İngiliz İstilâsı” dönemindeki büyük blues gitaristleri beni çok cezp etmiştir. P.A.F. humbuckerlar takılı Les Paul’ler çalan Peter Green, Paul Kossof ve Jeff Beck gibi adamların soundları ise beni kendisine köle etmişti. Ayrıca Eric Clapton da, John Mayall’s Blues Breakers zamanlarında Les Paul (LP) kullanıyordu ve ben bu sanatçıların tonlarına çok büyük hayranlık besliyordum. Bu geleneksel P.A.F. tonunu kulağıma, bir ton standardı olarak aldım. Stratocaster ve Telecaster’ları bugün bile hâlâ çok seviyorum. Ancak LP sesleri için olay Seth E. Lover tarafından tasarlanan P.A.F. (Patent Applied For) humbucker manyetikleri idi. Yıllar boyunca Jeff Beck’in, Paul Kossof’un ve İngiliz “Chicken Shack” grubundan Stan Webb gibi bir çok ünlünün gitarlarını çaldım. Bu süreçte her birinin diğerinden biraz daha farklı olduğunu fark ettim ve manyetik araştırmalarına başlayıp birbirlerinden farklarını ortaya koyan çok detaylı notlar çıkardım.




Seri üretime sahip ürünlerinizi düşünürsek, medar-ı iftiharınız bunlardan hangisi olurdu?

Gurur kaynaklarım JB ve Jazz (sap) modellerimizdir. Bunlar 70 ortalarında, dostum Jeff Beck’in, George Martin (The Beatles) ile birlikte “Blow by Blow” albümünü kaydettikleri sırada tasarlandılar. Jeff’e “The Tele-Gib” dediğim ve iki adet yeniden sarımlı P.A.F. humbucker manyetik içeren bir telecaster yaptım. Manyetikler, harika bir blues gitaristi olan  Lonnie Mak’e, vaktiyle, ait olan eski bir Gibson Flying V’den çıkmaydı. Bu manyetikler eski bir dikiş makinesi kullanarak sardığım ilk “JB” ve “JM” manyetikleriydi.




Peki kendinizi bu işte ilk kez ne zaman başarılı hissettiniz ve “işte oldu, başardım!” dediniz?

Nisan Sayısında Gitarizm


GİTARİZM – Nisan 2011

Gitarizm’den tüm gitar severlere selâm olsun.

Gitarizm’in birinci yıl dönümünden hepinize sevgiler dileyerek başlamalıyım zira çeşitli makâleler, her biri Türkiye’de ilk kez olarak yapılmış özel röportajlar, çeşitli inceleme yazılarıyla dolu 12 sayıyı beraberce geride bıraktık. Şöyle bir düşününce nelerden, kimlerden bahsetmişiz diye, öyle isimler çarpıyor ki gözüme, inanın gurur duyuyorum; Seymour W. Duncan, Steve Morse, Fatih Yılmaz, Ian Anderson, Bill Nash, Yuriy Shiskov, Steve Blucher, Orhan Ümmetler röportajları mesela… Ayrıca daha önce Türkiye’de hiçbir şekilde basılı literatüre girmemiş olan elektrogitar manyetikleri üzerine, ki yazılı basında yer almış en kapsamlı manyetik yazısıdır hâlen, perde demirleri üzerine veya bu sayıdaki gibi modifikasyonları üzerine ele aldığımız gibi konular mesela… Bitmedi, özellikle ikinci periyotta vermeye başladığımız hediyeler de var; bu bir yıl içinde çeşitli sayıdaki okurumuz Alen Geere’dan pedallar, Necarman’dan humbucker setleri, Fatih Yılmaz’dan gitar bakımı, Kıvılcım Müzik’ten Seymour Duncan manyetik ve DiMarzio askı kazandılar. Bu sefer bir değişiklik yapıyor, teşekkür listemi başa alıyorum; geçen bir sene içinde desteklerini, varlıklarını sürekli olarak hissettiren tüm okurlara, yani şu an bu satırları okuyan size teşekkür ediyorum. İlk ve en önemlisi o. Röportaj yaptığım veya konu ettiğim tüm konuklara teşekkür ediyorum, her biri konularında saygın bir otorite olan bu insanlar kıymetli vakitlerini ayırmak suretiyle Gitarizm’in şekillenmesinde katkı sahibidir. Bana duydukları güvenden dolayı editörlerimiz Cem ve Aydilge’yi de anmamak olmaz, güveniniz için teşekkürler (you rock ;) ), Gitarizm’den okurlarımıza verebilmemiz için hediyeler sunan üç kıtanın hâkimi Alen Emre Balkan (Alen Geere Effects), Fatih Yılmaz (The Man Himself), Onur Kara (Necarman Manyetikleri) ve Faruk Kavi’ye de sonsuz teşekkürler. Yine köşemde yer alan temalardan birisi için, relic gitarlar için tanıştığımız, beni tanıdıktan sonra denemem ve tanıtmam için özel bir gitar hediye eden Bill Nash’e ve Nash Guitars’a da ne kadar teşekkür etsem az gelir. İyi ki varsınız ve inşallah bir yıl sonra daha da iyisine beraberce ulaşırız…

1.yıl hâdisesi bir yana bu ay itibâriyle yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Nasıl bir şey olacağından, kabaca geçtiğimiz sayıda bahsetmiştim. Fabrika çıkışlı olan gitarlar, genel itibâriyle “herkese göre” diye betimleyebileceğimiz bazı genel şartlara göre tasarlanır ve üretilirler. Bu genel özellikler gitarın üretildiği hedef icracı kitlesinin temel ihtiyaçları, istek ve eğilimleri baz alınarak belirlenir. Dolayısıyla son derece mantıklı bir stratejidir ve insanların çoğu için herhangi bir ilâve ihtiyaç hali söz konusu olmayabilir. Lâkin birçok gitarist için ise minör veya majör ölçekte performans, ton kalitesi, tonal biçem gibi hususlarda bazı iyileştirmeler yapma ihtiyacı söz konusu olmakta ve bu türden modifikasyonlar son yıllarda ülkemizde de büyük ivme kazanmış durumda. Ancak bu ivmeye güç veren çok ciddi orandaki müzisyen, naçizâne gözlemime göre, böyle modifikasyonlar konusunda oldukça “ilginç” hamlelerde bulunmakta. Rasyonel gerçeklere dayanan, mantıklı ve uygulaması olan modifikasyonlar görülse de, kimileri için modlar “kocakarı ilâcı” yapısından daha öteye geçememekte ve sadece kulaktan dolma üfürme bilgilere, süslü ve abartılı reklâm sloganlarına, olaya yeterince hâkim olmayan gitar tamircilerine, daha da vahimi 90 başlarında “Satriani, Kirk Hammet için en kötü öğrencimdi demiş” veya “Dave Lombardo ile Lars bir metal parayı duvarda bagetleriyle sektirme yarışmasına girmişler, Lars iki dakika tutabilmiş anca, Lombardo baba ise yarım saat tutmuş, daha da tutarmış ama Lars daha da rezil olsun istememiş” türündeki absürd öykülere hayat veren zihinlerden türeyen fantastik bilgilere(?) dayanmakta. Hâl bu iken istedim ki aktif olarak müzik yapanlara faydalı olabilecek, çoğu kolayca uygulanabilir, bazıları profesyonel bir elin deymesini gerektirecek bazı faydalı modifikasyonlardan bahsetmeye çalışacağım. Buna girizgâh olması bakımından seçtiğim konu At-Avrat-Strat (bu esprinin referansı çok sevdiğim ve ustam addettiğim sevgili Cemal Öztürk’tür, onu da belirtmeden geçemedim) felsefesinin bir yansıması olan stratların doğal tonlarının geliştirilmesi hakkında. Hem özellikle temiz tonlarda bir stüdyo standardı olması bakımından, hem Fender veya değil Strat sahibi olan insan sayısının azımsanamaz çokluğundan, hem de yıllar içinde elimden epey sayıda strat geçmesi sebebiyle artık, kendimce, iyi tanıdığıma da güvendiğimden stratları konu aldım kendime. Gelecek ay ise bir aksilik olmazsa size nasıl lehim yapacağınızı, nasıl manyetik değiştirebileceğinizi, bu işler için nasıl ve hangi teknik özelliklerdeki cihazlara sahip olmanız gerekeceğini fotoğraflarla anlatacağım. Gelecek ay bunu işleyelim ki sonrasında elektronik modlar ile alâkalı yazılar hazırladığımda, bunları kolaylıkla uygulayabilin, eğer bu işlerden anlamıyorsanız. İnanın 50 Kuruş – 1 TL gibi maliyeti olan minicik parçalar ile gitarınızın temiz tonlarını daha belirginleştirebilmeniz, 3 single manyetiğe sahip stratınızdan 5 değil çok daha fazla ses elde edebilmeniz veya bir eliniz gitarla temastayken diğer eliniz mikrofona deydiğinde çarpılma durumunu sıfırlamanız hiç de imkânsız değil. Sadece elektronik değil, bu ay olduğu gibi gitarın tonal ve işlevsel performansını arttıracak stratejilerden de bahsedeceğim. Yine de aklınıza gelen başlıklar varsa, lütfen yazın, onlara da yer verelim zaman içinde. Adresimi biliyorsunuz; nienturi(at)gmail.com ;) Ayrıca http://guitarism-tr.blogspot.com/  adresindeki bloguma da beklerim.

Gelecek ay büyük bir lütiye ve bahsettiğim lehimleme ile alâkalı makalenin yanı sıra dergimizin “Bas Gitar Günlükleri” adlı bölümünün usta kalemi Koray Ergünay ile birlikte elektrik gitar ve bas gitar kayıtları konusunda hazırladığımız bir proje ile de karşınızda olmak ümidiyle…




Barış ŞAHİN                                                                                                                                   15.03.2011                                        

Popüler Yayınlar