sound dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sound dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12/12/2013

GİTARİZM – Aralık 2013

  

Çok uzun bir aradan sonra hepinize merhabalar.

Şöyle bir hesaplıyorum da neredeyse bir yıl zaman olmuş yaz(a)mayalı. Samimiyetime lütfen inanın, çok özledim. Ancak hayat gailesi denen şeyin çarkları içinde, üstüne üstlük 7/24 üretim yapan bir fabrikada çalışmak insan hayat düzeninde radikal değişimlere yol açabiliyor, çoğunuzun da malumudur. Ancak artık bu ayla beraber, belki bazı aksamalar olabilse bile, sizlerle yine bu köşede beraber olmaya devam edebileceğimizi umuyorum. Şu çok yoğun geçen bir yıl zarfında bana özellikle sosyal paylaşım sitelerinden ulaşan, yazdıklarımızı unutmayan, merak eden soran arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.

Bu ay sizlere çok ama çok sevdiğim bir manyetikten bahsediyorum. Seymour Duncan PATB-3 ve onun sap versiyonu olan PATB-1N. Ben bayıldım. Bakalım sizlere de uygun bir manyetik mi?


Bu arada geçtiğimiz haftalarda Ankara’da bir gitar söyleşisi için bir teklif aldım. Bu kez büyük bir mağaza zincirinden. Eğer bir aksilik olmazsa yeni yılda Ankara’ya bir kez daha söyleşi için gidebilme şansı söz konusu olacak.

Bu ayki teşekkür listemin başında Ertuğrul Yılmaz (Hantuğ Custom Gitarları) var. Bana süper bir Tele gövdesi yaptı ve önümüzdeki aylarda yazı haline de gelecek bu proje. Ayrıca başta Eymen Özgürel olmak üzere tüm Dore Müzik İzmir ekibine (sayelerinde muhteşem bir Gitarizm buluşması yaptık İzmir’de), Ibanez UV777PBK için Ali Özen’e ve Ali Özhan’a, Osman Çiğil’e, Mehmet Ersan’a, Seymour Duncan’dan Scott Olson’a (thnx for the awesome pickups, bro), Ankara’daki buluşma öncesindeki ortam, ilgi ve alakalarından dolayı başta Eyyüp Aydeniz, Tarkan Günay ve Celal Göktaş olmak üzere tüm Dore Müzik Ankara ekibine, yardımları ve yoldaşlığı için Bilgehan Özkan’a, işyerimdeki yardımları için Mustafa Daday’a, son olarak ise Ayşenur Ulupınar’a ve aileme teşekkürlerimi sunarım. Siz olmasanız bir şeyler eksik olurdu...

Gitarizm’e, ayrıca http://guitarism-tr.blogspot.com, http://www.facebook.com/gitarizmtr adreslerinden de ulaşabilirsiniz.

  

Barış Ş.                                                                                                                                15.11.2013                                         

10/08/2012

Sound Ekim 2012 sayısında Gitarizm


Epey bir aradan sonra hepinize merhaba.


Çeşitli teknik sorunlar sebebiyle uzun süredir yaz(a)mıyordum. Bu ay, o sorunları geride bırakamamış olsak da, en azından öteledik ve girizgâhımla sizlerleyim.

Sound Dergisi Gitarizm Köşesi olarak sonbahar/kış koleksiyonumuzun çok sıkı olduğunu duyurarak başlayayım öncelikle. Bomba inceleme yazıları zaten standart opsiyon, onlar aynen devam edecek. Onların haricinde epeydir “özel röportajlar” konusunda pasif kalmıştım, gelecek aydan itibaren o konuda da doyurucu ve detaylı, bolca bilgi içeren, güzel örnekleri de sizlerle olacak efendim. Şimdiden işlerinde usta bizden bazı lütiyelerle ve Amerika’dan çok önemli bir butik gitar yapımcısı ile röportajlar gerçekleştirdik. Dahası da yolda... Umuyorum sizlere de keyif verir, bilgilendirici olur.

Az sonraki satırlarda çok sevmiş olduğum bir Stratı sizlerle tanıştıracağım. Fender Road Worn Player Stratocaster. Sade, yıpranmış görünen ama ateşli bir Meksikalı. Faydalı olmasını umarım...


Bu geçtiğimiz birkaç ay içinde bana desteğini esirgemeyen Salih Vezneli (sayesinde harika bir Telem oldu), daimi dostum Ufuk Biçer, Tune-L Müzik’in şövalyeleri Ali Sungurlu ve Faruk Kavi, zor zamanların arkadaşı, ülküdaşım Fatih Yılmaz, Pluton Müzik’in cengâveri Olay Andaç, galiba gitar hocam olacak Sezen Kutlu, tüm Hantug CG ekibi, güzel muhabbetini esirgemeyen Erhan Suludere, Steve Kozak, Gitarpedal’daki tüm güzel dostlar, Tuğçe Nergis, TTS Pickups’dan Sean Davidson, her türlü nazımı çeken Sound çalışanları Cem, Aydilge ve Pınar, son olarak, ama en son olarak değil, Ayşenur Ulupınar’a ve aileme teşekkürlerimi sunarım. Siz olmasanız bir şeyler eksik olurdu.

Türk Gitar Alemine Bir Katkımız Olduysa Affola!

Gitarizm’e, ayrıca http://gitarizm-tr.blogspot.com, www.facebook.com/nienturi adreslerinden de ulaşabilirsiniz.





Barış Ş.                                                                                                                                16.09.2012      

9/12/2012

Sound Eylül 2012 sayısında Gitarizm

Herkese merhabalar,

Bu ay Sound Dergisi yine dopdolu. Sadece köşem var diye söylemiyorum. Mehmet Barlo'nun kapağa da yansıyan Vintage Gitarlar yazısı da oldukça dikkat çekici ve Xotic BB Andy Timmons incelemesi de cabası...


Gitarizm'e gelince... Bu ay teknik sorunlarımın devamı sebebiyle kısacık(?) bir inceleme kaleme alabildim. Grover Jackson'ın son alamet'i farikası GJ2 Arete 4 Star'ı sizlere tanıtmaktan gurur duyarım.

Arete 4 Star



7/06/2012

SOUND Temmuz sayısında Gitarizm


GİTARİZM – Temmuz 2012


Yazın sıcaklarına maruz kalan ton fetişistlerine merhabalar.

Geçtiğimiz ay harika bir ODTÜ tecrübesi yaşadık Fatih Yılmaz’la ve Devrim Gitarlarına hep beraber şahitlik ettik (Bu seminer hakkında daha fazla görsel için lütfen tıklayın). Türkiye’nin elektrikli enstruman üreticiliğinin parlak geleceği olarak nitelendirdiğim Nova Custom Gitarları ve Hantug Custom Gitarları ile tanıştık, gurur duyduk. Cidden göz yaşartıcı bir deneyimdi. Akşamında Fatih ve beni Hantug’un üretim tesislerini gezdirdiler ve cidden çok etkilendiğimi belirteyim. Onların üretimi Titania model gitarın derinlemesine detaylı incelemesi de ilk kez ve sadece SOUND Dergisi Gitarizm Köşesinde.


Ankara'dan Türkiye'nin gitar pazarına yepyeni bir soluk; Hantug Gitarları ve Titania


ODTÜ'de çok başarılı ve keyifli bir seminer verdik

Ayrıca EVH Wolfgang Special incelemesi de yine bu ay okuyabileceğiniz bir diğer inceleme.



Bu ay teşekkür listemin başrolünde Ertuğrul Yılmaz ve ekibi, Metin Dikkaş, Gökhan Göktaş, Onur Karayel, Yusuf Baş, Hakan Akkaya var. Türkiye’de böylesi bir Don Kişot’luğa cesurca giriştikleri için. Ayrıca Ankara’da beni yalnız bırakmadıkları için Fatih Yılmaz ve Volkan Özdemir’e, Türkiye’nin en iyi genç gitaristlerinden Şinasi Celayiroğlu’na, Türkiye’nin dahi müzik yazılımcısı Bülent Bıyıkoğlu’na, Hasan Tahsin Dağlı’ya, faaliyeti düzenleyen Batu başta olmak üzere tüm ODTÜ MT ekibine, Ankara Gitarpedal cengaverlerine (Çağdaş, Cihan, Çağrı), EVH’ı deneyebilmemdeki katkıları için Tune-L’den Ali Sungurlu ve Faruk Kavi’ye, GJ2 ve Carl Martingüzelliği için Pluton Müzik’ten Olay Andaç’a, Serkan Gülal ve Gürkan Ildaş’a, Gerard Melancon ve Seymour Duncan’dan Scott Olson’a teşekkürü bir borç bilirim.

Gitarizm’e, www.facebook.com/nienturi adreslerinden de ulaşabilirsiniz.

NOT: Seminerde kısa bir kesit ;) Devrim Gitarları hakkında konuşurken...  



Barış Ş.                                                                                                                                14.06.2012                                         

6/02/2012

Haziran Ayında Gitarizm ve 2.Yaş Kutlaması



“Ton yoluna canımız feda!” diyenlerin köşesi Gitarizm, tüm okurlarını selamlar.

Öncelikle geçtiğimiz aylardaki ağır tempom sebebiyle unuttuğum Gitarizm’in 2.yaş gününü kutlayarak başlamak istiyorum bu ay. Geçtiğimiz nisan ayında, gitar severlerin yuvası “Gitarizm” 2.yaşına basmış oldu. Şu geçen bir yıl içinde neler neler yazdık, paylaştık... Önce nasıl lehim yapılacağını ve manyetik değiştirileceğini öğrendik, daha sonra ilk modifikasyonumuz olan şok koruma modunu... Koray Ergünay’dan Mehmet Barlo’ya, Tim Mills’den Guthrie Govan ve Yavuz Akyazıcı’ya çok özel isimlerle röportajlar okuduk. Ayrıca Ibanez JS1000, James Tyler Studio Elite Burning Water 2K, Heritage H-535 gibi çok önemli gitarlar hakkında inceleme yazılarını da sunabilme fırsatım oldu. Tam yaş gününe denk gelen ayda ise Fatih Yılmaz’ın medar-ı iftiharı olan F-1 köşemi süsledi. Şu bir yıl içinde Bursa’da ve çeşitli kereler olmak üzere Ankara’da gitara gönül vermiş Gitarizm takipçileri ile buluştuk, seminerler verdik. Siz bu satırları okurken yine Ankara’da, bu kez ODTÜ’nün ev sahipliğinde bir söyleşinin haklı gurur ve keyfini yaşıyor olacağız. Sizinkini bilemem ama Gitarizm adına dolu bir yıldı. Eğer bu süre zarfında size bir şeyler katabildiysem, bir faydam dokunabildiyse, her zaman en sonda yer verdiğim ve vecizem haline getirdiği gibi, Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!”

Şu geçen bir yıl içindeki en iyileri seçtim kendimce; en iyi röportaj Guthrie Govan röportajı diyorum. Neden? Çok samimi ve bilgilendirici oldu. Ayrıca onunla iletişim her zaman çok eğlenceli oluyor. En iyi teknik makale olarak ise lehimleme ve manyetik değişimi makalesini seçiyorum zira bu basit yazı ile artık herkes evde, kendi basit elektronik veya manyetik değişim modlarını yapabilir hale geldi. En iyi gitar inceleme yazısı JamesTyler Studio Elite Burning Water 2K, cidden o yazıda gitara duyduğum tutkuyu iyi yansıtabilmişim ve en iyi gitar ise Fatih Yılmaz (Nova Custom Guitars) F-1. Ödülüm bir kupa dolusu çay, uğrayın size de ikram edeyim.

Şu bir yıl içinde Gitarizm dostu olarak ilan edeceğim şu insanlara teşekkürü borç bilirim; (sırasızdır) Orkun Aydın, Günay Yetimarslan, Koray Ergünay, Olay Andaç, Vedat Yetkin, Levent Atasever, Cemal Öztürk, Mehmet Barlo, Serkan Gülal, Eugene Odnoval, Demir Uyar, Naci Kesener, Serhan Yenilmez, Andi Yu, Fatih Küçüktezcan, Orkun Tahir Aran, Turan Oğuzhan, Erdem Çapar, Güven Erkin Erkal, Alper Tunalı, Tuncer Tunceli, Gürkan Ildaş, Şinasi Celayiroğlu, Evrim Taş, Erdem Birgül, Okan Bayülgen, tüm Gitarpedal.net üyeleri ve tüm Sound Dergisi emekçileri (Cem, Aydilge, Pınar vs.) ve tüm okurlarımız...

İçten destekleri, dostlukları için Fatih Yılmaz, Tune-L Müzik’ten Ali Sungurlu, Hantug Custom Guitars’dan Ertuğrul Yılmaz ve Salih Vezneli’ye teşekkürlerimi daha da bir vurguluyorum. Ekstra özel teşekkürler ise Ayşenur Ulupınar’a gidiyor.

İyi ki varsınız arkadaşlar. Varlığınız ve desteğiniz, eksiklik ve sorunlara karşı daha iyisini yapabilmek, daha faydalı icraatlar ortaya koymak adına güç veriyor.

Bu ay Sound Dergisi Gitarizm Köşesinde;

Salih Vezneli yapımı şu güzel Tele;

Charvel'in ürettiği ve "erişilebilir" seviyedeki harika bir gitar olan Desolation DS-2ST;

ve Rectify Master'ın gitaristlerin ve gitar atölyelerine büyük bir kolaylık olarak sunduğu tesviye ürünleri;


İncelemelerini okuyabilirsiniz.

Gitarizm’e, ayrıca;
www.facebook.com/nienturi adreslerinden de ulaşabilirsiniz. 

Barış Ş.                                                                                                                                19.04.2012

4/30/2012

Fatih Yılmaz F-1 İncelemesi (Demo Video Eklenti)



Girizgah...

Ton müptelalarına selamlar olsun.

Zaman hızlı akıp gider ve bahar inceden kendisi hissettirirken gitar dolu günler yaşıyoruz. En azından benim için öyle. Her ne kadar İstanbul’daki Guthrie Govan ve Ritchie Kotzen furyasını kaçırmış olsam bile bu ay Gitarizm’in teması olan “şey” ve Anadolu Üniversitesi Caz Kulübü’nün düzenlediği 10.Amatör Caz Müzisyenleri Festivali dahilindeki konserler derken keyfim yerinde idi. Bu arada Caz Kulübü’nü böylesi bir festivali 10 yıl boyunca, sürekli artan bir kaliteyle gerçekleştirebildikleri için bile tebrik etmek lazım.

Bu ay Gitarizm’de çok sıkı bir gitar ağırlayacağız; F Yılmaz Guitars F-1. Türk el emeğinin zarif bir ürünü olan ve türdeşi batılı akrabalarından eksiği olması şöyle dursun, çok çeşitli artılarla donanmış bir gitar. Biraz sonra okuyacaksınız, Fatih Yılmaz onu, tasarımı gereği, bir Formula 1 aracına benzeterek F-1 dese bile, ben kendisine “Kızıl Baron” adını taktım; zira baronun uçağı gibi kıvrak ama zarif, zarif ama tehlikeli, tehlikeli ama çekici. Ayrıntılar az sonra :)

Teşekkür listemde bu ay kimler var? Elbette Fatih Yılmaz ve ekibi ilk sırada, böylesi bir güzelliğe hayat verdikleri için... Ayrıca Gitarizm’in dostları Ali Sungurlu ve Olay Andaç’a, Gürkan Ildaş’a, Salih Vezneli ve Ertuğrul Yılmaz’a, Ayşenur Ulupınar’a,  F-1’in fotoları için Ali Derinoğullu’ya, Ankara’nın büyük müzisyenleri Şinasi Celayiroğlu ve Koray Ergünay’a, Kevin ve Barbara Zimmerly’ye, Tuncer Tunceli’ye, David Bissoli’ye teşekkürlerimi sunuyorum.

Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!
  
Barış Ş.                                                                                                     19.02.2012


NOVA Custom Guitars F-1 İncelemesi



Türkiye’de elektrogitar yapımı ilginçliklerle dolu gerçekten. Görece olarak genç bir dal ve genç olmasının her türlü dezavantajlarını yaşayan, yaşatan da bir alan. Kendim de bir dönem ciddi ciddi uğraştığım, atölye sahibi olduğum, kısaca bu işin içinde yer aldığım için etrafta neler olduğunu, dünya genel ekseninde hangi konularda güçlü ve hangi noktalarda zayıf olduğumuz gibi hususlarda da fikir sahibiyim kendimce. Bu bağlamda ülkemizdeki elektrogitar yapımcılığı konusunda önemli sıkıntılar olduğunu söylemek yanlış olmaz gözlemime göre. İşini yeterince ciddiye almayan veya hafife alanlar, cila/boya işlerini, gitar tasarımının elektronik tarafını pek önemsemeyenler, marangozlukla elektrikli enstruman yapımcılığını karıştıranlar, hiç araştırmayanlar-okumayanlar-kendini geliştirmeyenler, günceli takip etmeyenler, inovasyonları küçümseyenler, başka bir lütiye meslektaşı için söyleyecek kötü bir sözü daima olanlar, bana göre, sektörün (varsa öyle bir sektör) görece daha büyük bir kesimini  oluşturmakta. Herkes mi böyle, çok şükür hayır; bu genellemeye girmeyen “kahramanlar” her ne kadar azınlıkta bile olsalar var ve takdire şayan bazı üstatlar gelecek için büyük umut veriyorlar. Bu insanların en önemlilerinden birisi, kesinlikle, Fatih YILMAZ. Önce yaptığı enstrumanlar, sonra tamir/restorasyon/bakım işlerindeki başarısı, sonrasında kendi butik manyetiklerini üretmesi filan derken bu genç alana güzel bir esinti ve yenilik getirdiği çok açık. Fatih'in teknik makalelerine de http://fgitaratolyesi.blogspot.com/ adresinden ulaşabilirsiniz ayrıca. Az sonra sizlere anlatmaya çalışacağım gitar da onun atölyesinden çıkan bir model; F-1.



Öncelikle katalog bilgilerini yazarak başlayalım;

Gövde Ağacı : Gabon Maunu
Sap/Gövde Birleşimi : Yapıştırma (Set Neck)
Sap Ağacı : Akaju Maunu (Acajou Mahogany)
Tuşe Ağacı : Doğu Hindistan Gülağacı
Skala : 25,5 inç
Sap Eğrilik Çapı : 16 inç
Üst Eşik Genişliği : 40,5mm
Sap Çeliği : 2 Yönlü
Perdeler : Dunlop #6230 (orta boy – Eski Martin’lerin perde ölçüsü)
Köprü : Wilkinson Wraparound Stoptail
Üst Eşik Türü : Graphtech
Burgular : Standart Kapalı Sistem Burgular ve Abanoz Kulaklar
Elektronik Sistem : 1 volüm, 1 ton potu – 500K
Sap Manyetiği : FLY Pickups Cady
Köprü Manyetiği : Seymour Duncan Alnico II Pro
Boya Türü : Poliüretan
Renk : Alacakaranlık Kırmızısı (Twilight Red)

Gitarın model adı “F-1”. Bu adın nereden geldiğini Fatih’e sorduğumda Formula 1 arabalarından bahsetti bana; “Bu arabaların  ön tarafı ince, rüzgarı kesmek için keskin ve zarif hatlı, arka tarafı ise bu yapıyı destekleyecek ve daha güçlü ilerlemesini sağlayacak yapıdadır. Bizim F-1’in de hikayesi budur!” diye ekledi. Haklılığına ise daha sonra şahitlik edecektim...

11/20/2011

Michael Spalt Özel Röportajı


Bill Bartolini ve Mike Spalt

Herkese müzik dolu bir yeni yıl dilekleriyle Merhaba! Bas gitar günlüklerinde 2011 yılının ilk olarak sıradışı bir lütiye olan Michael Spalt konuğumuz olacak. Kendisi hem geleneksel yapım tekniklerini güzel sanatlar konusundaki tecrübesi ile birleştiren, hem de sıradışı malzeme ve dizaynlara imza atan özel bir isim. Yalnız buradaki kendisini sadece bas gitar üzerine yoğunlaştığını düşünmeyin. Ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz hibrid konseptine ek olarak, özel reçine ile kaplanarak dekoratif malzeme ve öğeler de içeren Totem gitarları da, övgüyle anılan enstrümanlar arasında. Özellikle “custom” gitarlarla ilgilenenlerinin Spalt web sitesi ve video bağlantılarını incelemesini hararetle tavsiye ederim. İşte Michael ile yaptığımız görüşmeden sizler için derlediğim notlar.

Koray: Michael, Sound dergisi Bas Gitar Günlükleri’ne hoşgeldin. Önce gitar ve bas yapmaya nasıl başladın ve Spalt Instruments’ı kurdun, anlatır mısın?

Michael: Merhaba. Gençlik yıllarıma dayanan bir gitar merakım vardı. Ama daha o zamanlarda gitarların farklı tınılarının, çalmaktan daha çok dikkatimi çektiğini söyleyebilirim. Daha sonra gitar yapımına, senaryo yazmaktan arda kalan zamanlarımda ellerim boş kalmasın diye, hobi olarak yeniden döndüm. Ama birkaç yıl içerisinde asıl ilgim bu yöne kaydı ve bu işten  yazmaktan daha çok hoşlandığımı fark ettim. Şimdi de hayatımı gitar ve bas yapımından kazanıyorum. Tabii tüm zamanımı bu işe adamak ve yapımı “iş” haline dönüştürmek biraz zaman aldı.

10/09/2011

Fender Masterbuilder Yuriy Shiskov Özel Röportajı (2010)


FENDER’DEKİ RUS RÜZGARI:Yuriy Shishkov



Merhabalar Sayın Shishkov. Sizinle böyle bir röportaj için bir araya gelmek büyük bir onur. Şu an Gitarizm Köşesindeyiz. Öncelikle, hakkınızdaki bazı genel sorularımla başlamak istiyorum. Bize biraz kendinizden ve gitara, gitar yapımına ve Fender ile olan bağınızın başlangıcından bahsedebilir misiniz?

Her şey Sovyetler Birliğinde başladı. Yaklaşık 12 yaşımda filan gitar çalmaya başladım ve çok uzun yıllar cidden çok zayıf yapıma sahip Sovyet çalgıları ile çaldım. Bunlar hem yapısal olarak, hem de estetik açıdan kötü gitarlardı ve tüm müzisyenler aynı derdin ızdırabını çekiyordu, elbette çok çok paranız olup da "gerçek" batı veya Japon yapımı bir çalgı satın almadıkça durum böyleydi. Benim için böyle bir seçenek yoktu ve 1986 yılında ilk elektrik gitarımı yapmaya karar verdim.

Elektrikli el cihazlarının, gerçek malzemelerin ve parçaların hiçbiri olmaksızın, o dönem pek popüler olan elektrik gitarlardan esinlenerek yaptım bu ilk gitarımı. Bu tam bir başarıydı. Arkadaşlarım gitarımı ilk gördükleri anda hem onlardan hem de diğer birçok müzisyenden "siparişler" almaya başladım. Binamızın çatı katında çok ufak bir atölye kurdum ve gerçekten "underground" olarak bu işi yapmaya başladım. Her şey ama her şey elle, elektrikli cihazların yokluğunda yapılıyordu, gövdeler, saplar, gitar donanımları, manyetikler ve diğer parçalar...

Bu iş 1990'a kadar böylelikle sürdü ve o ara Amerika'ya taşındım. Amerika'ya taşındıktan çok kısa bir süre sonra Illinois'deki Washburn Gitarları'nda iş buldum. On yıl kadar bir süre sanatçılar, büyük fuarlar, prototip gitarlar ve bazı restorasyonlar yaptım.

O dönem, Fender'in efsanesi ve tüm türler arasındaki büyük popüleritesi hakkındaki bilgim biraz sınırlıydı. Fender gitarları hakkındaki "ufkum" ve bilgim 2000 yılında, Fender özel üretim atölyesinin (Custom Shop) yeni gitar yapım ustaları aradığını duyunca çok ciddi oranda arttı. Mike Eldred ile temasa geçtim ve beni Corona'ya davet edip bana Fender'in gerçekte ne olduğunu gösterdi. Fabrikadaki üretim sahasını, özel üretim atölyesini gezdik beraber ve akabinde izlenimim çok muazzamdı. Hayat değiştiren bir deneyimdi, özellikle de Mike bana usta yapımcılık (Master Builder) işi teklif ettiği anda...

6/07/2011

Uludağ Ünv. Müzik Topluluğu ile Röportaj


Tarafımdan yapılmış olan bu röportaj, Aralık 2010 Sound Dergisinde yayımlanmıştır... İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması yasal değildir.
guitarism-tr.blogspot.com

“...Diğer konuğum ise Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğu. Bir grup müzik sever tarafından 2001 yılında kurulan bir kulüp diye özetleyebilirim. Bu süreçte o kadar sağlam işlere imza atmışlar ki bir çok üniversitedeki öğrenci organizasyonlarının onlardan öğrenebileceği çok şey var. Her sene çok sayıda dinleti, panel, seminer, konser, DVD gösterimi gibi faaliyetlerin yanı sıra kendilerine özel bir festivale ev sahipliği yapıyorlar, hemen sonrasında da bahar şenlikleri organizasyonunda da görev alıyorlar. Röportaj, topluluğun başkanı Yavuz Can Akçakır ile yapıldı...”


Merhabalar. Öncelikle Sound Dergisine hoşgeldiniz. Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğu olarak kimsiniz, nasıl bir topluluksunuz, ne iş yaparsınız kısa bir özet alarak başlayalım.

Merhabalar, hoş bulduk. Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğu 2001 yılında kuruldu ve 10 yıl içinde Uludağ Üniversitesi’nin en fazla üye sayısına sahip topluluğu haline geldik. Aynı zamanda Bursa’nın önemli müzik otoritelerinden birisiyiz (belki de en önemlisiyiz).

Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğu olarak yıl içerisinde topluluk üyesi arkadaşlarımıza salon etkinliklerimiz kapsamında ücretsiz enstrüman kursları veriyoruz. Derslerimiz batı klasik gitar, elektro gitar, keman, bağlama, yan flüt, piyano ve perküsyon üzerine. Bunun yanı sıra ünlü müzikaller, konserler, belgeseller ve biyografilerden oluşan DVD Gösterimleri düzenliyoruz. Ünlü müzisyen, organizatör, ses teknisyenleri ve müzik eleştirmenleriyle panel-söyleşiler düzenliyoruz. Belirli seviyedeki müzisyenlere ve kendilerini geliştirmek isteyen amatör müzisyenlere, alanında başarılı olmuş, tanınan enstrümanistlerleri davet ederek atölye çalışmaları düzenliyoruz. Salon etkinliklerimizin yanı sıra her yıl Nisan ayının son haftasında gerçekleştirdiğimiz ve bu sene de 25-29 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceğimiz 6.Ulusal Müzik Festivalimiz ve konser komitesi ana sorumluluğunu yürüttüğümüz bahar şenliklerimiz yıl içerisindeki etkinliklerimizi oluşturuyor.



Bursa’da müzik adına yaptıklarınıza gözlerimle tanık olmuş birisi olarak çok faydalı işler yaptığınız söylemeliyim. Peki bu işlerdeki hedefiniz, gayeniz nedir, kısa ve uzun vadede ulaşmak istediğiniz noktalar nerelerdir?

Düzenlediğimiz organizasyonlarımız öncelikle üniversite öğrencilerine hatta ve hatta topluluğumuz üyesi arkadaşlarımıza yönelik. Fakat gelin görün ki Bursa müzik camiası inanılmaz bir durgunlukta birkaç yıldır. Biz de bu eksikliğin farkında olduğumuz için tüm Bursalı müzikseverlere yönelik çalışmalar düzenleyerek çalışmalarımızı daha da ileri seviyelere taşımış bulunuyoruz. Amaçlarımızın başında ve uzun vadeli planlarımız da tüm Bursalı müzikseverlere hitap etmek.

Müzik anlamında çok çeşitli faaliyetleriniz var. Hem atölye, klinik ve seminerler düzenliyorsunuz, hem konserler ve dinletiler, hem de standart üniversite şenliğinden bağımsız olarak festivaller organize edebiliyorsunuz? Üniversitenin size duyduğu güven gerçekten büyük olmalı? Bütçe konularında sıkıntı yaşıyor musunuz?

Evet, gerçekten başta Öğrenci Etkinlikleri Komisyonu Başkanımız Prof. Dr. Şahin Sırmalı’ya ayrıca teşekkür etmek istiyorum (Not:Gerçekten de üniversite yönetimlerinin desteklerin ne kadar önemli olduğunu düşündüğümüzde, teşekkürü gerçekten hak ediyor demektir). Üniversitemizdeki tüm topluluklara en büyük desteği veren hocalarımızın başında geliyor. Bütçe konusunda okulumuz tarafından sıkıntı yaşadığımız söylenemez. Talep ettiğimiz herşey uygun koşullarda karşılanıyor. Fakat sponsorluk konusunda okul yönetimimizle sorunlar yaşıyoruz. Bu da doğal olarak bütçemizi doğrudan etkiliyor.



Temel olarak üniversitenizden gelecek için beklentileriniz nelerdir?

Yönetimimizin bize verdiği desteği ve güveni esirgememesi...

Şu ana dek hem müzik sektörünün mutfağından, hem de işin icracılarından pek çok konuğu ağırladınız. Bunun Bursa’nın aktif müzik yaşantısına, camiasına yansıması ne durumda? Bunun bir şekilde geri dönüşünü görebiliyor musunuz?

Umarım faydamız oluyordur. Biraz önce de bahsettiğim gibi Bursa’da müzik sektöründe inanılmaz bir boşluk var ve bu boşluğu sadece bizim doldurmaya çalışmamız da bizi üzüyor. Şehirde müzik mutfağından birşeyler görmek isteyen çok fazla müzisyen var. Bir barda ünlü birinin konserini izlemek müzik açığını kapatmıyor. Atölye, panel ve seminer gibi çalışmalarımızla bu eksikliği doldurmaya çalışıyoruz. Yaptığımız işlerin faydasını da etkinliklerimizin sonunda gerek üniversitedeki öğrencilerden gerekse de Bursalı müzikseverlerden aldığımız olumlu tepkilerle anlıyoruz.

Şu anki kadrolarla yaptıklarınız ortada. Peki ya gelecekte oluşacak kadroların tembel çıkıp, bu yaptıklarınızın unutulması korkusu taşıyor musunuz? Şu ana dek yaptıklarınız belli bir kurumsallaşmayı sağlayabildi mi sizce?

Kesinlikle. Sonuçta ben ve yönetim kurulundaki arkadaşlarım da bu tarz çalışma prensibine sahip yönetimlerin yanında piştiğimiz için bu derece başarılı olduk. Bizden sonra gelecek arkadaşlarımız da şu anda eğitim sürecinden geçiyorlar ve aynı prensiplerle yola devam edeceklerinden şüphem yok.



Türkiye Üniversiteleri’nin çok büyük bir kısmında müzik kulüpleri, rock kulüpleri gibi öğrenci tabanlı oluşumlar yer almasına rağmen, sizin ayarınızda iş ortaya koyan gerçekten az örnek var. Sizin bu “ortaya iş koyabilen/işleyen” yapınızın sırrı nedir, bu işlerle aktif bir şekilde yer almak isteyenler için nasıl yol gösterebilirsiniz?

Öncelikle teşekkür ederim. Türkiye üniversitelerinde müzik topluluğu kavramı artık bölünmeye başladı. Rock toplulukları, caz toplulukları gibi sadece bir tarza yönelen topluluklar fazla sayıda. Bu da sadece o tarz müziği seven insanların katılımını ve bölünmeyi getiriyor. Bizim önemli amaçlarımızdan bir tanesi de bu bölünmeyi engellemek. Klasik, caz, blues, rock, metal, rap, etnik vb. gibi tüm tarzlara etkinliklerimizde yer veriyoruz.



Bu sene için kesinleşen projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Yeni ve kesinleşen projelerimizden ilki Mart ayının ilk haftasında Amatör Caz Festivali. Uludağ Üniversitesi Oditoryum’unda gerçekleşecek olan etkinliğimiz tek günlük bir etkinlik olacak ve tüm üniversiteli ve Bursalı caz severleri memnun edecek bir etkinlik olacağını umuyorum.
Çalışmalarımız devam etmekte. Bunu yanı sıra yeni projelerimizden 2.’si ise üniversiteli arkadaşlarımızla klasik müziği buluşturmak için Devlet Senfoni Genel Müdürlüğü ile ortak bir çalışma içerisindeyiz. Mart ayından itibaren Uludağ Üniversitesi Oditoryum’unda 2 hafta aralıklarla Senfoni Konserleri düzenlemeyi amaçlıyoruz. Bu projemizin çalışmaları da devam etmekte.

En önemli etkinliğimiz olan 6. Müzik Festivalimiz 25-29 Nisan tarihlerine, Uludağ Üniversitesi Anfi Tiyatrosunda gerçekleştirilecek. Bu yıl topluluğumuzun 10. senesi olduğu için festivalimiz ayrı bir önem kazanıyor. Tüm ekip olarak bunun bilincindeyiz ve çalışmalarımızı da bu bilinçle devam ettiriyoruz. Gerçekten ses getirecek bir festival olacağını da buradan belirtmek istiyorum.



Benim sorularım bu kadar. Sound Dergisi okurlarına, Bursa’daki dostlarınıza (veya belki potansiyel sponsorlarınıza) iletmek istediğiniz mesajlarınız var mı?

Öncelikle Sound Dergisi’ne çok teşekkür ederiz. Tüm müzik severlere Bursa’da hala müzik adına birşeyler yapmaya çalışan birilerinin olduğunu belirtmek istiyorum. Etkinliklerimize destek vermelerini ve katılımlarını bekliyorum.


5/04/2011

Fatih Yılmaz Özel Röportajı



Merhabalar Fatih. Sound Dergisi "Gitarizm" Köşesine hoşgeldin. Öncelikle seni Türkiye'den çıkıp pazarda yerini kazanmaya çalışan ilk  elektrik gitar manyetiklerini ürettiğin için kutlayayım.

Sağ ol üstad teşekkür ederim. Başka çalışmalarımız ve projelerimiz de var, ümit ediyorum onlar da başarılı bir şekilde ülkemizdeki gitaristlerin hizmetine sunulacak.

Bu manyetik yapımı sürecin hakkında konuşarak başlayalım; bu merakın nasıl başladı, nasıl ilerledi, gelişti ve bugüne ulaştı?

Tünelde tanıştığım bir lüthiye arkadaşım Sadettin AKAY bana manyetik yapımı ile alakalı bir fikri olduğundan bahsetmişti ve yıllar önce yaptığı Stratocaster köprü manyetiğini denetmişti. Bu bahsettiğim ya 95 yada 96 yılındaydı. Neyse gel zaman git zaman enstruman yapımı hayatımda şekillenmeye, yerini bulmaya daha doğrusu hayatımı şekillendirmeye başladı. Genel olarak yapımcılar sadece ağaç ve tasarım ile haşır neşir olur, ama sadece işin tüm detaylarına hakim olmak sizi ve mesleği ileri taşır. İşin korkutucu tarafı şu; gözle görülmeyen sonuçlara sahip bir iş yapmanız ve yaptığınız en minik nüansın, hizmet edeceği insanın hayatındaki etkileridir. Günümüzde fark edemediğimiz detaylar silsilesi şöyle başlıyor; seri üretim sazlarına o kadar alışmışız ki tek tip üretim modeli ile karşımıza çıkan şeyleri kabul ediyoruz. Bunun yerine üretim prosesinin tamamen bütüne hakim bir elden çıktığı aletlere sahip olduğumuzda kendimizi daha iyi hissediyoruz. Başlangıç noktası bu saydıklarımdır, aslında bir nevi isyandır :) hoşumuza gitmeyene dur diyebilmektir.

Bugüne ulaşması ise yaptığım enstrumanlara kendi manyetiklerimi takmam istememle sonuçlandı. yaptığınız Enstrumanı spektrum analiz ile ölçer, üzerine ne takıldığında iyi sonuç verir bunu ölçmek kolaydır ama detay artık iyi değil enstrumanı daha iyiye ulaştırıp yada sahibinin istediği özelliklere ulaştırıp- daha iyi performansla icracının güvende olmasını sağlamaktır. Bunu başardığımız anda sadece kendi yaptığımız değil hazır enstrumanların üzerinde de etki sahibi oluruz. Cümleler uzun idare edin :)

İş tamamen yapımcının elinden çıkmalıdır, el yapımı bir enstruman nerdeyse; form-konstruksüyon-gelenek üçgeninin üzerinde ilerliyor, bunun üzerine “inovasyon-inspirasyon-entonasyon” üçgenini yerleştirebilmeli ki o zaman ortaya "yeni ve olumlu" bir şey çıkabilsin. İşte atölyemde oluşturduğum yol ve yöntem budur kısaca.

Manyetik tasarım ve sarım süreçlerinde herhangi bir yardım aldın mı?

4/30/2011

Gitarizm Mayıs Ayında da Dopdolu

Herkese merhabalar,




Gitar fanatiklerinin yegâne mâbedi Gitarizm’e hoşgeldiniz.

Geçen sayıda bahsettiğim elektronik modifikasyonlara bu ay başlıyoruz. Artık manyetik değiştirmek için para dökmeye son :) Bu makalecik umuyorum ki daha önce manyetik değiştirmemiş, eline havya almamış bir çok kişiye çok faydalı olacak. 



Bu ay www.muzisyendukkani.com‘dan bir güzellik var sizlere. Aranızdan 4 şanslı okur Gibson’dan gitar askısı ve pena kazanacak. Kazanmak ise çok kolay,  http://guitarism-tr.blogspot.com/  blog adresim. Buraya kaydolmanız (yani bloğun takipçisi olmanız) ve kayıt işlemini tamamladığınızı nienturi(at)gmail.com adresimden bana bildirmeniz kâfi. Zira adaylar, blog üyelerimden seçilecek. Mayıs sonuna kadar da süre var.

Gelecek ay çok usta bir bas gitaristi konuk etmek ümidiyle…

Türk gitar alemine bir katkımız olduysa affola!

Bu ay; Gibson imzalı güzel hediyeleri için www.muzisyendukkani.com’dan Levent’e, Bursa’nın yılmaz gitar savaşçıları Orkun Aydın, Deniz Kurtyılmaz, Günay Yetimarslan’a, Koray Ergünay’a, muhteşem müzik ziyafeti için Volkan Yırtıcı ve grubuna, Ayşenur Ulupınar’a, Uludağ Üniversitesi Müzik Topluluğuna ve Plüton Müzik’ten Olay Andaç’a teşekkür ediyorum.


Barış Ş.                                                                                                                                            13.04.2011                                         

4/04/2011

Seymour Duncan Özel Röportajı


Türkiye’den selamlar Bay Duncan, sizin gibi yaşayan bir efsane ile görüşebilmek gerçekten çok büyük bir zevk ve onur, öncelikle bunu söylemeliyim.

Röportaj için ben çok teşekkür ederim Barış. Umarım sorularını güzel yanıtlayabilirim.

Ona hiç şüphe yok. İnsanların çoğu sizi ilk olarak eski bir Fender Telecaster manyetiğini, bir pikap yardımıyla yeniden sararak bu işle başladığınızı ve daha sonraları ise efsanevi müzisyenler için harika manyetikler yaptığınızı biliyor. Sizi o kadar tanıyor. Peki bunun ötesinde nasıl bir adam var?

Pekala, manyetik yapmaya ve sarmaya 1960’ların ortalarına doğru Michigan, Kalamazoo’daki Gibson’dan Bay Les Paul’ün ve California’daki Fender firmasının yardımları ile başladım. Onlara sürekli olarak yazar, gitar modelleri ve manyetikleri hakkında tonla soru sorardım. Daha sonradan manyetiklerin nasıl yapıldıklarını görmek için epey manyetik söktüm ve üretim şekillerini gösteren çok sayıda çizim yaptım. 70 başlarında ise Fender’in Londra’daki bir merkezinde çalışmaya başladım. Bu süreçte Jeff Beck, Eric Clapton, Jimmy Page, David Gilmour, The Who, Robert Palmer, Supertramp, Golden Earring, Free, ve Thin Lizzy gibi grup ve gitaristler için çalıştım (Yazarın notu: Seymour’un verdiği listeye dikkat! Resmen Rock’n Roll Hall of Fame gibi :) )  Ayrıca S.Duncan Firması olarak da Slash, David Gilmour ve Eddie Van Halen gibi pek çok sanatçıya manyetikler yaptık ki bunların bazıları imzalı ürün oldu, kimi ise OEM model olarak çeşitli gitar firmaları için üretildi.



P.A.F. sınıfı manyetikler için son derece nadide, güçlü ve ayrıntıcı bir yaklaşıma sahipsiniz. Sizi P.A.F.lara bu kadar güçlü bir şekilde bağlayan şey nedir?

Ben Jeff Beck ve Eric Clapton gibi çok yenilikçi ve harikulade gitaristlerin zamanında büyüdüm. 60 ortalarında The Yardbirds, The Beatles ve Rolling Stones gibi grupların başlattığı “İngiliz İstilâsı” dönemindeki büyük blues gitaristleri beni çok cezp etmiştir. P.A.F. humbuckerlar takılı Les Paul’ler çalan Peter Green, Paul Kossof ve Jeff Beck gibi adamların soundları ise beni kendisine köle etmişti. Ayrıca Eric Clapton da, John Mayall’s Blues Breakers zamanlarında Les Paul (LP) kullanıyordu ve ben bu sanatçıların tonlarına çok büyük hayranlık besliyordum. Bu geleneksel P.A.F. tonunu kulağıma, bir ton standardı olarak aldım. Stratocaster ve Telecaster’ları bugün bile hâlâ çok seviyorum. Ancak LP sesleri için olay Seth E. Lover tarafından tasarlanan P.A.F. (Patent Applied For) humbucker manyetikleri idi. Yıllar boyunca Jeff Beck’in, Paul Kossof’un ve İngiliz “Chicken Shack” grubundan Stan Webb gibi bir çok ünlünün gitarlarını çaldım. Bu süreçte her birinin diğerinden biraz daha farklı olduğunu fark ettim ve manyetik araştırmalarına başlayıp birbirlerinden farklarını ortaya koyan çok detaylı notlar çıkardım.




Seri üretime sahip ürünlerinizi düşünürsek, medar-ı iftiharınız bunlardan hangisi olurdu?

Gurur kaynaklarım JB ve Jazz (sap) modellerimizdir. Bunlar 70 ortalarında, dostum Jeff Beck’in, George Martin (The Beatles) ile birlikte “Blow by Blow” albümünü kaydettikleri sırada tasarlandılar. Jeff’e “The Tele-Gib” dediğim ve iki adet yeniden sarımlı P.A.F. humbucker manyetik içeren bir telecaster yaptım. Manyetikler, harika bir blues gitaristi olan  Lonnie Mak’e, vaktiyle, ait olan eski bir Gibson Flying V’den çıkmaydı. Bu manyetikler eski bir dikiş makinesi kullanarak sardığım ilk “JB” ve “JM” manyetikleriydi.




Peki kendinizi bu işte ilk kez ne zaman başarılı hissettiniz ve “işte oldu, başardım!” dediniz?

Nisan Sayısında Gitarizm


GİTARİZM – Nisan 2011

Gitarizm’den tüm gitar severlere selâm olsun.

Gitarizm’in birinci yıl dönümünden hepinize sevgiler dileyerek başlamalıyım zira çeşitli makâleler, her biri Türkiye’de ilk kez olarak yapılmış özel röportajlar, çeşitli inceleme yazılarıyla dolu 12 sayıyı beraberce geride bıraktık. Şöyle bir düşününce nelerden, kimlerden bahsetmişiz diye, öyle isimler çarpıyor ki gözüme, inanın gurur duyuyorum; Seymour W. Duncan, Steve Morse, Fatih Yılmaz, Ian Anderson, Bill Nash, Yuriy Shiskov, Steve Blucher, Orhan Ümmetler röportajları mesela… Ayrıca daha önce Türkiye’de hiçbir şekilde basılı literatüre girmemiş olan elektrogitar manyetikleri üzerine, ki yazılı basında yer almış en kapsamlı manyetik yazısıdır hâlen, perde demirleri üzerine veya bu sayıdaki gibi modifikasyonları üzerine ele aldığımız gibi konular mesela… Bitmedi, özellikle ikinci periyotta vermeye başladığımız hediyeler de var; bu bir yıl içinde çeşitli sayıdaki okurumuz Alen Geere’dan pedallar, Necarman’dan humbucker setleri, Fatih Yılmaz’dan gitar bakımı, Kıvılcım Müzik’ten Seymour Duncan manyetik ve DiMarzio askı kazandılar. Bu sefer bir değişiklik yapıyor, teşekkür listemi başa alıyorum; geçen bir sene içinde desteklerini, varlıklarını sürekli olarak hissettiren tüm okurlara, yani şu an bu satırları okuyan size teşekkür ediyorum. İlk ve en önemlisi o. Röportaj yaptığım veya konu ettiğim tüm konuklara teşekkür ediyorum, her biri konularında saygın bir otorite olan bu insanlar kıymetli vakitlerini ayırmak suretiyle Gitarizm’in şekillenmesinde katkı sahibidir. Bana duydukları güvenden dolayı editörlerimiz Cem ve Aydilge’yi de anmamak olmaz, güveniniz için teşekkürler (you rock ;) ), Gitarizm’den okurlarımıza verebilmemiz için hediyeler sunan üç kıtanın hâkimi Alen Emre Balkan (Alen Geere Effects), Fatih Yılmaz (The Man Himself), Onur Kara (Necarman Manyetikleri) ve Faruk Kavi’ye de sonsuz teşekkürler. Yine köşemde yer alan temalardan birisi için, relic gitarlar için tanıştığımız, beni tanıdıktan sonra denemem ve tanıtmam için özel bir gitar hediye eden Bill Nash’e ve Nash Guitars’a da ne kadar teşekkür etsem az gelir. İyi ki varsınız ve inşallah bir yıl sonra daha da iyisine beraberce ulaşırız…

1.yıl hâdisesi bir yana bu ay itibâriyle yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Nasıl bir şey olacağından, kabaca geçtiğimiz sayıda bahsetmiştim. Fabrika çıkışlı olan gitarlar, genel itibâriyle “herkese göre” diye betimleyebileceğimiz bazı genel şartlara göre tasarlanır ve üretilirler. Bu genel özellikler gitarın üretildiği hedef icracı kitlesinin temel ihtiyaçları, istek ve eğilimleri baz alınarak belirlenir. Dolayısıyla son derece mantıklı bir stratejidir ve insanların çoğu için herhangi bir ilâve ihtiyaç hali söz konusu olmayabilir. Lâkin birçok gitarist için ise minör veya majör ölçekte performans, ton kalitesi, tonal biçem gibi hususlarda bazı iyileştirmeler yapma ihtiyacı söz konusu olmakta ve bu türden modifikasyonlar son yıllarda ülkemizde de büyük ivme kazanmış durumda. Ancak bu ivmeye güç veren çok ciddi orandaki müzisyen, naçizâne gözlemime göre, böyle modifikasyonlar konusunda oldukça “ilginç” hamlelerde bulunmakta. Rasyonel gerçeklere dayanan, mantıklı ve uygulaması olan modifikasyonlar görülse de, kimileri için modlar “kocakarı ilâcı” yapısından daha öteye geçememekte ve sadece kulaktan dolma üfürme bilgilere, süslü ve abartılı reklâm sloganlarına, olaya yeterince hâkim olmayan gitar tamircilerine, daha da vahimi 90 başlarında “Satriani, Kirk Hammet için en kötü öğrencimdi demiş” veya “Dave Lombardo ile Lars bir metal parayı duvarda bagetleriyle sektirme yarışmasına girmişler, Lars iki dakika tutabilmiş anca, Lombardo baba ise yarım saat tutmuş, daha da tutarmış ama Lars daha da rezil olsun istememiş” türündeki absürd öykülere hayat veren zihinlerden türeyen fantastik bilgilere(?) dayanmakta. Hâl bu iken istedim ki aktif olarak müzik yapanlara faydalı olabilecek, çoğu kolayca uygulanabilir, bazıları profesyonel bir elin deymesini gerektirecek bazı faydalı modifikasyonlardan bahsetmeye çalışacağım. Buna girizgâh olması bakımından seçtiğim konu At-Avrat-Strat (bu esprinin referansı çok sevdiğim ve ustam addettiğim sevgili Cemal Öztürk’tür, onu da belirtmeden geçemedim) felsefesinin bir yansıması olan stratların doğal tonlarının geliştirilmesi hakkında. Hem özellikle temiz tonlarda bir stüdyo standardı olması bakımından, hem Fender veya değil Strat sahibi olan insan sayısının azımsanamaz çokluğundan, hem de yıllar içinde elimden epey sayıda strat geçmesi sebebiyle artık, kendimce, iyi tanıdığıma da güvendiğimden stratları konu aldım kendime. Gelecek ay ise bir aksilik olmazsa size nasıl lehim yapacağınızı, nasıl manyetik değiştirebileceğinizi, bu işler için nasıl ve hangi teknik özelliklerdeki cihazlara sahip olmanız gerekeceğini fotoğraflarla anlatacağım. Gelecek ay bunu işleyelim ki sonrasında elektronik modlar ile alâkalı yazılar hazırladığımda, bunları kolaylıkla uygulayabilin, eğer bu işlerden anlamıyorsanız. İnanın 50 Kuruş – 1 TL gibi maliyeti olan minicik parçalar ile gitarınızın temiz tonlarını daha belirginleştirebilmeniz, 3 single manyetiğe sahip stratınızdan 5 değil çok daha fazla ses elde edebilmeniz veya bir eliniz gitarla temastayken diğer eliniz mikrofona deydiğinde çarpılma durumunu sıfırlamanız hiç de imkânsız değil. Sadece elektronik değil, bu ay olduğu gibi gitarın tonal ve işlevsel performansını arttıracak stratejilerden de bahsedeceğim. Yine de aklınıza gelen başlıklar varsa, lütfen yazın, onlara da yer verelim zaman içinde. Adresimi biliyorsunuz; nienturi(at)gmail.com ;) Ayrıca http://guitarism-tr.blogspot.com/  adresindeki bloguma da beklerim.

Gelecek ay büyük bir lütiye ve bahsettiğim lehimleme ile alâkalı makalenin yanı sıra dergimizin “Bas Gitar Günlükleri” adlı bölümünün usta kalemi Koray Ergünay ile birlikte elektrik gitar ve bas gitar kayıtları konusunda hazırladığımız bir proje ile de karşınızda olmak ümidiyle…




Barış ŞAHİN                                                                                                                                   15.03.2011                                        

3/19/2011

Sound Mart Sayısı Bayilerde

Sound Dergisinin Mart Sayısı Bayilerde.




Sevgililer gününden hepinize merhabalar.

Çok sıkı bir Gitarizm ile huzurunuzdayım. Bu sayı için sıkı çalıştım, faydalı olacağına inandığım üç konum var. Ayrıca eklemem gerekir ki bu sayıdaki yazılarımı minik Utku Biçer bebeğe adıyorum. Konuların ilki ve Gitarizm’in mart ayında ana teması Amerikalı usta lütiye, tam bir genç yetenek olan Ian Anderson özel röportajı. Ian, “Standart” adını verdiği muhteşem gitarları ile özellikle Amerika butik gitar pazarında büyük saygı duyulan, yaşı itibâriyle genç sayılabilecek bir gitar yapımcısı. Ian’in adını ilk kez, Demir Uyar ismindeki bir arkadaşım sayesinde duymuştum ve açıkçası Demir’in gitarını ilk gördüğümde, sound bir yana, görünüşüne çok ısınmamıştım. Lâkin bir süre sonra, önce muazzam cazibe sahibi “A’La Turca Burst” adı verilen boyasına, sonra da sadeliğinin içinde saklı ustalığa hayran kaldığımı belirtmem gerek. Dolayısıyla ilk bakışta aşk yaşamasanız bile bu gitarı göz ardı etmeyin derim. Zirâ o “elektrik almama” durumlarından, “Ian Anderson Standart” sahibi olmak için neler feda etme” hâline geldi bendeki durum :) Ayrıca röportajda okuyabileceğiniz gibi Ian, Türkiye’yi ve Türk gitaristleri az çok tanıyan bir adam ve Türkiye’den gelebilecek siparişlere de açık. Eğer iyiliğinden emin olacağınız bir Les Paul istiyorsanız, profesyonel bir müzisyen olarak LP türü bir şeye ihtiyacınız varsa ve Gibson’ın türlü numaralarına, fiyat politikalarına vs. kılsanız, seri üretim bir LP’den çok daha fazlasını ve özelini arzuluyor, custom shop çıkışlı Les Paul’lerin bol sıfırlı, astronomik rakamları gözünüzü korkutuyorsa Ian Anderson, hem üretim, hem boya/cilâ, hem hammadde, hem de yaklaşım olarak mükemmel bir alternatif olur diye düşünüyorum. Umuyorum bir gün Ian’in elinden çıkacak, üzerinde mineral lekeleri olan akçaağaç kapaklı, tek parça Honduras maunu gövde ve saplı, A’La Turca Burst renginde (Demir’e de bu rengi seçeneklere kattığı için sevgiler) bir ”Standart” sahibi olabilirim.





Ayın diğer konusu ise Nash S-57 gitar incelemesi. İki ay evvel özel röportajı ile tanıtmıştım Bill Nash ve firması Nash Gitarlarını. Ne kadar muhteşem gitarlar yaptıklarına şahit oldum. Bu ay bir Nash S-57’yi en ince ayrıntılarına kadar inceleyeceğiz. Bu yorum için çok kısa bir özet geçmemi ister misiniz? “Mükemmel bir Strat”. Ayrıntılar bu sayıda…

Vermek istediğim bir haber daha var; Gitarizm için bir blog açtım. Gitar ve ekipmanları ile alakalı pek çok konu, haber, geçmiş yıllarda, özellikle YUXEXES’deki “Gitardaki Sarmaşık” adlı köşem için ünlü gitaristlerle yapmış olduğum özel röportajlar, genelde ingilizce olarak blogumda. http://guitarism-tr.blogspot.com/ Eğer destek olup bloguma kaydolur ve/veya facebook sayfanızda duyurabilirseniz sevinirim.

Önümüzdeki ay “Stratın Doğal Tonunu İyileştirmenin 12 Yolu” adlı modifikasyon makalem ile huzurlarınızda olmak ümidiyle… Stratlara yapılabilecek modifikasyonlar hakkındaki yazı dizimin ilk bölümü ki bu yazıda, elektronik/manyetiksel tilkiliklere hiç girmeden, öncelikli olarak stratlarımızın doğal tonlarını iyileştirecek birkaç ufak tefek, bazısı bilinen, bazısı pek bilinmeyen, kimi ise hafife alınsa da önemli olabilen ipuçlarından bahsettim. Sizden gelecek tepkilerle ne kadar gideceği belli olacak bu dizisinin. At-Avrat-Strat üçlemesini hayat tarzı olarak yaşayanlar, gitarının kapasitesini arttırmak veya potansiyelini  ortaya çıkarmak isteyenler işbaşına. Ne de olsa devir mod devri ;)

Bu ay; Ian Anderson’a, Ayşenur Ulupınar’a, Bursa’dan sevgili dostum Orkun ve Günay Yetimarslan’a (düşüncenizde olmak büyük onur), Alen Emre Balkan’a, ziyareti için Ali Ulupınar’a, Bill Nash ve Scott Lentz’e, A’Kuillion’dan Oğuzhan’a, desteği için Salih Vezneli’ye çok teşekkür ederim. Ayrıca Ufuk&Dilek Biçer’i doğalı daha birkaç gün olan bebekleri Utku için tebrik ediyorum.

Barış ŞAHİN                                                                                                                               14.02.2011                                        

Popüler Yayınlar