Mojo
meraklılarına merhabalar.
Gitarizm’i
düzenli takip edenler fark etmişlerdir; köşemin ana teması gitar, gitaristler
değil. Birkaç “minik” istisna söz konusu Steve Morse gibi, Yavuz Akyazıcı gibi.
2012’de de çok çok nadir olmak kaydıyla birkaç gitar üstadı daha konuk
edebilirim. Bu birkaç “minik” istisnanın ilki, 2007 yılında Türkiye’de ilk
olarak röportaj yaparak tanıtmaya vasıl olduğum Guthrie GOVAN. Tonu,
ekipmanları, çalımındaki ustalığı, espri anlayışı ve güzel müzikleri ile
ülkemizde pek çok hayrana sahip bir usta. Her ne kadar kendisiyle yaptığımız
röportajdan birkaç gün sonra, İtalya’da çeşitli ekipmanları çalınmış, belki de
ona uğursuz gelmiş bile olsa umuyorum sizler için de keyifli bir okumalık olur.
Hele 22 Mart 2012’de gerçekleşecek olan “The Aristocrats” konseri öncesinde
tadından yenmese gerek ;)
Teşekkür
listemde kimler var? Elbette Naci Kesener ve Erdem Çapar ilk sıralarda. Ali
Sungurlu (you rule), Ertuğrul Yılmaz (Hantug Custom Guitars), Ayşenur Ulupınar, Fatih Yılmaz, Andi Yu, Alper Tunalı (The
Sound Coordinator) & Ali Derinoğullu, Tuncer Tunceli, Olay
Andaç, Willian Tubarao ve İzmir’in usta gitaristi Eymen Özgürel’e
teşekkürlerimi sunuyorum.
Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!
Barış Ş.
Tekrar merhaba Guthrie. Bir kez daha seninleyiz ama Gitarizm için bir
ilk (Guthrie ile 2007'de yapmış olduğum röportajı okumak için buraya tıklayın). Nasılsın ve dünyanın neresindesin?
Merhaba Barış. Sanırım şu anki
durumumu “yorgun fakat mutlu” olarak tarif edebilirim. Bu sene turnede
geçirdiğim zaman, evde geçirdiklerimden çok daha fazlaydı. “Aristokratlar” ile
Reykjavik’ten Cape Town’a, L.A.’dan Tokyo’ya kadar pek çok yere gittik. Ayrıca
dünyanın çeşitli noktalarında yerel müzisyenlerle de çaldım. Şu an ise İtalya Milano
yakınlarındaki Legnano’dayım, ses kontrolüne hazırlanıyorum.
Bryan Beller ve Marco Minnemann ile son bombanız “the Aristocrats” ile
başlayalım. Bu süper gurup projesi hakkında biraz ayrıntı verebilir misin?
Bilirsin, çetedekiler ile bir araya gelme süreci, bir topluluk oluşum kararı,
şarkı yazma ve kayıt süreçleri vs.
Pekala. Hepsi Bryan Beller’ın
bana geçtiğimiz ocak ayında Marco Minnemann ile birlikte, tek seferlik bir
konser için e-posta atmasıyla başladı. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum, o
konser Bass Bash konseri idi – her sene NAMM fuarı döneminde Anaheim’da
düzenlenen bir aktivite. İşin aslı o konser için Greg Howe ile anlaşılmış ama
kısa bir süre öncesinde iptal etmiş Greg ve sanıyorum birileri Bryan’a facebook
üzerinden benim çok uygun olacağım konusunda öneride bulunmuş.
İşin kalanına gelince, uzun bir
hikayeyi kısaca özetleyecek olursam: konseri verdik, hem de minimum hazırlıkla
ve bence herkes, hem seyirci hem de guruptakiler, aramızda çok nadide bir
elektrik olduğunu hissetti. Bu küçük, tatlı, gelişigüzel müzikal şey yaşanmaya
devam etti ve her şeyin de yolunda gittiği görüldü. Konser çok eğlenceli geçti
ve bittiğinde o şeyi, nasıl yapılması gerekiyorsa, tekrar yakalamak istedik.
Böylelikle nisan ayında, bir albüm yapma niyetiyle Şikago’da bir stüdyo
ayırttık birkaç günlüğüne.


